Cumartesi Anneleri 1114. haftada Mehmet Ertak için adalet istedi

İSTANBUL (Medyascope) – Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri 1114. haftada Galatasaray Meydanı’nda Mehmet Ertak için adalet istedi.

Cumartesi Anneleri 1114. haftada Mehmet Ertak için adalet istedi

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul-Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta (1 Ağusto 2026) Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakarak açıklamalarını okudu. Cumartesi Anneleri 1114. haftada Mehmet Ertak için adalet istedi.

34 yıldır soruyoruz: Mehmet Ertak nerede?

“İç hukukta hakikate ve adalete ulaşamayan çok sayıda kayıp yakını, çareyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmakta buldu. AİHM, Türkiye hakkında verdiği birçok kararda, gözaltında kaybetme vakalarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) çeşitli maddelerinin ihlal edildiğine hükmetti.

Ancak bu kararlar, Türkiye’de etkili soruşturma ve yargılama süreçlerini başlatmaya yetmedi. AİHM’in ihlal kararlarına rağmen yerel mahkemelerde davalar beraat ya da zaman aşımıyla sonuçlandı; kaybedilen kişilerin akıbetini ortaya çıkaracak deliller toplanmadı, sorumlular hakkında etkili soruşturma yürütülmedi. Cezasızlık devam etti.

1114.haftamızda, cezasızlık politikası nedeniyle hakikatin karanlıkta bırakıldığı dosyalardan biri olan Mehmet Ertak’ın hikâyesini kamuoyuyla paylaşıyoruz.

32 yaşındaki, dört çocuk babası Mehmet Ertak, Şırnak’ın Rezuk Mezrası’nda yaşıyor ve bölgedeki bir kömür ocağında işçi olarak çalışıyordu. Daha önce iki kez gözaltına alınmış, ağır işkence gördükten sonra serbest bırakılmıştı.

Mehmet Ertak, aynı işyerinde çalışan üç akrabasıyla birlikte 18 Ağustos 1992 tarihinde işten eve dönüyordu. İçinde bulundukları  araç kontrol noktasında resmi üniformalı polisler tarafından durduruldu. Kimlik kontrolünün ardından Mehmet Ertak gözaltına alınarak Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alındığına ilişkin tutanak düzenlenmesine rağmen, emniyete başvuran ailesine böyle bir gözaltının olmadığı söylendi.

Baba İsmail Ertak bunun üzerine savcılığa başvurdu. Üç tanık Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığını, altı tanık ise onu gözaltında işkence edilirken gördüğünü anlattı. Bazıları aynı nezarethanede kaldıklarını ifade etti. Gözaltındakilerden avukat A.D., Mehmet Ertak ile beş gün aynı nezarethanede tutulduğunu ve ona işkence edildiğini beyan etti. Olay, soru önergeleriyle TBMM gündemine taşındı. Ancak aile, tüm tanıklara ve belgelere rağmen her başvurusunda inkârla karşılaştı.

1997 yılında JİTEM personeli Murat İpek, kamuoyuna da yansıyan itiraflarında, “Mehmet Ertak’ı Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş ile Terörle Mücadele Şube Müdürü Mehmet Kaplan’ın emriyle öldürüp gömdük” dedi. Ayrıca gerçekleştirdikleri infazların dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan’ın bilgisi dâhilinde yapıldığını açıkladı.

İç hukuktan sonuç alamayan aile AİHM’e başvurdu. Ancak başvuruyu hazırlayan Avukat Tahir Elçi’nin bürosu polis tarafından basıldı, dava dosyalarına el konuldu. Gözaltına alınan Tahir Elçi işkenceye maruz bırakıldı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AİHM başvurusu gerçekleştirildi.

AİHM, dosyadaki delillerin Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığını, işkence sonucu yaşamını yitirdiğini ve ölümünden devletin sorumlu olduğunu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya koyduğunu belirledi. Mahkeme, Türkiye’yi yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle oybirliğiyle mahkûm etti. (Ertak/Türkiye, 09.05.2000, Başvuru No: 20764/92)

Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilişinin 34. yılında adli ve siyasi makamları bir kez daha göreve çağırıyoruz:

Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili etkili soruşturma ve kovuşturma yürütme yükümlülüğünüzü yerine getirin.

Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Ertak için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş