Kılıçdaroğlu Erdoğan ile aynı noktada buluştu: “Ben demiyorum yargı ‘Kurultay satın alındı’ diyor, söyleyen CHP’liler”

İSTANBUL (Medyascope, ANKA) – Kılıçdaroğlu Erdoğan ile aynı noktada buluştuAtanmış CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yargı kararına uyulması gerektiğini söyledi, “Yargı, ‘Siz bir kurultayı parayla satın alamazsınız’ diyor. Ben söylemiyorum, yargı söylüyor. Söyleyenler kim, herhangi bir partili mi? Hayır, CHP’liler” dedi. CHP’ye polis müdahalesine yönelik de konuşan Kılıçdaroğlu, “İçim burkularak izledim ben de. Bunlar olmamalıydı. CHP Genel Merkezi’nin kapıları milletvekillerine ve halka kapanamaz” dedi.

kemal kılıçdaroğlu
Kılıçdaroğlu Erdoğan ile aynı noktada buluştu: “Ben demiyorum yargı ‘Kurultay satın alındı’ diyor, söyleyen CHP’liler”

Kılıçdaroğlu Erdoğan ile aynı noktada buluştu

Atanmış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu basın mensuplarıyla bayramlaştı. Kılıçdaroğlu, evinin önündeki bayramlaşmanın ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir süreç başladığını ve bunun sağlıklı bir zeminde ilerletilmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Partinin birliğinin, bütünlüğünün korunması ve parti içinde uyumun olması, birlikte mücadele edilmesi, var olan sorunlara karşı sağlıklı çözümler üretilmesi hepimizin ortak görevi. Bunu yapmak zorundayız. Bunun için çalışmak zorundayız” dedi.

“Özgür Özel ile bir görüşmeniz oldu mu?” şeklindeki soruya “Bu arada olmadı ama tabii olur neden olmasın. Bayramlaşma da olur neden olmasın” şeklinde yanıt verdi. “Yüz yüze gelir misiniz?” sorusuna da Kılıçdaroğlu, “Niye gelmeyelim arkadaşlar. Biz düşman değiliz ki. Aynı partide görev yapan iki kişiyiz. Dolayısıyla bütün partililerimizle buluşuruz, konuşuruz, görüşürüz. Bunlar bizim doğal görevlerimiz. Böyle ayrışmak, kavga etmek, ayrışmayı çok dönülemez noktalara taşımak doğru değil” şeklinde yanıt verdi.

“Tedbir kararı kalkınca kurultay yapılır”

“Partide birliği, beraberliği sağlamak zor olacak mı?” sorusunu da Kılıçdaroğlu, şöyle yanıtladı:

“Sağlanır, niye sağlanmasın. Bizim partinin ciddi bir itiraz kültürü vardır. Bu itiraz kültürü partiyi diri tutar. Bu yeni değil, öteden beri olan bir gelenektir bu. Çünkü herkes düşüncesini özgürce ifade eder. Diğer partilerden farklıdır CHP. Ama sonuçta bu itirazı edenler bir araya gelirler, konuşurlar, tartışırlar ama partinin ana ekseninden ayrılmazlar.”

“Kurultay gündeminizde mi?” sorusunu da Kılıçdaroğlu, “Kurultay yapacağız arkadaşlar kurultaysız parti olur mu? Kurultay yapılacak. Tabii bunun için kurultayın yasal zeminde yapılması lazım. Tedbir kararı var tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır sorun yok” dedi.

Kurultay için Yargıtay’ın kararının kesinleşmesinin beklenip beklenilmeyeceği sorulan Kılıçdaroğlu, “Onu hukukçular bilir, ben de hukukçu arkadaşlara söyledim, ‘Kurultay olması yönünde zaman zaman ifadeler talepler dilekler bize yansıyor Biz bunu en kısa zamanda nasıl yapabiliriz’ diye. Onlar bize ‘tedbir kararı olduğu sürece bunu yapamazsınız ama tedbir kararı kalktıktan sonra kurultayı yapabilirsiniz’ dediler. Biz de tabii bakalım ne olacak dediğim gibi daha olayın bütün ayrıntılarını arkadaşlarımla beraber görüşmedik. Onları oturup görüşmemiz lazım. Her şeyi genel başkan bilir diye bir düşüncede değilim. Kuşkusuz bu hukukçuların alanıdır onların bilgi alanıdır hukukçu arkadaşlarla bir araya geleceğiz oturacağız konuşacağız, nedir en kısa sürede kurultayı nasıl yapabiliriz kurultayı, nasıl gerçekleştiririz bunları görüşeceğiz” yanıtını verdi.

