Sabahattin Ali’nin Markopaşa’daki emeği

İZMİR (Medyascope) – Rıfat Ilgaz, Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve daha pek çok bildik ismin adının geçtiği 1940’ların efsanevi mizah dergisi Markopaşa üzerine “Markopaşa Gerçeği” kitabının yazarı Mehmet Saydur ile konuştuk.

Markopaşa dergisi
Sabahattin Ali’nin Markopaşa dergisindeki emeği

Mehmet Saydur, 1940’ların efsanevi muhalif mizah dergisi hakkında önemli araştırmaları olan bir isim. 25 yıl önce okurla buluşan “Markopaşa Gerçeği” kitabı dergi üzerine yapılan ilk kapsamlı çalışma. Kitap uzun bir süredir maalesef yeni baskı yapmadığı için ulaşmak zor. Sayıları genel kütüphanelerde bile tam olarak bulunmayan derginin kayıp sayıları peşine düşen ve belgelerle derginin kimlerin elinde yükseldiğini anlatan Saydur, kitapla birlikte yanlış bilinen doğruların tekrar edilmediğine dikkat çekti.

2 Nisan 1948’de öldürülen Sabahattin Ali’nin bu yayın için neler yaptığını sorduk. Saydur, sayıları tek tek incelediğinin altını çizerek Ali’nin emeğinin net olarak görüldüğünü söyledi ve yazarın mizahî olmayan yazılar yazdığını kaydetti.

  • Sayın Saydur, “Markopaşa Gerçeği” kitabınız okura bulaşalı 25 yıl olmuş. Kitabın 2013’te bir baskı daha yaptığını görüyoruz. Bugünden baktığınızda bu çalışmanızın önemi ve bıraktığı izler hakkında neler söyleyeceksiniz?

Yazın dünyamızda Markopaşa gazeteleri çokça konuşuluyordu ama bir sayısı bile görünürde yoktu. Dolayısıyla yalan yanlış tartışmalar oluyordu. Gerçeğin ortaya çıkarılması gerekirdi. Araştırıp birçok sayıyı orada burada bulup bir araya getirdik. Gerçeği gözler önüne serdik.

Kitap üzerine Server Tanilli, Hasan Pulur, Deniz Som, Yalçın Bayer gibi yazarlar tarafından otuzdan fazla yazı yazıldı. İstanbul, İzmir TÜYAP Fuarlarında ve yurdun değişik yerlerinde 10’dan fazla söyleşi ve panel yapıldı. İstanbul ve İzmir panellerindeki benden başka konuşmacılar İlhan Selçuk, Server Tanilli, Şükran Kurdakul, Aydın Ilgaz’dı. Bu paneller çok sayıda okur tarafından izlendi. Tartışmalar zınk diye kesildi.

Markopaşa dergisi
Sabahattin Ali’nin Markopaşa dergisindeki emeği

Markopaşa’nın kayıp sayılarının peşinde

  • Kitabın hazırlanmasında Rıfat Ilgaz’ın oğlu Çınar Yayınları kurucusu  Aydın Ilgaz’ın destekleri olduğunu bizzat kendisinden öğrenmiştim. Kitabınızdan övgüyle söz ediyordu. Aydın Ilgaz’la birlikte kitabın hazırlanış süreci hakkında anılarınızı paylaşır mısınız?

Aydın Abi ile birlikte Markopaşa sayılarını araştırdık. Ben daha çok kütüphanelerde araştırdım. Aydın Abi biliyorsunuz çevresi ve ağırlığı farklı biriydi. Özellikle Asım Bezirci Belgeliği ile Aziz Nesin Vakfı Belgeliğinden çok sayısını buldu, getirdi. 1940’lı yıllara tanık birçok yazar ya da okurda da bir-iki sayısı varmış, yolladılar. Eksik kalan birkaç sayıyı da Aydın Abi ABD’nin bir yerlerinden ücret ödeyerek edindi. Şu an ulaşılmadık beş sayısı kaldı.

Kitabın hazırlanışına gelince… Bu tamamıyla benim görevimdi. Üzerinde tartışmalar çok olduğu için Markopaşa sayılarını öne çıkarmayı, kendimi arkada tutmayı uygun buldum. İnanılması için gazetelerden çokça belge koydum. Markopaşa sayılarının toplatılma olayları, kapatılmaları, yazarlarının gözaltına alınmaları ve yargılanmaları, aldıkları cezalar gibi konuları saptamak için dönemin gazete ve dergilerini ince ince inceledim. Böylece unutulmuş ilginç bilgilere ulaştım. Bu bilgilerin kaynaştırılarak ilgili sayı ile birleştirilmesi ve yorum katılması gerekti. Öyle de yaptım. Böylece Markopaşa’nın yeni sayısı çıkmadığında ya da başka bir adla çıktığında bunun nedenlerini ve o zaman aralığında Markopaşa yazarlarının başlarına gelenleri de verdim.

Dergiyi kim çıkardı?

