İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının 20. gününde Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan savunmasına devam edecek. Duruşmada İmamoğlu mahkeme heyetine, “Geçen hafta savcının şahsıma haddinizi bildiririz tehdidini ben aldım. Bu tehdit cümlesinin sahibi kimdir? Ben hangi örgüt, hangi kurum adına tehdit edildim?” diye sordu.

Tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 92’si tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasına, 20’nci günde devam ediliyor.
Duruşmaya, perşembe günü ara verilen İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın savunmasıyla devam ediliyor.
Özkan’ın savunması öncesi söz alan Ekrem İmamoğlu, geçen haftaki duruşmada duruşma savcısının “haddinizi bildiririz” sözlerini hatırlattı.
“Ben tehdit edildim”
Mahkeme başkanına seslenen İmamoğlu, “Bu bir tehdit cümlesi. Bu kayıtlara geçti. Bu tehdit cümlesinin sahibi kimdir? Ben tehdit edildim, hangi örgüt, hangi kurum adına tehdit edildim?” dedi.
İmamoğlu mahkeme heyetine şöyle seslendi:
“Geçen hafta savcının şahsıma haddinizi bildiririz tehdidini ben aldım. Bu bir tehdit cümlesi. Bu kayıtlara geçti. Bu tehdit cümlesinin sahibi kimdir? Ben tehdit edildim, hangi örgüt, hangi kurum adına tehdit edildim? Tehdit neleri kapsamaktadır, can güvenliği mi, mal güvenliği mi, özgürlük mü başka bir şey mi nedir? Sayın Başkan bu sizi ilgilendiriyor, siz benden mesulsünüz, heyet de benden mesul. Bu aleni tehdit karşısında bir önlem alacak mısınız? Ben bunları takip edeceğim. Tavrınız ve alacağınız kararlar kişisel hakkım açısından önemlidir. Tedbir alamıyorsanız, ‘Kişisel tedbir al’ diyorsanız, ben kişisel tedbir almaya çalışacağım. Bu bir tehdittir, ben kendi tedbirimi alacağım, tehdide karşılık da gereğini yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın arkamızda millet var.”
- Ruşen Çakır yorumladı | İBB davasının ilk gününden izlenimler: Usul esası belirler
- Ruşen Çakır yorumladı: Ekrem İmamoğlu’nun zorlu sınavı
- 19 Mart’ın birinci yılı: Kim ne kazandı, ne kaybetti? Ruşen Çakır yorumladı
- Emeklilere örgüt operasyonu: İmamoğlu için “Örgüt bilgisi PKK” notu düşüldü
- Ruşen Çakır yorumladı: Ve büyük dava nihayet başlıyor!
Necati Özkan savunmasına devam ediyor
Savunmasına devam eden Necati Özkan, iddianamede “rüşvet verme” suçundan tutuklu olduğunu ancak Eylem 4 kapsamında isnat edilen suçlamalarla ilgili ne kollukta ne savcılıkta ne de hakimlikte kendisine soru sorulmadığını belirtti.
Özkan şunları söyledi:
“Sayın Başkan, Sayın Heyet, Sayın iddia makamı. Bildiğiniz gibi ben Türk Ceza Kanunu 252/1’den tutukluyum. Yani rüşvet verme suçundan tutukluyum. Dolayısıyla ve özetle Eylem 4’teki konu, yani rüşvete aracılık etme konusu benim tutuklanmamla ilgili bir konu değil. Peki Eylem 4 ne? Eylem 4, tam dokuz yıl önce yaptığım bir yatırım işi. İddianameye göre bu bir suç eylemi, bir isnat ama benim tarafımdan baktığınız zaman bu bir yatırım; küçük bir yatırım işi. Yine hatırlatmak isterim Sayın Başkanım, Eylem 4 kapsamında isnat edilen suçla ilgili olarak bana kollukta, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ya da nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nde tek bir soru sorulmadı. Tam yedi buçuk ay boyunca. Üstelik aynen Eylem 13 ve üyelik meselesinde de olduğu gibi bunlarla ilgili bana soru sorulmadı. Ta ki ben ısrarla ve ısrarla dilekçe üstüne dilekçe verene kadar, yedi buçuk ay bekledik. O süre içerisinde tek bir soru sorulmadı.
Baktılar ki dilekçelerimin sonu yok; önce ortağım, aile dostum, eşimin yatılı öğretmen okulundan arkadaşı Ayşe Hitchins’i gözaltına aldılar. Kim Ayşe Hitchins? Ayşe Hitchins benim 40 yıldır aile dostum, çocuklarımız beraber büyüdü. Kanada’da yaşayan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ama aynı zamanda Kanada vatandaşı; bir Kanadalı beyefendiyle evli. Ve müthiş Türkiye sevdalısı, müthiş Türkçe sevdalısı. Hep bize şunu anlatır; ‘3 ay geçince duvarlara tırmanıyorum, Türkçe konuşacak kimse bulamıyorum’ diye. Ve yıllardır özlemi tekrar Türkiye’de yaşayabilmek. O yüzden bundan yıllar önce ev almak için İstanbul’a geldi, bizden yardım istedi. Ama her ikisi de ücretli çalışan. Ev alabilecek bütçelerinin olmadığını görünce benim şirketime yatırım yapmak istediler. Biz de kabul ettik; şirketimizin yüzde 15 hissesini aldılar. O günden beri benim ortağım; yani 25 yıldır benim aynı zamanda ortağım. Ve ben bunu dilekçemde ısrarla yazdım, her iki dilekçemde de yazdım, ‘Ayşe Hitchins benim ortağımdır, şöyle şöyle oldu’ falan diye.
