Türkiye’de Galatasaray’a UEFA Süper Kupa’yı kazandıran, Beşiktaş’ı 100. yılında şampiyon yapan dünyaca ünlü Rumen teknik direktör Mircea Lucescu hayatını kaybetti. Lucescu, Guardian’dan Emanuel Roşu’ya verdiği röportajda, hem hastalığıyla verdiği mücadeleyi hem de “bir korkak gibi gidemem” diyerek sürdürdüğü teknik direktörlük yolculuğunu anlattı. Lucescu’nun son röportajını Türkçeleştirerek sizlere aktarıyoruz.
Haber özeti
- Mircea Lucescu, Türk futboluna büyük katkılarda bulunmuş, UEFA Süper Kupa kazandırmış bir teknik direktördür; ölmeden önceki son röportajında hastalığı ve Romanya’nın Dünya Kupası’na katılım mücadelesinden bahsetti.
- Lucescu, futbol tutkusunu koruyor ve Romanya’yı başarıya taşımak için mücadele ediyor; oyuncularına sürekli bağlılık ve azim aşıladığını ifade ediyor.
- 1970 Dünya Kupası’nda kaptanlık yapmış olan Lucescu, genç ve kendine güvenen oyuncular yetiştirmeyi hedefledi.
- Sağlık sorunlarına rağmen, Lucescu, takımının Türkiye maçını analiz etmeye devam etti ve başarı için olumlu bir ortam gerektiğini vurguladı.
- Son maçı 26 Mart’ta Türkiye’ye karşı oynadı; bu, Lucescu’nun yeşil sahalardaki son maçı oldu.
Bilmeniz gerekenler

Mircea Lucescu, bir yandan Romanya’yı 28 yıl sonra yeniden Dünya Kupası’na götürme mücadelesi verirken, diğer yandan kendi bedeniyle savaşıyor. Oyuncu ve teknik direktör olarak binlerce maça çıktı ama belki de en zoru şimdi önünde duruyor: Romanya’yı Dünya Kupası’na taşıyacak iki play-off maçı.
80 yaşındaki Lucescu’nun sağlık durumu iyi değil ancak enerjisinden ve futbola olan sevgisinden hiçbir şey kaybetmemiş. Aralık ayından bu yana üç kez hastaneye kaldırıldı. Buna rağmen, önünde bir espressoyla oturmuş, uzun kariyerini, Türkiye ile oynanacak play-off yarı finalini ve bir zamanlar evi olan Ukrayna’yı konuşuyor. Hastalığının detaylarını ise özellikle paylaşmak istemiyor çünkü önümüzdeki haftalarda odağın buraya kaymasını istemiyor.
“Doktorlar bana antrenörlüğe devam edebileceğimi söylediğinde, tüm dikkatimi Romanya için yapmam gerekenlere verdim” diyor ve ekliyor: “Federasyonla konuştum, bu duruma bir çözüm bulamadıklarını söylediler. En iyi durumda değilim; başka bir seçenek olsaydı görevi bırakabilirdim. Ama şunu özellikle söylüyorum: Bir korkak gibi gidemem. Dünya Kupası’na katılabileceğimize inanmalıyız.”
1970 Dünya Kupası: Romanya kaptanı Lucescu
Kilo vermiş olsa da futbol konuşurken gözleri hâlâ ışıldıyor. Zaten her zaman böyleydi. Teknik direktörlük kariyerinden önce bir oyuncuydu ve 1970 Dünya Kupası’nda Romanya’nın kaptanlığını yaptı. O turnuvada Peléli Brezilya, son şampiyon İngiltere ve Çekoslovakya ile karşılaştılar.
Romanya, dünya futbolunda güçlü bir iz bıraktı. Çekoslovakya’yı 2-1 yendi; Brezilya ve İngiltere’ye ise kıl payı kaybetti. Angelo Nikulescu yönetiminde oynadıkları futbol, daha sonra Pep Guardiola’nın oyun anlayışına ve tiki-taka sistemine ilham veren örneklerden biri olarak görüldü.
“Futbolumuzu oynadığımızda olağanüstü sonuçlar aldık” diyor Lucescu. “Dış dünyada ne olup bittiğini pek bilmiyorduk; kapalı, komünist bir rejimden geliyorduk.”
“Meksika’daki Dünya Kupası’na gittik. Sadece 16 takım vardı. Oyun tarzımızı göstermeye çalıştık. Pas yapmayı biliyorduk ve bunu rakiplerimizin fiziksel gücüne karşı kullandık. Ama 1970’ten sonra milli takım kimliğini kaybetti.”
“Genç, aç ve kendine inanan oyuncular istedim”
1970’ten yaklaşık 10 yıl sonra Lucescu, Romanya Milli Takımı’nın başına geçti. Henüz 36 yaşındaydı. Takımı 1984 Avrupa Şampiyonası’na taşıdı ve 1986 Dünya Kupası’na katılmaya da çok yaklaştı.
“40 yılı aşkın süre önce bu takımı kurarken genç oyuncuların Romanya için oynamaya aç olmasını istedim” diyor. “Onlara erken yaşta şans verdim. Duygularını kontrol edebilen, motivasyonu yüksek oyuncular istedim. Zihinlerinde özgüven inşa etmek istedim; başarı buradan gelir.”