Sabahattin Ali’nin Markopaşa dergisindeki emeği (Mehmet Saydur ve Rıfat Ilgaz)
  • Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Markopaşa ile ilgili çıkan yazılarda Aziz Nesin’in adı öne çıkıyordu. Bazı araştırmacıların eserlerinde bu tutumun olduğunu görüyoruz. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

Evet, yaygınca bir durumdu bu belirttiğiniz. İlgilenen herkes böyle sanıyor, Aziz Bey de ses çıkarmıyor hatta kendisinin çıkarttığını söylüyordu. Sabahattin Ali gazeteler çıkarken öldürülmüş. Rıfat Ilgaz şöyle oldu, böyle oldu, şurada konuştuk, burada karar verdik, falan sayı çıkınca başımıza şu iş geldi gibi Markopaşalara ilişkin pek çok şey anlatmıştı. İnce ince anlatır, “bunları sen araştıracaksın” falan derdi. Ben yapabileceğime inanmazdım. Neyse Ilgaz Hoca beni hazırlamış meğer, ölümünden bir yıl sonra bu amaçla kolları sıvadık işte. Markopaşa sayılarını bulup inceledikçe Rıfat Hoca’nın anlattıkları anımsadım bir bir. Belleğinin güçlü olduğunu biliyordum ama “bu kadar mı güçlü olur…” dediğim çok oldu. Çünkü anlattıkları birebir doğruydu. Burada şaşırdığım şey Asım Abi (Bezirci) ile bu konuda da hayli sohbet ettik. Kendisinde Markopaşa sayıları olduğunu söylemedi bana. Başka yerde de yazmadı çizmedi. Ancak 30 kadar sayısı onun belgeliğinden çıktı. Sanırım ikisi arasında tartışma yaratmak istemiyordu. Asım Abi, Rıfat Hoca’yı çok severdi. Hemen tüm etkinliklerine konuşmacı olarak katılırdı. Biliyorsunuz bir de “Rıfat Ilgaz” kitabı yazmıştı.

Şunu da bilirsiniz, birisi bir yanlış bilgi yazdı çizdi mi, kaynak göstererek aynı yanlış bilgiyi başkalarının yineleyip genelleştirme olayı ne yazık ki yaygın. Gerçeği araştırmak zor geliyor ve böylece bilgi kirliliği oluşuyor.

Sabahattin Ali’nin Markopaşa dergisindeki emeği
  • Sizin kitabınız Markopaşa’yı ayrıntılarıyla daha net ortaya koyuyor. Kitap çıktıktan sonra edebiyat ve basın çevrelerinde nasıl bir yankı yarattı?

Ezberleri bozacağı için bomba etkisi yaratacağını sanıyorduk doğrusu. Bir kişi bile çıkıp şu bilgi yanlış demedi, diyemedi. Çünkü belgesi kitapta var. Sahibi, yazı işleri müdürü belli; yazarı belli olmasa da yazıdan dolayı yargılanan belli, dosya numarası ve hangi ceza mahkemesinde yargılandığı belli; hangi tarih ve sayılı kararla ne kadar ceza aldığı ve ne kadar yattığı belli. Böyle olunca ortalık tısss! Şunu da eklemeliyim; Markopaşalarda sahiplik ve yazı işleri müdürlüğü yapıp yargılanan ve ceza alan yalnızca bilinen üç kişi de değil; Haluk Yetiş var, Mim (Mustafa) Uykusuz var, Mücap Ofluoğlu var, hatta olumlu olumsuz özellikleri olsa da Orhan Erkip var. Bu insanların da hakkını vermek gerekti, öyle de oldu.

Kitabın ilk çıktığı 2001 yılından sonra Markopaşalara ilişkin yanlış bilgi veren olmadı. Araştırmacıların güvendiği, temel aldığı kaynak oldu. Böylece bir döneme ilişkin gerçek bilgileri sunmuş olmaktan ve yayın dünyasının doğruları benimsemesinden dolayı mutlu oldum.  

Sabahattin Ali’nin Markopaşa dergisindeki emeği

Sabahattin Ali’nin emeği

  • Sabahattin Ali 78 yıl önce bugünlerde katledildi. Kitapta onun kaybının da altını çiziyorsunuz. Sabahattin Ali’nin Markopaşa’daki emeğini ve varlığını anlatacak olursanız neler söylersiniz?