“Genel başkanları kurultaylar seçer”

Özgür Özel’in “2 milyon üyeye soralım Genel Başkan seçelim” önerisi hakkında da Kılıçdaroğlu, “Genel başkanın nasıl seçileceği belli. Kurultayı devre dışı bırakamazsınız. Genel başkanları kurultaylar seçer” dedi.

Özgür Özel’in grup başkanlığının düşürülmesi konusunda bir itiraz yapıp yapmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, “Bu konulara girmiyorum. Her şeyin yasal zeminde yapılması lazım. Yasal zeminden dışarı çıktığınız andan itibaren parti olarak da kişi olarak da sorunlarla karşılaşırsınız. Eğer siz yasaları tanımazsanız yaptığınız işlemlerin tamamı sonuçsuz kalır. Grup başkanlarının, grup başkanvekillerinin seçilmesi, kurultayların yapılması, kurultaylarda delegelerin seçilmesi, parti meclisinin seçilmesi… Bütün bunların hepsinin hukuk zemininde yapılması lazım hukukunun dışına çıktığınız zaman olmuyor biz de hukuk için de her şeyin yapılmasına özen gösteriyoruz” dedi.

“Bir karara uyduk, işin Türkçesi bu”

Yargıtay’daki temyiz başvurusunun çekilmesi sorulan Kılıçdaroğlu, “Onu hiç bilmiyorum. Samimi söylüyorum. Hukukçu olmadığım için nedir ne değildir bilmiyorum. Çünkü bu davanın tarafı değilim. Davaya taraf olmadım, dava nedir ne değildir, hangi süreçtedir, nasıl oluyor… Bize böyle bir karar verdi biz bu karara uyuduk işin Türkçesi bu” diye konuştu.

İhraç iddialarını yalanladı

İhraç ve üyeliklerin askıya alınma iddiaları sorulan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Bir sürü dedikodu, bunlara inanmayın. Herkes bir şey söylüyor, ondan sonra bunlar sorun olarak ortaya çıkıyor. Bir parti yönetimi hukuk içinde ve ciddiyetle yapılır. Siz dedikodularla birisinin talebiyle, öbürünün talebiyle bir şey yapamazsınız hukuk içinde kalmak zorundasınız. İhracın koşulları vardır, bir kişiyi tutup da ‘ben bunu beğenmedim ihraç ediyorum’ diye bir kural yok. Gider yarın yargıya başvurur geri döner o zaman siz ne yapacaksınız? Kurallara uymak zorundasınız ihraç varsa tüzüğü açarsınız, bir kişi hangi gerekçelerle ihraç edili ona bakarsınız, kurala göre yaparsanız. Yoksa ‘ben şunu beğenmedim, ben seni partiden ihraç ediyorum’ bu olmaz. Geçmişte buna benzer uygulamaları olmuştur, bunlar pek çok partilimizi yaralanmıştır ama onlar yargı kararıyla geri partiye dönmüşlerdir. 1 Haziran’da parti meclisini büyük bir olasılıkla toplayacağız. Bir halkla buluşmamız var. Ondan sonra da parti meclisini toplayacağız. MYK’yı belirleyeceğiz.”

CHP’de genel başkanların her şeye tek başına karar vermediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “CHP’nin bir başka güzel özelliği var. Bizde genel başkan her şeye tek başına karar vermez, danışır mutlaka. Partinin içinde çok farklı görüşte arkadaşlarımız vardır, hukukçu arkadaşlara danışmak zorundasınız. Bölgelerdeki eğilimlere bakmak zorundasınız, onlarla konuşmak zorundasınız. Sağduyuyla sağlıklı bir çerçevede bakmak zorundasınız Ben kalkıp ‘şunu yapacağız, bunu yapacağız’ değil. Her şeyi hukuk içerisinde yapacağız, hukuk kuralları içerisinde yapacağız. Bu çerçevede yolunu, yöntemini belirleyeceğiz” dedi.