Bakın dört tane gayrimenkulden bahsediyoruz; Eylem 4 kapsamında o dört gayrimenkulün üçünün bugünkü malikleri gözaltına alınmadı. Benim ortağım, benim kardeşim Ayşe Hitchins gözaltına alındı. Dahası yani kızcağızı, 65 yaşında bir kadın kızcağızı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ağlattılar ve sonuçta da bu davanın sanıklarından biri haline getirildi. Tek nedeni benim yakınlığım. Hani burada nasıl bazı sanıkların bütün aile fertleri alındıysa -Ekrem Bey dahil olmak üzere- Ayşe Hitchins’a yapılan muamele de o muameledir Sayın Başkanım.”
Necati Özkan, dosyanın “itirafçı” iş insanı Adem Kameroğlu’nun ifadesindeki çelişkilere dikkat çekti:
“Bütün bu süreçten sonra Adem Kameroğlu’nun ifadelerindeki tutarsızlıklara gelmek istiyorum. Çünkü Adem Kameroğlu verdiği her ifadede başka bir yalan söylemek zorunda kaldı. Yalan söylemek kolaydır Başkanım, ama yalanı sürdürebilmek imkansızdır; hele ki karşınızda hakikatin belgeleri varsa. Örneğin, etkin pişmanlık ifadesinde şöyle diyor: ’15 Nisan 2025 günü ifademi vermiştim ama gerçekleri söylemedim, işin ciddiyetini bilmiyordum.’ Yine aynı ifadede, ‘O döneme kadar Necati Özkan’ı tanımıyordum, sadece adını duymuştum’ diyebiliyor. Oysa ki biz 12 yıllık iş ortağıyız; üç yılı aşkın süre Pelikan Hill projesinde beraber çalışmışız. Sonra 24 Eylül’de Başsavcılıkta verdiği ifadede diyor ki: ‘Kameroğlu İnşaatı uzun süre ağabeyim Hüsamettin Kameroğlu yürüttü.’ Doğrudur, işin başında en başta o vardı ama üç yıl boyunca yaptığımız onlarca toplantıda defalarca karşılaştık. ‘Necati Özkan’ın firmasıyla Kameroğlu İnşaat arasında imzalanmış bir medya hizmet sözleşmesi var ise içeriğini bilmiyorum, sonradan öğrendim; bu süreç ağabeyim tarafından yürütülmüştür’ diyor. Ancak benim telefonumda abisinin numarası bile yok; telefonumda Kameroğlu firmasından kayıtlı tek kişi var, o da Adem Kameroğlu.”
“Hüseyin Gün’ün tek bir ifadesinde benden veri aldığına ilişkin tek bir cümle yokken hakikati nasıl bu kadar bükebiliyorsunuz” diyen Necati Özkan, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın son kitabı Heidegger’in Kulübesi’nde geçen “Yalan, yanlış, saçma ve hilafı hakikat olduğunu bilmem için gözümle görmem gerekmez. Hakikati benim deneyimlerim bana zaten söyler” sözlerine atıf yaptı. Özkan, “Böylesi bir saçmalık için doğruluk kontrolü yapmaya gerek yoktur” dedi.
İmamoğlu’ndan Özkan’a sorular
Necati Özkan’ın savunması sonrası söz alan Ekrem İmamoğlu, sorularını yöneltti:
İmamoğlu: “Sayın Necati hocam, değerli dostum, İmamoğlu İnşaat’tan hiç daire aldınız mı?”
Özkan: “Hayır almadım. Şirketin kampanyasını da yapmadım.”
İmamoğlu: “İyi ki almamışsınız. İBB’de herhangi bir idari, gayriresmi ya da sizi yöneten bir personel yönetici bir konumunuz oldu mu?”
Özkan: “Ne İBB’de ne iştirak şirketlerindeki herhangi bir yetkim sorumluluğum olmadı, İmamoğlu benim ne müşterimdir ne amirimdir. Bunu söylemiştim zaten biliyorsunuz başkanım.”
İmamoğlu: “Daha somutlaştırayım o zaman, sizden talimat alan veya veren biri var mıydı?”
Özkan: “İBB içinde talimat veren ya da alan olmadı benden. Ben Ekrem Bey’in kampanyasını yaparım bittiğinde işimiz de biter.”
İmamoğlu: “Biz sizinle bir dostluk ve kampanya direktörlüğü ilişkisi yaşıyoruz. Sizinle kaç seçim kaybettik kaç seçim kazandık”
Özkan: “Vatandaşın oy verdiği bütün seçimleri kazandık. İşin sırrı adaydır. Sizinle çalıştığımız dört seçimi de kazandık beşincisi yarım kaldı.”
İmamoğlu: “İnşallah onu da tamamlarız.”
Duruşmaya ara verildi. İmamoğlu salonda çıkarken şunları söyledi:
“Mücadele sloganımız ‘Yaşasın demokrasi, yaşasın adalet yaşasın cumhuriyet’ olsun. Etrafımızda güzel şeyler oluyor. Türkiye’de de olacak.”








