Dünya Alem programına konuk olan siyaset bilimci Prof. Dr. Cangül Örnek, savaşın sadece askeri bir çatışma olmadığını; Batı’nın evrensellik iddiasının çöküşünü, sömürgeci mirasın geri dönüşünü ve Türkiye’nin egemenlik haklarını tehdit eden NATO hamlelerini İslam Özkan’a değerlendirdi.
Videonun özeti
- Prof. Dr. Cangül Örnek, savaşın askeri çatışmanın ötesinde olduğunu ve Batı’nın evrensellik iddiasının çöktüğünü vurguladı.
- İbrahim Kalın’ın ‘kendi hikâyemizi yazmalıyız’ söylemini eleştiren Örnek, Türkiye’nin ekonomik bağımlılığının bu iddiayı geçersiz kıldığını belirtti.
- NATO’nun boğaz girişine kurmayı planladığı karargah, Montrö Anlaşması’nın özünü riske atıyor; bu durum Türkiye’nin egemenliğini tehdit ediyor.
- Örnek, ABD ve İsrail’in bölgedeki ulusal egemenlik kaygılarına saldırdığını; bağımsızlık arayışlarının son kalıntılarına yönelik bir tehdit oluşturduğunu söyledi.
- Batı merkezli düşüncenin kırılmasının gerekli olduğunu ancak bunun kabilecilik veya oksidentalizm tuzağına düşürmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Habermas, Dabashi ve Batı’nın “kabilecilik” sorunu
Prof. Dr. Cangül Örnek, Dabashi’nin, Habermas’ın İsrail’in şiddetine verdiği destekle kendi “evrensellik” iddiasını çürüttüğü yönündeki tespiti üzerine şunları söyledi:
“Batı’da son yıllarda yükselen bir tartışma bu. Filistin soykırımı bu süreci alevlendirdi. Dabashi, Batı’yı askerî ve teknokratik hâkimiyetine güvenen bir ‘kabilecilikle’ suçluyor. Habermas gibi isimlerin sorunu sadece oryantalizm yapmaları değil; aynı zamanda kendi toplumlarındaki ve küresel sistemdeki sınıfsal eşitsizlikleri yok sayan bir iletişimsel eylem kuramı peşinde koşmalarıdır.”

İbrahim Kalın’ın “kendi hikâyemiz” çıkışına eleştiri
MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın “İslam dünyası kendi hikâyesini ve kavram setini oluşturmalı” yönündeki açıklamalarını değerlendiren Örnek, bu söylemin maddi gerçeklerle çeliştiğini savundu. Örnek, “Kendi hikâyenizi yazabilmeniz için maddi bir zemine ihtiyacınız var. Ekonominiz Londra bankalarına bağlıysa, neoliberal politikalarla tam entegreyseniz, askerî teknolojiniz ve üsleriniz yabancı güçlerin denetiminde ise hangi ‘özgün’ hikâyeden bahsedebilirsiniz? Küba’nın veya İran’ın direnç noktaları nedeniyle bir hikâyesi olabilir, ancak Türkiye gibi NATO üyesi ve ekonomik olarak dışa bağımlı bir ülkede bu söylem sadece felsefî bir fantezi olarak kalır” dedi.

Montrö tehlikede mi? Boğazlar ve NATO karargâhı
Boğazlar girişinde kurulması planlanan NATO karargâhı ve Adana’daki kolordu yapılanması hakkında konuşan Örnek, bu durumun 1936’daki tarihî kazanımları riske attığını belirterek, “Montrö’nün özü, Boğazların güvenliğinin sadece Türkiye tarafından sağlanmasıdır. Buraya yabancı bir gücün yerleşmesi, egemenliğin fiilen paylaşılması anlamına gelir. Türkiye, Montrö ile Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin güvenliğini riske atmama taahhüdü vermiştir. Ukrayna veya İngiltere gibi güçlerin Boğaz girişinde bir askerî yapı kurması Türkiye’yi tarafsızlık pozisyonundan uzaklaştırmaktadır” dedi.
Üçüncü dünyacılığın tasfiyesi ve ulusal egemenlik
ABD ve İsrail’in aslında bölgedeki “üçüncü dünyacılığın son kalıntılarına” saldırdığını belirten Örnek, bu kalıntının ise “bağımsızlık kaygısı ve ulusal egemenlik” olduğunu vurguladı. Slavoj Žižek’in “İran’ı ulusal egemenlik ilkesini savunduğu için desteklemeliyiz” tezine atıfta bulunarak, emperyalist sistemin bölge ülkelerini askerî, ekonomik ve siyasi olarak tam entegrasyona zorladığını söyledi. Örnek, Batı merkezli düşünceyi kırmanın hayırlı olduğunu söylese de bunun, bizi kendi içimize kapatan bir kabileciliğe veya oksidentalizm tuzağına düşürmemesi konusunda uyardı.
- Hamid Dabashi: “İstanbul Geçmişimizdi, İstanbul Geleceğimiz”
- İranlı profesör Hamid Dabashi de Wonder Woman tartışmasına katıldı
- TBB’den 10 Aralık İnsan Hakları Günü açıklaması: “İnsan hakları alanında ciddi geri adımlar atıldı, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı, AİHM kararları tanınmadı”
- Murat Kurum: “İstanbul’da CHP ve DEM Parti arasında aleni bir ittifak var”
- Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan muhalefete aday eleştirisi