“Partinin kapıları kapanamaz”

CHP Genel Merkez binasına yönelik polis müdahalesi hakkında değerlendirmesi sorulan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Herkes yasalara uymak zorundadır değerli arkadaşlar. Bu konuda bütün ayrıntıları halkla buluşmada anlatacağım. Cumhuriyet tarihinde, CHP kurulduğundan bu yana hiçbir milletvekili Genel Merkeze gittiği zaman kapılar kapatılmamıştır. Niye böyle düşünmüyorsunuz? Bir CHP milletvekili, bir CHP grubu, 5 kişi, 6 kişi, 10 kişi milletvekili CHP Genel Merkezi’ne gittiği zaman CHP Genel Merkezi’nin kapısı o milletvekillerine nasıl kapatılır? Tarihinde CHP Genel Merkezi’nin kapıları kapanmamıştır, kilitlenmemiştir. CHP Genel Merkezi’nden dışarıya taş atılmamıştır. Bolu Belediye Başkanı gelip Genel Merkezin önünde beni protesto ettiğinde ‘arkadaş eğer arzu ederse Genel Merkez’e gelsin çay ısmarlayayım’ dedim. Böyle bir yapıdan siz çıkıp da ‘Ben kapıları kapatacağım’ olmaz.”

“Bir partinin kapılarının halka, milletvekillerine kapanamayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Böyle bir şey yoktur, bizim tarihimizde yoktur. En çok tartışmaların olduğu parti CHP’dir. 100 yılı aşkın geleneği vardır ama CHP Genel Merkezi’nin kapıları asla ve asla tarihinde ne milletvekillerine ne başka vatandaşlara asla ve asla kapanmamıştır. Kapanamaz. Kapanması ne demektir? Hangi gerekçeyle kapanıyor, kimse bu soruyu sormuyor? Ya bu partinin kapılarını niye kapandı? Hangi gerekçeyle kapandı ve hangi gerekçeyle CHP milletvekilleri CHP Genel Merkezi’ne giremiyor. Bir akıl tutulması var. Açarsınız kapıyı, çağırırsınız çay kahve ikram edersiniz ‘Buyurun arkadaşlar’ dersiniz. İnsani davranışlar varken birbirimizi kırmanın ne mantığı var Allah aşkına. Bunun bir gerekçesi olamaz. Bakın Türkiye’deki siyasal yapılaşmaya baktığımızda hiçbir dönemde olmayan gerçekle karşılaşıyoruz. Ne demek bir partinin kapısı kapatılır mı, vatandaşlara, milletvekillerine? Bunun mutlaka çıkıp haklı gerekçesinin anlatılması lazım. Çıkıp ‘biz şu gerekçelerle almadık’ denilmesi lazım. Uzlaşmak isteniyor, görüşmek isteniyor ama yok deniliyor. Bu olmaz” diye konuştu.

“Ne demek ‘almam içeri’ ya?”

CHP milletvekillerinin randevu alarak CHP Genel Merkezi’ne gelmemesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Orası devlet dairesi değil, parti orası. Partiye her saatte herkes her zaman gelebilir. Protesto etmeye de gelebilirler. Çıkıp da bir şey mi dedik? Onları dövdük mü? Hayır efendim. Ya demokrasiye inanacaksınız ya da baskıcı rejimden yana olacaksınız. Biz demokrasiye inanıyoruz. İnsanlar protesto edebilirler, gayet doğal. Zaten siyasetin doğasında vardır bu. Beğenmediği konuyu vatandaş şikayet eder. Ama siz kalkıp da bunu farklı bir yere oturtursanız… ‘Almam içeri’ ne demek almam ya? Orası kimsenin babasının malı değildir. Orası kimsenin mülkiyetinde değildir. Orası halkındır, halka aittir orası. İçim burkularak izledim ben de. Bunlar olmamalıydı. Niye böyle oluyor bunlar? Bunlara niye izin veriliyor? Girseydi vekiller içeriye, ne olacaktı? Kavga mı olacaktı?” diye sordu.

“Adnan Beker’in otobüsünün ne işi var?”