Hagi’den Galatasaray’a uzanan yol
Lucescu, 1983’te henüz 18 yaşında olan Gheorghe Hagi’ye milli formayı verdi. Hagi, daha sonra Real Madrid ve Barcelona’da oynadı; Lucescu ile Brescia ve Galatasaray’da yeniden buluştu.
1986’ya kadar milli takımın başında kalan Lucescu, Romanya’nın 1990, 1994 ve 1998 Dünya Kupalarına ve 1996 ile 2000 Avrupa Şampiyonalarına katılmasının temelini attı.
Kulüp kariyerinde ise Inter, Galatasaray, Beşiktaş, Zenit, Şahtar Donetsk ve Dinamo Kiev gibi önemli takımları çalıştırdı. 30’dan fazla kupa kazandı ve uzun süre Sir Alex Ferguson’un ardından dünyanın en başarılı ikinci teknik direktörü olarak anıldı.
“Bu benim görevimdi”
2024 Avrupa Şampiyonası’nın ardından milli takımın başına ikinci kez geçen Lucescu, bu kararı bir sorumluluk değil, bir borç olarak gördüğünü söylüyor:
“Bu görevi kabul etmek benim için bir görevdi. Romanya futbolunun bana kazandırdıklarına karşı bir borcum vardı. Para ya da yeni bir madalya için değildi. Yeterince kupam var. Futbolun zihinsel yapısını değiştirmek istedim.”
Hastanede olduğu dönemlerde bile oyuncularıyla iletişimi koparmadığını ve Türkiye maçlarını analiz ettiğini anlatıyor.
“İmkânsız bir atmosferde oynayacağız. Beşiktaş’ın stadını çok iyi biliyorum. Orası gördüğüm en iyi statlardan biri. Rakip topu aldığında inanılmaz bir baskı kuruluyor. Bu gürültüye karşı bir çözüm var mı bilmiyorum. Türkiye’de oynamamış oyunculara neyle karşılaşacaklarını anlatmam gerekecek.”

Lucescu’nun son röportajı.
“Olumsuzlukla başarı inşa edemezsiniz”
Romanya’ya döndükten sonra futbol ortamının değiştiğini söyleyen Lucescu, eleştirilerin dozuna dikkat çekiyor:
“Artık övgü bulmak çok zor, değil mi?” diyor. “Bunu yarı şaka olarak söylüyorum ama eleştirenlerin her şeyi bağlam içinde ve nefret olmadan değerlendirmesini isterim. Sahte haberlerin nasıl yayıldığını ve kamuoyunu nasıl etkilediğini görüyoruz.”
“Sürekli olumsuz bir ortamda başarı inşa edemezsiniz. Bu imkânsız.”
“Her şey zihinde başlar”
Türkiye maçı öncesi kadro sorunları yaşayan Lucescu, sakatlıklar nedeniyle bazı kilit oyunculardan yoksun kalacak. Ancak mazeret üretmiyor:
“Sahaya çıktığında ruhunu ortaya koyacak oyuncular istiyorum” diyor. “Sadece iki saatlik değil, sürekli bir bağlılık. Milli takım oyuncusu herkesin üzerinde olmalı.”
“Onlara hep söylüyorum: Antrenmanda üç kilometre koşmak yetmez, maçta 11 kilometre koşmanız gerekir. Oynamıyorsanız daha fazla çalışın. Ormana gidin, parkta koşun. Her şey zihinde başlar. Başarı ya da başarısızlık ayarını beyninizde yaparsınız.”
Ukrayna ve geride bıraktığı hayat
Lucescu, olası bir Dünya Kupası’nı düşünmek istemiyor ama Ukrayna’yı sık sık aklından geçiriyor. 12 yıl Shaktar Donetsk’te, ardından Dinamo Kiev’de çalıştı.
“Eski oyuncularım ve arkadaşlarımla iletişim halindeyim. Oradaki durum korkunç” diyor. “2014’te Donbas’taki çatışmalar başladığında Donetsk’ten ayrıldım. Evimi her şeyimle birlikte bıraktım ve bir daha dönemedim.”
Son olarak yeniden bugüne dönüyor ve play-off maçına odaklanıyor:
“Oyuncularım adına mutluyum. Çok zor koşullarda buraya geldiler. Çin’den Körfez ülkelerine, Avrupa’nın alt liglerinden Romanya Ligi’ne kadar dünyanın dört bir yanında oynadılar. Kendilerini kanıtlamaya çalışıyorlar.”
“Umarım bu maçı bir dönüm noktası olarak görürler. Bir ‘önce’ ve ‘sonra’ yaratabilir. Dünya Kupası’na gitmek benim için değil, Romanya için olağanüstü bir başarı olur.”
*26 Mart’ta İstanbul’da oynanan Türkiye-Romanya maçı, Lucescu’nun yeşil sahalardaki son maçı oldu. İstanbul’da Tüpraş Stadyumu’nda oynanan maçı Türkiye, 53’üncü dakikada Ferdi Kadıoğlu’nun attığı golle 1-0 kazandı.








