İSTANBUL (Medyascope, Müzeyyen Yüce) – Uyuşturucu operasyonu kapsamında 12 işletmenin mühürlendiği Kadıköy’de sokaklar hareketliliğini koruyor. Peki işletmeciler, emekçiler ve müşteriler operasyonları nasıl değerlendiriyor?

İstanbul’un en canlı kültürel ve eğlence merkezlerinden biri olan Kadıköy, uzun yıllardır farklı yaşam tarzlarının, müziklerin ve sosyal buluşmaların kesişim noktası olarak öne çıkıyor.
1990’lardan itibaren barlar sokağından Yeldeğirmeni’ne, Moda’dan Kadife Sokak’a uzanan hat, alternatif müzik sahnesi, bağımsız mekanları ve görece özgür atmosferiyle kentin eğlence kültürünün kalbini oluşturuyor. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan ilçe, yalnızca bir eğlence merkezi değil, aynı zamanda İstanbul’un dönüşen sosyokültürel yapısının da aynası gibi.
Ancak Kadıköy merkezde son dönemde yapılan uyuşturucu operasyonları ve ardından gelen mühürleme kararları, bu köklü yapıyı yeniden gündeme taşıdı. 25 Nisan’da gerçekleştirilen operasyon kapsamında 107 kişinin gözaltına alınması ve aralarında 7’si alkollü olmak üzere 12 işletmenin mühürlenmesi, Kadıköy sokaklarında neler oluyor sorusunu gündeme getirdi.

Kapılarda tadilat yazısı, işletmeciler sessiz
Operasyonların ardından olayın tarafları ile konuşmak, sokaklara etkisini incelemek için Kadıköy’e gittik. Her zamanki kalabalığını büyük ölçüde koruyan sokaklarda, ilk bakışta olağanüstü bir durum göze çarpmıyor. Mekanlar dolu, müzikler çalıyor. Operasyonun izleri ise daha çok kapısında “tadilattayız” yazısı bulunan birkaç işletme ve konuyla ilgili konuşmaktan kaçınan işletmecilerin sessizliğinde kendini gösteriyor. Kamuoyuna “mühürlenen” olarak yansıyan bazı mekanlar açık. Bazıları ise “tadilat” gerekçesiyle kapalı olduklarını söylüyor.
Kadıköy Esnaf Derneği (KADIDER) Başkanı Süleyman Erdal Eroğlu, operasyonların ardından oluşan tabloya tepkili. Eroğlu’na göre, basına yansıyan “mekanlar teker teker mühürleniyor” algısı gerçeği yansıtmıyor. Mühürlenen işletmelerin yasadışı bir faaliyetin parçası olmadığını savunan Eroğlu, gözaltına alınan işletmecilerin evlerinde ve mekanlarında uyuşturucuya dair bir bulguya rastlanmadığını belirtiyor. Operasyonlar kapsamında yedi tanesi alkollü mekan olmak üzere 12 işletmenin bir ay süreyle mühürlendiğini söyleyen Eroğlu, bu konuya dair hukuki işlem başlattıklarını anlatıyor:
“Bu işletmeler İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün talebiyle Kadıköy Kaymakamlığı tarafından kapatıldığı için biz idare mahkemesine başvurup yürütmeyi durdurma kararı alamıyoruz. Çünkü bu uygulama cezai işlem olarak görünüyor. Bu yüzden bizim yargı yolu ile mücadelemiz şu an devam ediyor. Kapatılan işletmelerin beş tanesi bizim üyemiz. Bu işletmelerin hiçbiri kapatılmayı hak edecek yasadışı bir işin içinde bulunmadı. Gözaltına alınan mekan sahiplerinin ne evlerinde ne de işletmelerinde uyuşturucuya dair bir şey bulunabildi. Zaten emniyet ifadesinden sonra serbest bırakıldılar.”

“Yıllardır torbacılara karşı mücadele ediyoruz”
İşletmecilerin müşteriler üzerinde arama ya da kimlik kontrolü yapma yetkisi olmadığını, gelen müşterinin takibinin yapılmasının neredeyse imkansız olduğunu vurgulayan Eroğlu, “Sektör olarak bakıldığında Kadıköy genelinde 700’ü aşkın işletme var. Sadece yedi alkollü mekanın çalışanı ile torbacı arasında bir bağ kurulmuş. Bakıldığında bu çok düşük bir oran. Ama yine de burada bir eksikliğimiz olmuş demek ki. Biz de bu aşamada daha iyisini yapmak için mücadele edeceğiz. Ama Kadıköy’deki işletme sahipleri kendi ahlaki değerleriyle mekanlarını yönetirler. İşletmelerimize hepimizin aileleri gelip gidiyor. Kadıköy uyuşturucu ile anılmaz, anılamaz. Biz yıllardır torbacılara karşı mücadele eden işletmeleriz” diyor.
Kadıköy’deki esnafların yaklaşık 30 yıldır birbirlerini tanıdığını ifade eden Eroğlu, “Müşteriler de bilirler. Üç-beş torbacının işletmede çalışan garsonlarla diyaloga geçmesinden ziyade, o torbacılar bu yasaklı maddeleri nereden temin ediyor, bu dağıtımı kimler üzerinden yapıyor? Emniyetin bu konular üzerine yönelmesi daha doğru geliyor. Biz de burada yıllardır uyuşturucuya karşı mücadele veriyoruz. Aramızda da barındırmayız. Dolayısıyla işletmelerin adının bu işlerle anılmasını doğru bulmuyoruz” diye devam ediyor.

