İSTANBUL (Medyascope) – İBB davası 19. günde devam ediyor. İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu savunmasında, “Savcı Cahit Cihad Sarı, ‘Melih, gel ben sana çok iyi çalıştım’ diyerek müvekkilimi ifade öncesi baskıya almıştır. Çok iyi çalışmış hali buysa, çalışmamış hali ne olur?” diye sordu. İşte davada yaşananlar.

Son dakika haberlerini Medyascope’tan takip edin.
Haberin özeti
- İBB davası 19. günde devam ediyor. Ekrem İmamoğlu da bulunuyor.
- Melih Geçek’in avukatı, savcının ifade öncesi baskı yaptığını iddia etti.
- Davalının siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunan avukat, AKP’li belediye meclis üyesinin davaya müdahil olduğunu öne sürdü.
- Ertan Yıldız’ın durumu üzerinden dava sürecinin adaletsizliğine dikkat çekildi.
İçindekiler
Tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 92’si tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasına, 19’uncu günde devam ediliyor.
Duruşma, dün (8 Nisan) savunması alınan İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek’in çapraz sorgusuyla başladı. Ekrem İmamoğlu, Geçek’e, “Melih Bey, son olarak kurumumuzda bir genel müdür makamında görev yaptınız. Burada benim bir baskım ya da bir telkinim oldu mu? Sizi sorgulayan insan kaynakları kurulumuzda, genel sekreterimizde ya da insan kaynaklarından sorumlu danışmanımızda size herhangi bir yönlendirme, tebliğ ya da telkin oldu mu?” diye sordu.

İmamoğlu mahkeme heyetine seslendi
Geçek, “Asla duymadım. 2019 yılından, sizin bir sözünüzü hiç unutmam ‘Kimse bana ben ne olacağım diye gelmesin’ dediniz. İşe başlamadan önce sizinle fotoğraf çektirdim. 5 dakikalık görüşmeydi” dedi.
İmamoğlu devamında şunları söyledi:
“14 yıllık yol arkadaşım olan Melih Geçek gibi tertemiz, pırıl pırıl bir insanın, altı ay gibi bir sürede, liyakat sürecinden geçerek genel müdür olabildiği bir kurumdan bahsediyoruz. Böyle bir insanı ‘özel vasıflı üye’ gibi tanımlarla suçlamak, buradan bir suç örgütü çıkarmaya çalışmak kötü niyetli bir yaklaşımdır. Hiçbirimizin tanımadığı bir kişi üzerinden, benim adıma bir örgüt yöneticiliği kurgulamak; bu iddianamenin ne kadar temelsiz olduğunu gösterir. Bu nedenle açıkça ifade ediyorum: Bu iftiraname çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöptür.”
Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, savunması sırasında çantadan 500 bin TL olduğunu söylediği balyaları çıkardı ve şunları söyledi:
“İki sene sonra çıksam, ‘Mahkeme heyeti rüşvet aldı’ desem, para burada, çanta burada, ne yapabilirsiniz, kendinizi nasıl aklayacaksınız? Bu insanlar almadıkları rüşvetle, iftirayla yargılanıyorlar. Ayıptır günahtır, savcılık makamı bu kadar mı saptı hukuktan? Benim müvekkilim hakkında rüşvet iddiası yok, rüşvetten neden tutuklandı? HTS BAZ’larla bu işi kurtaramazsınız. Siz insanları bu şekilde yargılıyorsunuz. Biri çıkıyor, ‘Para verdim’ diyor, ispatı yok.”
Avukattan Ertan Yılmaz hatırlatması
Gökçehan Koçoğlu, dosyanın itirafçılarından Ertan Yıldız’ın ifadesi sırasında AKP’li Meclis Üyelerinin Akın Gürlek’in odasında olduğunu iddia etti. Koçoğlu şunları söyledi:
“İBB dosyası daha avukatlarında değilken, adliyede Akın Gürlek, etkin pişmanlıkçı Ertan Yıldız’ın ifadesini alırken, AKP’li Belediye Meclis Üyesi doğrudan odaya girdi. Diyorum ki davanın taraflarını muhatap almayan savcılık makamı, AKP’li Belediye Meclis Üyesini muhatap alıyor kendisine. Şimdi diyeceksiniz ki: ‘Ya bu adam başkan, kaç dakika oldu?’ Sizde süre var; 31. Diyeceksiniz ki: ‘Ya 31 dakikadır bu adam ne anlatıyor?’ Diyorsunuzdur muhtemelen, hak veriyorum. Ama ben tekrar söylüyorum; bu davanın siyasi saiklerle gittiğini anlatmadan buradaki eylemi de anlatamam. Mümkün değil. Bu dava baştan sona siyasi saiklerle yürütülmüştür.”
