İSTANBUL (Medyascope) – Mekânın insanı nasıl biçimlendirdiği, nesnelerin hafızayı nasıl taşıdığı ve hayal gücünün en sınırlı koşullarda bile nasıl yeni olasılıklar kurabildiği sorularına odaklanan “Bir İhtimal Gökyüzü” sergisi, Tütün Deposu’nda kapılarını açtı. Sergi, Dilan Cudi Saruhan’ın cezaevi öncesi, cezaevi süreci ve tahliyesi sonrasındaki üç farklı döneminden işlerini bir araya getiriyor.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde lisans eğitimi alan ve yüksek lisansına da burada devam eden, 2017’de tutuklanarak yedi yıldan fazla cezaevinde kalan Dilan Cudi Saruhan’ın yeni kişisel sergisi “Bir İhtimal Gökyüzü”, 22 Eylül – 21 Kasım arasında Tütün Deposu’nda sanatseverlerle buluşuyor.
Tutukluluk, fazladan yatılan aylar ve bitmeyen yasaklar
Sanat pratiğinde kontrol, güvenlik, bellek ve gözetim gibi kavramları irdeleyen Dilan Cudi Saruhan’ın kendi yaşamı da bu kavramların merkezinde yer aldı. 2017’de cep telefonundaki mesajların “hayatın olağan akışına aykırı” bulunması gibi gerekçelerle “devletin birliğini bozmak” suçlamasıyla tutuklanan Saruhan, İstanbul’da devam eden yargılama sonucunda suçlamadan beraat etse de “örgüt üyeliği” iddiasıyla dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Yargıtay’ın bu kararı bozmasının ardından 2024’te tahliye edilen sanatçı, bozulan cezadan sekiz ay daha fazla cezaevinde tutulmasına rağmen tahliyesiyle birlikte “yurtdışına çıkış yasağı” aldı. Bu yasak, sanatçının Mart 2025’te Fransa’nın Marsilya Belediyesi tarafından davet edildiği uluslararası sergisine kendi eserleriyle birlikte katılamamasına ve eserlerinin sanatçısız sergilenmesine neden oldu.

Hapishane duvarları arasında süren üretim: Saç telleri, mendiller, yapraklar…
Yedi yıl altı ay süren cezaevi koşullarında Saruhan, sanatsal üretimine ara vermedi. Eserlerine “Biriktirmek yasak” denilerek el konulmasına rağmen üretim pratiklerini değiştiren sanatçı, kumaşlara, mendillere, atletlere, dökülen saç tellerine ve kurumuş yapraklara işlediği nakışlarla çalışmalarını sürdürdü. Bu süreçte, hocası Emre Zeytinoğlu’nun kendisine ulaştırdığı materyaller ve referanslar sanatçının üretimlerine kaynaklık etti.
Serginin metnini kaleme alan Günseli Baki’nin ifadeleriyle, cezaevinde üretimin dışarıya ulaşabilmesi için nesnelere başka bir gözle bakmak zorunda kalan sanatçının kullandığı sıradan malzemeler direniş nesnelerine dönüştü.

“Beni unutma”
Adını “henüz var olmayan bir gökyüzünün ihtimali” fikrinden alan sergi, gerçekliğin karşısına alternatif bir dünya koymak yerine mevcut gerçekliğin içinde, açılmayan kapılar ve gökyüzüne açılan boşluklarla küçük çatlaklar yaratıyor.
Sanat yorumcuları, Saruhan’ın eserlerinde Kürtlerin yaşadığı coğrafyada “uzun yıllara yayılan inkâr, güvenlik ve asimilasyon politikalarının yarattığı mekânsal rejimi ve gözetim toplumunu merkeze aldığı” yorumunu yaparken, ‘bedenin hapsolduğu mekânın canlı bir organizmaya dönüştüğünü’ söyledi.

Sergide “Min ji bîr neke (Beni unutma)” yazılı bir mendil ile, tutuklu siyasiler izleyiciye hatırlatıldı.
Dilan Cudi Saruhan’ın cezaevi sürecinin bir yansıması ve dış dünya ile kurduğu yeni ilişkinin estetik bir dışavurumu olan “Bir İhtimal Gökyüzü”, 21 Kasım’a kadar Tütün Deposu’nda görülebilecek.
Dilan Cudi Saruhan kimdir?
Dilan Cudi Saruhan, İstanbul’da yaşayan disiplinlerarası bir sanatçıdır. Heykel alanında eğitim alan Saruhan, heykel, yerleştirme, performans, video, çizim, tekstil ve arşiv gibi farklı ifade biçimleriyle çalışıyor.
Sanat pratiğinde bellek, kimlik, beden, toplumsal cinsiyet, gözetim, mekân, sınırlar ve özgürlük kavramlarını kişisel ve toplumsal deneyimler üzerinden ele alıyor. 2017–2024 yılları arasında cezaevinde kaldığı dönemde üretimini sürdürmüş, hapishane deneyimi, beden politikaları ve özgürlük arayışı sonraki çalışmalarının önemli eksenlerinden biri oluşturdu.
Saruhan’ın üretimleri Türkiye’de ve uluslararası bağlamlarda sergi, proje ve çeşitli sanat etkinliklerinde yer almış, çalışmaları bireysel hafıza ile toplumsal ve politik hafızanın kesişimlerine odaklanmıştır.
Sergi künyesi
- Küratöryel ekip: Bahar Saruhan, Delal Eken, Rozelin Akgün, Y. Cemre Gürbüz
- Sergi metni: Günseli Baki
- İngilizceye çeviri: Günseli Baki
- Kürtçeye çeviri: Siyabend Karakaş
- Grafik tasarım: İlayda Tunca