Müslim Sarı’nın dengeli bir açıklama yaptığını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, “Adnan Beker’in orada ne işi var? Adnan Beker’in otobüsünün orada ne işi var? Adnan Beker’in militanlarının orada ne işi var? Bir akıl var ya akıl. Bunların orada ne işi var. Bunların çoğu partili değil. Taş atmak için mi? Olay çıkartmak için mi? CHP’yi yaralamak için mi? Bunlara nasıl güveniyorlar? Bunları nasıl partiye sokuyorlar. Ahlaki sorunu olan bir kişinin CHP Genel Merkezi’nde ne işi var? Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy vermedim diyen bir insanın orada ne işi var? Kabul edilemez, doğru değildir. Ahlaki değildir.” diye konuştu.

Partinin hukukuna uyulması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bir grup başkanvekili nasıl seçilir, bir grup başkanı nasıl seçilir, bir Meclis’te divanda oturacak arkadaşlar nasıl seçilir partinin tüzüğü vardır, partinin yönetmeliği vardır, partinin gelenekleri vardır, bunları bir köşeye atıp da ‘Ben kendim yaptım ve bunları uygulayacağım’ diyemezsiniz” dedi.

Medyanın tek taraflı yayın yaptığını ileri süren Kılıçdaroğlu, “Üzülerek de ifade edeyim, medyanın tek taraflı yayın yaptığını gayet iyi biliyorum. Niye böyle bir yayın yapıyor ben onu da bilmiyorum. Hangi gerekçeyle bu yayını yapıyorlar onu da bilmiyorum. Allah akıl fikir versin hiç söylemediğim sözler, hiç düşünmediğim şeyler yazıldı, çizildi. Ben bazen okuyorum ‘Allah Allah ben bunu nerede söyledim? Ne zaman söyledim’ diyorum” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu yargı kararını hatırlattı

KIlıçdaroğlu, “Mutlak butlan kararıyla iki buçuk yıl aranın ardından tekrar genel başkan oldunuz. Ancak mazbatanız yok. En son seçim 2020 yılında yapıldı CHP’de. 2020 yılında seçildiniz ve Parti Meclisi de 2020 yılında seçildi. Oysa ki siyasi partiler kanunu en fazla üç yıl görev yapabilir diyor bir siyasi parti. Tedbir var tedbiri kaldırmak adına bir temyizi geri çekmek kararın kesinleşmesini sağlamak ve sonrasında CHP’yi kurultaya götürmek ve yeniden seçilmek istemez misiniz mazbatayı almak adına” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“İş mazbata değil, iş hukuk içinde hukuk kuralları içinde belli şeyleri yapmaktır. Siz yargı kararının üstüne çıkamazsınız. Yargı kararını köşeye atayım diyemezsiniz. Yargı kararına uyuyacaksınız. Nedir mesela? Biz Anayasa Mahkemesi’ne gidiyoruz değil mi bir yasa dolayısıyla. Anayasa Mahkemesi iptal ediyor onu. Türkiye Büyük Millet Meclisi ‘Hayır ben o yasayı düzeltmeyeceğim’ diyebiliyor mu? Tarihinde var mı örnek? Yok. Ona uymak zorunda. Tekrar Anayasa Mahkemesi karar böyle verdiyse yasa metnini ben o yasa metnini düzelteceğim diyor. Düzeltiyor yani. Bizde hukuk kuralları varsa mahkeme kararlarına uyuyacağız. Ben hukukçu değilim. Benim elimde olsa ben yarın sabah da kurultaya giderim. Hukukçu olmadığım için ben bilmiyorum. Ama hukukçulara soracağız. Nedir, ne değildir, ne zaman gidilir, nasıl yapılır, nasıl yapılması gerekir sorarız onları.”