Gökçehan Koçoğlu, Ertan Yıldız’ın isminin iddianamede “Ertan Yılmaz” olarak geçtiğini hatırlattı, “Ertan Yıldız’ın tahliye kararını okuyorum. Farkı herkes görsün: ‘Suçun vasıf ve mahiyeti (bin küsur yılla yargılanıyor!), mevcut delil durumu, şüpheli savunmalarının alınmış olması, sabit ikametgah sahibi olması, tutuklamanın zorunlu şartlarda başvurulan istisnai bir koruma tedbiri olması, ölçülülük ilkesi…’ Ertan Yıldız’ı (veya Yılmaz’ı) bu gerekçelerle tahliye eden akıl, buradaki insanlardan ne istiyor? Suçun vasfı ve mahiyeti sadece buradaki insanlar için mi değişiyor? Ertan Yıldız dışarıdayken, Murat Abbas dışarıdayken bu insanların suçu nedir? Hepsi 13. eylemden, tek bir eylemle yargılanıyorlar” dedi.
Savcılık ifadesinde yaşananlar
Öğle arasından sonra savunmasına devam eden Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, Adalet Bakanlığı’na Personel Genel Müdürü yapılan İBB savcısının, müvekkilini “manipüle etmeye çalıştığını” söyledi:
“Savcı Cahit Cihad Sarı, ‘Melih, gel ben sana çok iyi çalıştım’ diyerek müvekkilimi ifade öncesi baskıya almıştır. Çok iyi çalışmış hali buysa, çalışmamış hali ne olur? Çok merak ediyorum. İfade sırasında ‘Kamuda iki tür yönetici vardır Melih; bir imza atsın diye oturtulanlar, iki senin gibi yönetsin diye oturtulanlar. Sen ikinci gruptasın gel bana anlat’ demiş. Daha ifade dahi almadan Melih Geçek hakkındaki görüşlerini gösteriyor. Kendisi acaba hangi sınıfta? Bu doğru bir yaklaşım değil. Müvekkilimin anlattığı şeyleri de yazmamış tutanağa. ‘Ben Melih Geçek’i nasıl manipüle ederim’ diye her şeyi yapmışlar.”
Avukat Gökçehan Koçoğlu, dosyanın itirafçılarından İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner’in, Çağlayan Adliyesi’ndeki terör ve örgütlü suçların yer aldığı savcılık katında “kız arkadaşıyla yemek yediğini” söyledi:
“İBB’nin KVKK sorumlusu kim? Naim Erol Özgüner. Nerede? Yok. Dağa kaçtı herhalde? Burada olsa ben ona sorular soracaktım. Benim gidemediğim 7. katta kız arkadaşıyla yemek yiyor. Bir savcı bir şüpheliyle kanka olamaz. Bunu yapamazsınız. Benim müvekkilime niye vermediniz yemek?”
Naim Erol Özgüner’in savcılıkta verdiği birbirinden farklı ifadelerle, Eylem 13 kapsamında 25 kişi tutuklu yargılanıyor.
Savcı, Özgüner hakkında suç duyurusunda bulunma talep etti
“Naim Erol Özgüner Eylem 16’da telefon üzerinden pazarlık yapmıştır” diyen avukat Koçoğlu, “Bu dosya pazarlıklarla dolu, savcının hissiyatlarıyla yazılmıştır” dedi, İmamoğlu “İddia makamı şaibelidir” dedi diye karşılık verdi:
“Avukat Mehmet Yıldırım Naim Erol Özgüner’in avukatıdır. Bir yayına çıktı borsacı avukat. Nasıl pazarlık yapıldığını duyacaksınız. (Video oynatılıyor, Yıldırım konuşuyor) ‘İlerleyen süreçte Erol Bey’in (Erol Naim Özgüner) de gördüğü çok somut bir şey vardı. Erol Bey de bunu gördükçe bundan bahsetti. Bu telefonun Erol Bey’de bulunduğu ilgili adli makamlar tarafından biliniyordu bu arada. Bu ilerde ortaya çıkacaktır.’ Bu telefon üzerinden yapılan ahlaksız pazarlıktır. Savcılık madem telefonun onda olduğunu biliyorsun o güne kadar neden almadı? Acaba, ‘Sende telefon var biliyoruz bize başka bir şeyler anlat’ mı dediler? Naim Erol Özgüner 23 Mart’ta kendisi hakkında soruşturma yokken telefonun fotoğrafını çekmiş, avukatı aracılığıyla savcılığa götürmüş. Bakın bu pazarlıktır. İnsanlar bu pazarlık nedeniyle burada tutuluyor. Polis ’27 Nisan’da telefona el koydum’ diyor. 12 Mayıs’a kadar bu telefona ne yaptınız? Kendi özgürlüğüyle pazarlık yapmış.”
Avukat Gökçehan Koçoğlu’nun savunmasının sona ermesinin ardından duruşma savcısı söz aldı. Savcı, Erol Naim Özgüner hakkında 13 numaralı eylemden “Kişisel Verileri Başkasına Verme, Yayma veya Ele Geçirme”den suç duyurusunda bulunma talep etti.
Hakim, Necati Özkan’ın savunmasına geçilmeden önce “Buradan çıkınca kimseyi dinleyesim gelmiyor” dedi.
Necati Özkan savunmasına başladı.







