İran’da sivillerden Trump’ın altyapı tehditlerine tepki: “Bedelini halk ödüyor”

İSTANBUL (Medyascope) – ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik altyapıyı hedef alma tehditleri, ülkede yaşayan siviller arasında yalnızca politik bir tartışma değil, aynı zamanda derin bir kaygı ve belirsizlik duygusu yaratmış durumda. Medyascope, İran’da farklı kesimlerden kişilerle yapılan görüşmelerde, savaşın gündelik hayata nasıl nüfuz ettiğine, insanların ruh hali ve geleceğe dair korkularına dikkat çekiyor.

İran’da sivillerden Trump’ın
İran’da sivillerden Trump’ın altyapı tehditlerine tepki

Haber: Goltane Ghazi



Haberin özeti

  • Trump’ın İran’a yönelik tehditleri, sivillerde kaygı ve belirsizlik yaratıyor.
  • Savaş, insanları psikolojik ve ekonomik olarak zor durumda bırakıyor; yaşam standartları düşüyor.
  • Altyapıya saldırılması, doğrudan halkı cezalandırma anlamına geliyor ve bu, adaletsizlik duygusu yaratıyor.
  • Katılımcılar, tehditlerin gerçek olabileceği ve bunun için uluslararası müdahale çağrısında bulunuyor.
  • Ortak bir beklenti olarak, savaşın sona ermesi ve barış arzusu öne çıkıyor.


Savaşın etkisi: “Normal hayat kalmadı”

Siviller, savaşın başlamasıyla birlikte hayatın tanınmaz hale geldiğini anlatıyor. “İnsanlar normal hayatlarından uzaklaştı” diyen Medyascope’un ulaştığı bir İranlı, yalnızca ekonomik değil, psikolojik bir kopuşa da işaret ediyor. Artan işsizlik, hızla yükselen fiyatlar ve kontrol edilemeyen enflasyon, insanların günlük yaşamını giderek daha kırılgan hale getiriyor.

Bir başka İranlı ise olası bir altyapı saldırısının yaratacağı tablo için şunları diyor: “Eğer altyapıya saldırı olursa en az 70–80 yıl geriye gideriz. Su, elektrik, gaz… hiçbir şey kalmaz.” Bu sözler, sadece teknik bir yıkımı değil, insanların yaşam standardının dramatik biçimde çökmesini de anlatıyor. “Bir anlaşma olsa bile, bugünkü seviyeye dönmemiz yıllar alır” ifadesi ise geleceğe dair umudun ne kadar zayıfladığını gösteriyor.

“Bu doğrudan halka saldırı”

Görüşmelerde öne çıkan en güçlü duygulardan biri, adaletsizlik hissi. Görüştüğümüz kişiler, altyapının hedef alınmasının siyasi bir hamleden çok, doğrudan halkı cezalandırmak anlamına geldiğini düşünüyor. “Altyapıya saldırı, İran halkına saldırıdır” diyen bir kişi, savaşın görünmeyen tarafını açıkça ortaya koyuyor. “Bu savaşın bedelini halk ödüyor” sözleri, insanların kendilerini karar vericilerin değil, sonuçların muhatabı olarak gördüğünü gösteriyor. “Bu saldırı rejime değil, halka karşıdır” ifadesi ise öfke ve çaresizliğin iç içe geçtiği bir bakış açısını yansıtıyor.

Korku ve kaygı

Trump’ın daha önce dile getirdiği tehditleri hayata geçirmiş olması, toplumda sürekli bir tedirginlik hali yaratmış durumda. “Trump söylediği saldırıları yapıyor, korkusu yok” diyen bir İranlı sivil, bu tehditlerin artık sözde kalmadığını vurguluyor. “Altyapıya da saldıracaktır” diyenler, bu ihtimali kaçınılmaz bir gerçek gibi görüyor. Bu korku yalnızca soyut bir endişe değil; insanların evlerine, ışıklarına, sularına ve günlük rutinlerine dokunan somut bir kaygı. “Bu durum korku yaratıyor çünkü doğrudan insanların günlük yaşamıyla ilgili” sözleri, tehdidin ne kadar kişisel hissedildiğini gösteriyor. “Bu varlıkların yok edilmesi ekonomiye ciddi bir darbe olur” diyen görüştüklerimiz ise yalnızca bugünü değil, yarını da kaybetme korkusunu dile getiriyor.

İran’da sivillerden Trump’ın altyapı tehditlerine tepki

“Bu bir savaş suçu olur”

İranlılar, yaşananları yalnızca bir savaş olarak değil, aynı zamanda bir hukuk ve etik meselesi olarak değerlendiriyor. “ABD altyapıyı hedef almamalı, bu bir savaş suçu olur” diyen görüşler, uluslararası hukukun ihlal edildiği düşüncesini yansıtıyor. “Uluslararası toplum bu saldırıları engellemek için baskıyı artırmalı” çağrısı, yalnızlık hissinin de bir göstergesi. İnsanlar, dış dünyanın müdahale etmesini ve bu süreci durdurmasını bekliyor. “Fabrikalar vurulursa sivil ölümler ve işsizlik artar” sözleri ise bu saldırıların yalnızca yapıları değil, hayatları da yok edeceğini hatırlatıyor.

Sınırlı saldırı ihtimali: “Sözünü tuttuğunu göstermek isteyebilir”

Medyascope’un ulaştığı bazı İranlı siviller daha temkinli bir bakış açısıyla, saldırıların tamamen yıkıcı değil, sembolik olabileceğini düşünüyor. “Belki büyük çaplı olmaz ama saldırılar olacaktır” diyenler, tehditlerin tamamen gözardı edilemeyeceğini vurguluyor. “Bir ya da iki tesisi vurabilir” ifadesi, bu tür bir senaryonun mümkün olduğunu ortaya koyarken, “sadece tehditlerinin gerçek olduğunu göstermek için” sözleri, bu eylemlerin politik bir mesaj taşıyabileceğini düşündürüyor. Karaj’daki köprü örneği, bu tür sınırlı ama etkili saldırıların insanların zihninde nasıl yer ettiğini gösteriyor.

“Bu bir blöf de olabilir”

Öte yandan bazı İranlılar, bu tehditlerin psikolojik baskı yaratmaya yönelik olabileceğini düşünüyor. “Belki bu sadece bir blöftür” diyenler, yine de ihtimalin yarattığı tedirginliği gözardı etmiyor. “Altyapının yok edilmesi, ülkenin geleceğini yok eder” sözleri, korkunun yalnızca bugüne değil, gelecek nesillere de uzandığını gösteriyor. “Gelecek nesillerin yaşayabilmesi için bu altyapıya ihtiyacı var” diyenler, bugünkü kararların yarının hayatını belirleyeceğinin farkında.

Ortak beklenti: “Savaş bitsin”

Tüm farklı görüşlere rağmen, görüşmelerimizde ortak bir duygu öne çıkıyor: Yorgunluk ve barış arzusu. “Hepimiz bunun olmamasını umuyoruz” diyen İranlı siviller, artık daha fazla kayıp yaşamak istemediklerini açıkça dile getiriyor. “İki taraf müzakere etmeli ve savaş bitmeli” çağrısı, çözümün askeri değil diplomatik olması gerektiğine dair güçlü bir inancı yansıtıyor. “İnsanlar zaten stres altında, daha fazla kriz istemiyoruz” sözleri, toplumun psikolojik olarak ne kadar zorlandığını ortaya koyuyor. Daha sert ifadeler kullanan bazı İranlılar ise yaşananlara duydukları öfkeyi açıkça dile getiriyor: “Trump deli biri ama tehditlerini uyguluyor” ve “Bazen bir şeytanı başka bir şeytan kovar”. Bu sözler, umutsuzluk, öfke ve çaresizliğin aynı anda hissedildiği bir ruh halini gözler önüne seriyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.