Sabahattin Ali’nin de kurucuları arasında yer aldığı Türkiye Sosyalist Partili işçiler adını da koydukları Markopaşa için aralarında 260 lira topluyorlar. Bunun 1000 liraya çıkması gerekiyor. Bu parayı Sabahattin Ali karşılıyor. Bu sırada Haseki Hastanesi’nden taburcu olan Rıfat Ilgaz, Ankara’ya gidip yeniden öğretmenliğe dönme işiyle uğraşıyor. Ankara’ya gelen Sabahattin Ali, Ilgaz’a gelişmeleri anlatıyor. İlk sayı 25 Kasım 1946’da çıkıyor. İlk sayıdan 14. sayıya kadar “Sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü S. Ali” yazıyor. Sonra bu görevi M.Ofluoğlu, Mim Uykusuz, O. Erkip, Rıfat Ilgaz, Haluk Yetiş üstleniyor. Bir kez parayı koyan Sabahattin Ali. Sonra sahip ve belalı yazı işleri müdürlüğünü ilk 14 sayıda üstlenen de Sabahattin Ali. Bir kez şunu anımsamak gerek; Markopaşalar çıkmaya başladığı 1946 yılında Sabahattin Ali tanınmış bir yazar ve ozan. Rıfat Ilgaz öğretmen olarak atandığı için iki ay kadar olayın içinde yer alamıyor. Aziz Bey’in ise kitabı yok daha yani tanınmış değil. İleride en çok o yazacak, işleri üstlenecek ama başta adına güvenilen Sabahattin Ali.

Biliyorsunuz, Markopaşa’da başmakaleleri Sabahattin Ali yazıyor. Gazetenin diğer her bölümü mizah içerikli olmasına karşın O’nun yazıları ciddi ve “Cumhuriyetimizin Alfabesi” gibi… Emperyalizme karşı yazdığı yazılar açık, net, her yurttaşın anlayabileceği şekilde arı duru. Toplumcu gerçekçilik üzerine araştırma yapacaklara en güzel örneklerdir bu yazılar. İki ay kadar sonra hastaneye gelen ve öğretmenlikten yeniden atılan Rıfat Ilgaz da katılıyor. Süreçte en çok yargılanan ve ceza alan Ilgaz oluyor. Yukarıda adını andığım insanların katkıları da büyük. Her birinin kellesi koltukta… Bir yazar “mizah şövalyeleri bunlar” diyordu, Markopaşacılar için. Hatta Sabahattin Ali için Markopaşalar “sonun başlangıcı” oluyor. Yani ölümü bu yüzden oluyor. Şimdi biz “asıl emek onun değil şunundur” diyebilir miyiz?

1940’ların bedel ödeyen kuşağı

  • Sabahattin Ali cinayeti Türkiye basın özgürlüğü açısından ne ifade ediyor? Türkiye aydını o dönemde bu konuda nasıl bir tutum sergilemiştir?

Sabahattin Ali’nin öldürülme biçimi, Türkiye’nin ilk faili meçhul yazar cinayetidir. Ortaya çıkarılan Ali Ertekin kiralık katildir. Yaşım ve içinde bulunduğum ortamlar gereği, öldürülme olayını araştırmış yazarlarla bu konuyu tartıştım. Sabahattin Ali Olayı adıyla araştırmalarını kitaplaştıran Kemal Bayram Çukurkavaklı, Mehmet Başaran, Asım Bezirci ve Rasih Nuri İleri tartıştıklarım arasında. Rıfat Ilgaz’ı da katarak hepsinin ortak yorumu, işkence sırasında öldüğü, sınıra yakın Üsküp bucağının Sazara deresine cesedinin atıldığıdır.

1944’lerdeki Sansaryan Hanı ve tabutluklarında işkence edilen yazarları da unutmamak gerek. İşte basın özgürlüğünün o yıllardaki durumu… Faturayı toplumcu gerçekçiler ödemiştir, dersek yalan olmazı. Rıfat Hoca “İzleyen yıllarda solculuk ucuzladı, solcular çoğaldı” derdi. Yine de kırklı yılların mimli yazar ve ozanları her zaman dünyayı dar etmişlerdir.     

DP ile devam eden baskı

  • Kitabın sonlarında Markopaşa’nın 1950 seçimlerinden sonra mizah yoluyla muhalefet etme gereğinin ortadan kalktığını okuyoruz. Ardından Adnan Menderes’in mizah dergilerini hedef alan meclis konuşmasını okuyoruz. Peki, bu gereklilik ortadan kalktıktan sonra Markopaşa’nın hayatta kalan ekibi ne yapmayı tercih etti ve etkisi ne oldu?

Rıfat Ilgaz, Adembaba’da yazmaya başlıyor ve tam altı dava birden açılıyor. Giderek adı “yasaklı” oluyor. Yazılarını hiçbir dergi ya da gazete basmıyor. Adamcağız ekmek parasını çıkarmak için dizgicilik yapıyor. 5 yıl, 5 ay, 25 gün cezaevlerinde yatıyor. “Stepne” takma adıyla İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş mizah gazetesinde “Hababam Sınıfı” öykülerini yazıyor. O zaman olay patlıyor ama “ben yazdım” diyemiyor, ne acı değil mi?

Aziz Nesin, Fransızca bilmemesine karşın Fransızcadan çevirdiği savlanan bir yazı yüzünden 16 ay hapse, 16 ay güvenlikçe gözaltında tutulmaya mahkûm ediliyor. Sık sık yargılanıp cezaevlerinde yatıyor. 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.