Cihan Ataş yazdı: Sinemanın nabzı yine İstanbul’da atıyor

İstanbul Film Festivali, 45. yılında da kentin ritmini sinemaya, sinemanın sorularını sokağa taşıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından N Kolay sponsorluğunda düzenlenen festival, 9-19 Nisan 2026 tarihleri arasında 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmi İstanbul’un farklı salonlarında seyirciyle buluşturuyor.

Festivalin açılışı, Isabel Coixet’in Üç Veda / Three Goodbyes filmiyle yapıldı. Ancak asıl mesele açılış filmi ya da kırmızı halıdan çok, bu yıl seçkinin ne söylediği, hatta neyi yüksek sesle söylemekten özellikle kaçınmadığı.

Cihan Ataş yazdı: Sinemanın nabzı yine İstanbul'da atıyor
Cihan Ataş yazdı: Sinemanın nabzı yine İstanbul’da atıyor

Festival ne anlatıyor?

Bu yılın programına hâkim olan duygu tek kelimeyle özetlenebilir: “belirsizlik.”

Dünyanın politik gerilimleri, bireyin artan yalnızlığı, dijitalleşmenin yarattığı kopuş hissi ve giderek derinleşen güvensizlik duygusu, filmlerin ortak zeminini oluşturuyor. Festival seçkisi, dünyaya iyimser cevaplar vermekten çok, izleyiciyi rahatsız eden sorularla baş başa bırakmayı tercih ediyor. İstanbul Film Festivali bu anlamda, bugünün ruh hâlini yumuşatmadan perdeye taşıyor.

Bölümler arasında dolaşırken

Festivalin katmanlı yapısı, farklı sinema dillerinin yan yana gelmesine imkân tanıyor.

Uluslararası Yarışma, özellikle Avrupa sinemasının ağırlığını hissettirdiği bir alan. Minimalist anlatılar, uzun plan sekanslar ve karakter çözümlemeleri bu bölümde belirleyici. Büyük dramatik çıkışlar değil, içe doğru bükülen hikâyeler dikkat çekiyor.

Ulusal Yarışma ise Türkiye sinemasındaki kırılmayı bir kez daha görünür kılıyor. Büyük bütçeli, güvenli anlatılar yerini daha kişisel, daha açık politik alt metinler taşıyan filmlere bırakmış durumda. Bu filmler, seyirciye “ne anlatıyorum”dan çok “nereden konuşuyorum” sorusunu sorduruyor.

Genç yönetmenlerin filmlerini bir araya getiren bölümler ise alışılmış anlatı kalıplarını reddeden, biçimle cesurca oynayan işlerle dolu. Kimi zaman pürüzlü, kimi zaman fazlasıyla iddialı ama neredeyse tamamı risk almaktan çekinmeyen filmler.

Cihan Ataş yazdı: Sinemanın nabzı yine İstanbul'da atıyor
Cihan Ataş yazdı: Sinemanın nabzı yine İstanbul’da atıyor

Bir maraton, bir keşif

127 filmden oluşan bu geniş programda bazı eğilimler özellikle öne çıkıyor: Politik sinemanın geri dönüşü, göç, kimlik, iktidar ve özgürlük temaları güçlü bir şekilde temsil ediliyor. Karanlık bireysel hikâyelerde karakterler yalnız, sıkışmış ve çoğu zaman çıkışsız. Hibrit anlatımlarda belgesel ile kurmaca arasındaki sınırlar giderek silikleşiyor. Kadın yönetmenlerin artan görünürlüğü de dikkat çekici; programda kadın sinemacıların sayısı ve etkisi belirgin biçimde artmış durumda.

Bu filmler, izleyiciyi pasif bir tüketici olmaktan çıkarıp aktif bir yorumcuya dönüştürmeyi hedefliyor.

Cihan Ataş yazdı: Sinemanın nabzı yine İstanbul'da atıyor
Cihan Ataş yazdı: Sinemanın nabzı yine İstanbul’da atıyor

İstanbul: Festivalin görünmeyen başrolü

İstanbul Film Festivali’ni diğer etkinliklerden ayıran şeylerden biri de şehrin kendisi. Beyoğlu’ndan Kadıköy’e uzanan salonlar, kenti geçici bir sinema haritasına dönüştürüyor. Festival yalnızca filmlerle değil; fuaye sohbetleriyle, yönetmen söyleşileriyle ve tesadüfi karşılaşmalarla yaşıyor.

Borusan Müzik Evi’nde açılan Film Gibi Şehir sergisi de İstanbul’un sinemayla kurduğu uzun ilişkiye görsel bir ara veriyor. Kent bu festivalde yalnızca fon değil, bizzat hikâyenin parçası.

Bir festivalden fazlası olan 45. İstanbul Film Festivali, sinemanın hâlâ dünyayı anlamaya çalışmanın en güçlü yollarından biri olduğunu hatırlatıyor. Eğlenceden çok düşünmeye, cevaplardan çok sorulara alan açan bir festival.

Ve belki de bizi şu soruyla baş başa bırakıyor:

Gerçekte ne izliyoruz — ve neyi bilerek görmezden geliyoruz?

Bilgi notu: İstanbul Film Festivali’nin bu yılki gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas 1948 ve Beyoğlu Sineması; Şişli’de CineWAM Premium+ City’s Nişantaşı (Salon 3 ve Salon 7) ve Kadıköy’de Kadıköy Sineması, Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi ve Paribu Cineverse Nautilus olmak üzere yedi salonda yapılacak.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.