“Kolektif bir cezalandırma”
Benzer bir eleştiri, Turizm Emekçileri Sendikası’ndan da geliyor. Sendika yönetim kurulu üyesi Emre Caka, operasyonların yalnızca suçla mücadele kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Caka’ya göre, tekil iddialar üzerinden işletmelerin 30 gün süreyle kapatılması, yüzlerce çalışanın gelir kaybına uğramasına neden olan “kolektif bir cezalandırma” anlamına geliyor. Mühürlenen yaklaşık 12 işletmede çalışan 300-400 emekçinin doğrudan etkilendiğini belirten Caka, sürecin sosyal boyutuna dikkat çekiyor.

“Biz ne uyuşturucunun ne de yasa dışı yapıların yanındayız” diyen Caka, şöyle devam ediyor:
“Ancak ‘uyuşturucu ile mücadele’ adı altında yürütülen bu operasyonların, aslında turizm-eğlence emekçilerini açlığa mahkum etme operasyonuna dönüşmesine izin vermeyeceğiz. Masadaki iki kişinin sivil polisle yaptığı konuşmanın bedelini, arkada siparişi taşıyan garson, yemek yapan aşçı, ürünleri hazırlayan bartendar ödeyemez. Tek bir iddia veya masa altından dönen ya da iddia edildiği gibi muhbirlik yöntemiyle bir olay gerekçe gösterilerek koca bir işletmeler 30 gün boyunca mühürlendi. Bu da en az 300-400 turizm emekçisinin şu an doğrudan sıfır gelirle baş başa kaldığı anlamına geliyor. İşçinin ekmeğiyle oynayan bu haksız mühürleme kararları derhal iptal edilmelidir.”
Kayıt dışı çalışma ve denetimsizlik sorunu
Öte yandan isim vermeden konuşan bazı işletmeler, Kadıköy’de uyuşturucu sorununun tamamen yok sayılmasının gerçekçi olmadığını söylüyor. Özellikle kayıt dışı ve geçici çalışan sisteminin işletmeler için denetim zafiyetine yol açtığını ifade eden bir işletmeci, “Kimi işe aldığımızı her zaman bilemiyoruz. Günlük ya da haftalık çalışanlar oluyor. Bu kişi torbacı çıkabiliyor. İşletmelerin buna dikkat etmesi gerekiyor” diyerek sektör içindeki kırılgan noktalara işaret ediyor.
Aynı şekilde, müşteri hareketliliğinin yoğun olduğu bu tür alanlarda bireysel davranışların kontrol edilmesinin ise neredeyse imkansız olduğu da dile getiren işletmeci, “Müşteri masada kiminle ne konuşur, birbirlerine ne alıp verip, dahası lavaboya indiğinde ne yapar takip edemeyiz. Bu sorunun çözümü işletmeleri mühürlemek değil. O uyuşturucunun Kadıköy sokağına nasıl geldiği ve kimin getirdiğine odaklanmak gerekiyor” diyor.
“Kadıköy uzun zamandır hedefte”
Müşteriler cephesinde ise daha parçalı bir tablo var. Bir kesim operasyonların gerekli olduğunu ancak yönteminin yanlış uygulandığını düşünürken, bazıları Kadıköy’de genel bir güvenlik sorunu olmadığını savunuyor. Daha eleştirel bir grup ise, meselenin yalnızca uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde ele alınamayacağını, daha büyük bir dönüşümün parçası olabileceğini dile getiriyor.
Bu görüşe göre, Kadıköy uzun süredir kentsel dönüşüm, sermaye yatırımları ve rant projelerinin odağında bulunuyor. Öyle ki Turizm Emekçileri Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Emre Caka da Kadıköy’ün uzun süredir büyük sermayenin ve rant projelerinin hedefinde olduğunu söylüyor.
“Kıyı şeridinden Terminal bölgesine kadar uzanan dönüşüm projeleriyle ilçenin ekonomik, mekânsal ve kültürel yapısı yeniden şekillendiriliyor” diyen Caka, “Bu nedenle bugün gördüğümüz mühürlemeleri ve çeşitli müdahaleleri yalnızca yaşam tarzı tartışmasıyla değil, Kadıköy’ü bütünlüklü olarak dönüştürmeye yönelik bir sürecin parçası olarak değerlendirmek gerekiyor” diyor.

Müzeyyen Yüce kimdir?
Müzeyyen Yüce, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. 2015’ten bu yana gazetecilik yapıyor. Antalya Körfez gazetesi, Gazete Duvar ve Artı Gerçek’te muhabir olarak görev yaptı. Artık serbest çalışıyor.
Proje hakkında
“Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya” projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (IGC) tarafından yürütülmektedir. Programın genel amacı, “Türkiye’de medya çoğulculuğunun ve özgür basının güçlendirilmesine” katkıda bulunmaktır.








