Mehmet Tatlı yazdı: Kürt basınında DEM Parti’ye eleştirilerin dozu artıyor

Çözüm süreci atmosferinin siyasetin koordinatlarını yeniden çizmeye başladığı Kürt siyasal alanında, son aylarda giderek belirginleşen bir iç tartışma yürütülüyor. Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam, Yeni Özgür Politika ve NuMedya24 gibi Kürt hareketine ideolojik olarak yakın mecralarda birkaç ay önce başlayan DEM Parti’ye yönelik eleştiriler giderek artıyor. Üstelik bu tartışmalar, geçmişte olduğu gibi yalnızca siyasal ayrışmalarla sınırlı kalmıyor.

Bugün basından Kürt siyasetine yöneltilen eleştiriler; temsil, yönetim tarzı, liyakat, rant, kurumsal refleksler ile bireysel ve toplumsal beklentiler arasındaki uyumsuzluk gibi daha somut başlıklarda yoğunlaşıyor ve henüz isim kullanılmasa da parti kadrolarını hedef alıyor.

Öyle ki, partiye yönelik eleştirilerin ifade edilmesinde sembolik eşiklerden biri, bu yıl gerçekleşen Newroz kutlamaları oldu. Diyarbakır’dan İstanbul’a kadar Newroz alanları, bir kutlamanın yanı sıra parti tabanının siyasal geri bildirim mecralarına dönüştüğünü ortaya koydu.

Kürt basınında DEM Parti’ye eleştirilerin dozu artıyor

Kürt kamuoyunda bir süredir devam eden bu tartışmalara, Diyarbakır’da okunan mesajıyla Abdullah Öcalan da dâhil oldu. Öcalan, “bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım” çağrısı yaparak eleştirilerin yalnızca performansa değil, örgüt içi ilişki kurma ve anlam üretme biçimlerine de yönelmesi gerektiğini ifade etti. İmralı Cezaevi’nden geçtiğimiz yıl tahliye olan ve Öcalan ile parti arasındaki önemli bağlardan biri olarak görülen Çetin Arkaş ise konuşmasında, “halkın yarattığı değerler üzerinden bireysel ikbal peşinde koşanlar sert kayaya çarpacaktır” dedi.

Arkaş’ın bu sözleri, Kürt basınında birkaç aydır devam eden tartışmalara yeni bir ivme kazandırdı ve binlerce yurttaş tarafından paylaşıldı.

Kürt basınında DEM Parti’ye eleştirilerin dozu artıyor (Foto: Sertaç Kayar)

“Temsil siyaseti bir kariyer yolculuğu mu?”

Benim de 5 Ekim 2025 gibi erken sayılabilecek bir tarihte “Selahattin Demirtaş DEM Parti’nin neresinde?” ve 18 Ekim 2025’te “Sürecin birinci yılında Kürt hareketi nereye?” başlıklı yazılarımla katkı sunduğum bu eleştiri sürecinde, DEM Parti’ye ilk ciddi ithamlar 24 Aralık 2025’te Yeni Yaşam Gazetesi’nden geldi. Gazeteci Sinan Cudi imzasıyla manşetten yayınlanan “Kürt siyasal hareketinde temsil sorunu” başlıklı yazı, partinin temsil mekanizmalarının istismar edildiğini, siyasetçiliğin bir mesleğe dönüştürüldüğünü, kariyerizm ve liyakat sorunları bulunduğunu ileri sürüyordu. Kürt hareketinin kalbinden çıkan bu yazı, parti kadrolarında şaşkınlığa yol açtı.

Mezopotamya Ajansı’ndan DEM Parti’ye Kürtçe karnesi

Eleştirilerde daha önemli bir eşik ise 19 Şubat 2026’da Mezopotamya Ajansı muhabiri Azad Altay imzasıyla yayımlanan “DEM Partili belediyelerin Kürtçe karnesi: 62’sinden 2’si kreş açtı” başlıklı haberle aşıldı. Haber, Kürtçe eğitim ve kamu hizmetleri konusunda seçim döneminde DEM Partili belediye eşbaşkanlarının vaatlerinin takibini yapmış ve partiye geçer not vermemişti. Habere göre parti, elindeki 62 belediyeden yalnızca ikisinde Kürtçe kreş açabilmişti. Yine habere göre, çok dilli yaşam konusunda da sınıfta kalan parti, birçok belediyesinin internet sitesine Kürtçeyi bile ekleyememişti. Haberin yazarı da tartışmalar içinde ayrı bir anlam taşıyordu: Azad Altay. Altay, bu haberden birkaç hafta önce Rojava’da SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile röportaj gerçekleştirebilecek kadar Kürt hareketinin içinden bir gazeteciydi. Bu sicil, partiyi alışık olduğu “partimize operasyon” söylemini devreye sokma imkânından fiilen mahrum bıraktı. Haber, bu nedenle salt bir icraat eleştirisi olarak kalmadı; partinin seçmenin siyasi önceliklerini kavrayıp kavramadığı sorusunu da tartışmaya açtı.

Dilan Karaman sürecinde yönelen eleştiriler

DEM Parti’nin Kürt basınıyla arasındaki dinamiklerde Dilan Karaman sürecinde de yeni kırılmalar yaşandı. NuMedya24’te Güler Yıldız imzalı ve Dilan’ın hayatını kaybetmesinden yalnızca iki gün sonra kaleme alınan “Yazının adı: Dilan Karaman” başlıklı yazı, partiyi de hedef alan erken bir sinyal işlevi gördü. Sonrasında JinNews’tan Yeni Özgür Politika’ya kadar birçok yayın organında konuyla ilgili eleştiriler sürdü. Raporun çıkmasıyla tepkiler zirveye ulaşırken, daha bağımsız bir çizgide meslek hayatını sürdüren gazeteci İrfan Aktan da DEM Parti’ye “mikro-iktidar alanları” eleştirisinde bulunarak “dramatik son” uyarısı yaptı. Kısacası, raporun hem yayımlanmasında hem geri çekilmesinde hem de DEM Parti’nin özeleştiri yayınlamasında Kürt basınındaki ısrarlı tepkiler belirleyici oldu.

Karaman ailesinin talebiyle geri çekilen komisyon raporunun ardından DEM Parti yönetimi hâlâ adım atamamakla itham ediliyor. Kürt kamuoyundaki yaygın kanı, parti yönetiminin “özeleştiri” açıklamasına rağmen olayda adı geçenleri koruduğu yönünde. Parti, Dilan Karaman olayına ilişkin bir duyuruyla özeleştiri yayımlamış olsa da olayla ilgili herhangi bir mekanizmayı işletip işletemeyeceğine dair henüz somut bir ipucu vermedi.

Parti, gelen eleştirilere nasıl yaklaşıyor?

Parti yönetimi, son aylarda Kürt kamuoyunda ve basınında yükselen eleştirilerin ağırlığı artmasına karşın genel olarak sessiz kaldı. Bunda bir tür “sorumluluk” karmaşasının da payı var.

Öte yandan parti içinde bu sessizliği demokratik olgunluğun bir gereği olarak değerlendirenler olduğu gibi, tüm yaşananları kendisine yönelik bireysel bir siyasi “operasyon” olarak görenler de bulunuyor. Parti yönetimi, özellikle sosyal medyada yükselen tepkiler karşısında halkla doğrudan karşı karşıya gelinmemesi konusunda milletvekillerini ve belediye başkanlarını uyardı.

Parti, zaten enerjisinin büyük bölümünü yıllık geleneksel etkinlik ve anma takvimini planlamaya ve bunu yerellerle koordine etmeye harcıyor. Parti yönetiminin şu an en son isteyeceği şey, yeni bir kriz.

Türk kamuoyuna ulaşmakta zorlanmayı sürdüren parti, bir başka cephede ise yükselen Kürt milliyetçiliğinin hem dijital hem de somut yan etkilerine maruz kalıyor. Partiye yakın çevrelerce “dijital korucu” olarak nitelendirilen yeni tip Kürt milliyetçileriyle başı dertte. Parti, bu kesimlere karşı daha agresif sosyal medya kampanyaları yürütüyor.

Öte yandan bu karşılıklı kampanyaların uzun vadede toplumsal gerilimler üretmesi oldukça olası. Kürt siyasetindeki merkez konumunu korumak isteyen DEM Parti, kendi tabanını da doğrudan etkileyen Kürt milliyetçiliği ile tıkanan ilişkilerini müzakere etmek ve bu alanı demokratikleştirmek zorunda kalabilir.

Kongre ve yeni parti tartışmaları

Tüm bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde, DEM Parti’nin önünde dar bir siyasal koridor beliriyor. Tabanın beklentilerini karşılayacak somut adımlar atılmadan eleştirilerin sönümlenmesi güç görünüyor; atılacak adımların ise yeterince hızlı ve kararlı olup olmayacağı belirsizliğini koruyor.

Çözüm sürecinin ilk gününden beri DEM Parti’nin yeni sürece göre yeniden yapılandırılacağı söylense de somut bir gelişme henüz yaşanmadı.

Parti, son kongresini 15 Ekim 2023’te yaptı. 2023 seçim hezimetinin muhasebesinin yapılmadığı bu kongrede eşbaşkanlar değişse de parti yönetimi, programı ve kurulları büyük oranda aynı kaldı. İki buçuk yıl önce gerçekleşen bu kongre, daha çok Yeşil Sol’un sebep olduğu isim karmaşasına son vermek amacıyla yapılan bir isim değişikliği kongresi niteliği taşıdı. Mevcut tüzüğe göre DEM Parti’nin en geç 15 Ekim 2026’da kongreye gitmesi gerekiyor. Yani DEM Parti feshedilip yerine yeni parti kurulmayacaksa beklenen kongreye en fazla 205 gün kaldı.

Çözüm sürecinin yarattığı tarihî fırsatı değerlendirebilmek için partinin hem iç işleyişini hem de basınla kurduğu ilişkiyi yeniden düzenlemesi gerekiyor. Önümüzdeki 205 gün bunun için yeterli olacak mı, izleyip göreceğiz.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.