“Yargı ‘Kurultayı parayla satın alamazsınız’ diyor”

Kılıçdaroğlu, “Mahkeme kararlarının sonucuna güveniniz nedir? AYM’nin mesela Can Atalay kararı var ama uygulanmıyor. Demirtaş kararı var uygulanmıyor” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“Ben o kararların uygulanmamasını doğru bulmadığımı her zaman söyledim. Bunlar siyasi davalar. Düşüncesinden ötürü içeriye atıldı bu insanlar. Bunlar hırsızlık yapmadılar, yolsuzluk yapmadılar, bir şey yapmadılar. Düşüncelerinden ötürü, siyasi görüşlerinden ötürü içeri alındılar. Bir kişinin görüşünden ötürü hapse atılmasını asla doğru bulmadım. Kişiyi düşüncesinden ötürü nasıl suçlarsınız? Nasıl hapse atarsınız? Bunları asla doğru bulmadım. Kendilerini de ziyaret ettim. Şimdi bu olay farklı bir şey. Siz bir ‘Kurultayı parayla satın alamazsınız’ diyor, yargı bunu söylüyor. Ben değil. Ben çıkıp böyle bir şey söyledim mi bugüne kadar? Hayır. Yargı söylüyor bunu. Ben mahkemenin kararını söylüyorum. Ben illa kesinleşti demiyorum ama kararın getirdiği nokta bu. Mahkeme bunu söylüyor. Söyleyenler kim? Herhangi bir partili mi? Hayır. Kim? CHP’liler. Onlar söylüyorlar. Hani ‘Dışarıdan hiçbirisi geldi, hiçbir partiye bağlı olmayan birisi geldi, tanıtlık yaptı.’ Yok, öyle bir şey. ‘Başka bir partiden geldi, birisi tanıtlık yaptı.’ Öyle bir şey de yok. Yapan kim? Partililer. Para dağıttılar deniyor. Bu olmaz. Bunlar olmaz. CHP kuruluşundaki ahlaki kodlara yeniden kavuşmak zorundadır.”

Kılıçdaroğlu, “Özgür Özer butlan kararının CHP’ye yapılan operasyonların adımlarından birinin olduğunu söyledi. Siz bu kararın bağımsız yargı tarafından verildiğine inanıyor musunuz” sorusuna da “Özgür Bey’le özel bir tartışmaya girmek istemem” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu “Kurultay yapılırsa aday olur musunuz” sorusuna, “Kurultay hele bir olsun. Hele bir yolunu açalım. Allah kerim ondan sonra. Hiç meraklanmayın” diye konuştu.

“Milletvekillerinin gidişi talimatı benden değil”

Kılıçdaroğlu, “Polis görüntüleri üzerine müzakere için 12 randevu verilmişti ama erkenden milletvekilleri gitti 07.00-08.00 sularında. Bu talimat sizden mi gitti” sorusuna ise şu cevabı verdi:

“Milletvekillerinin gidişi talimatı benden değil. CHP Genel Merkezi’ne gitmek için CHP’nin eski genel başkanından izin mi almak mı gerekir Randevu ayrı. Her zaman görüşülür. Halkın da duyması lazım, partilerin de duyması lazım. Sizin henüz daha bilmediğiniz pek çok ayrıntıyı halkla buluşmada anlatacağım. Herkes gerçekleri görmek zorundadır. Herkes gerçekleri anlamak zorundadır. Mahkeme kararı çıkmasaydı hiç anlatmayacaktım. Mahkeme kararı çıktı, ben bütün gerçekleri halkımla, partilerimle paylaşmak zorundayım. Bu noktaya geldik.”

Adnan Beker: “Asıl senin orada ne işin var?”

CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker de Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap verdi:

“Ben Cumhuriyet Halk Partisi’ne polis müdahalesiyle, biber gazıyla, jopla girmedim. Grup toplantısında binlerce partilimizin alkışlarıyla, umutlarıyla katıldım. Bana orada ne işin var diyen butlan, asıl senin orada ne işin var? Genel Merkezimize de yalnızca 2 danışmanım ile birlikte; seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e omuz vermek için geldim. Mübarek bayram gününde, “militanlarıyla gelip taş attırdı” diyerek iftira atanları Allah’a havale ediyorum. İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere yetkili tüm merciler gerekli incelemeyi yapsın. Eğer yanımda en ufak bir taşkınlık çıkaran üçüncü bir şahıs tespit edilirse milletvekilliğinden istifa edeceğim. Şayet böyle bir kişi tespit edilemez ve Kemal Kılıçdaroğlu iddiasını ispatlayamazsa, ortaya çıkan bu iftirası nedeniyle butlanla oturduğu o koltuktan derhal istifaya davet ediyorum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş