İSTANBUL (Medyascope) – AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’taki Türkevi’nde basın mensuplarıyla yaptığı söyleşide, 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren ve kamuoyunda “fon krizi” olarak adlandırılan soruşturma hakkında konuştu. Erdoğan, sorunun sermaye piyasalarının “sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda” ortaya çıktığını belirterek finansal sistem ve Türkiye ekonomisi açısından risk bulunmadığını savundu.

Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında ABD’de bulunan ve New York’taki Türkevi’nde basın mensuplarıyla bir araya gelen AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren, soruşturma kapsamında gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı fon krizine ilişkin soru yöneltildi.
Erdoğan, yaşanan sorunun sermaye piyasalarının tamamına mal edilmemesi gerektiğini savundu.
“Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz” diyen Erdoğan, “Ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil” dedi.
Yaşananları piyasanın tamamına yönelik bir problem olarak değerlendirmenin Türk Borsası’na haksızlık olacağını belirten Erdoğan, sermaye piyasaları ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli adımların atıldığını söyledi.
“Sorumluluğu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacak”
Erdoğan, soruşturmayla ilgili yargının da kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü belirterek gözaltı ve tutuklamaların bulunduğunu hatırlattı.
“Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır” diyen Erdoğan, bu konuda “en küçük bir tereddüt” bulunmaması gerektiğini söyledi.
Sürecin sermaye piyasalarının yapısı nedeniyle hem şeffaf hem de hassas yürütülmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, ilgili kurumlara bu yönde talimat verildiğini aktardı.
Erdoğan ayrıca benzer sorunların tekrar yaşanmaması için yeni düzenlemelerin yapılacağını söyledi.
“Benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız” diyen Erdoğan, kimsenin yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı olmadığını ifade etti.
- Olup bitenleri anlayamayanlar için fon krizi | Kerim Rota anlatıyor
- Fon soruşturması: Adı geçen şirketler ve sahipleri hakkında neler biliyoruz?
- Fon soruşturması: 387 milyon lira donduruldu
- Ahmet Şık’tan soru önergesi: “Üç isim milyon dolarlık işlem yaptı mı?”
- 800 milyar liralık fon vurgunu: Nasıl başladı, nasıl oldu, ne yapılabilirdi?
Erdoğan’dan BM reformu çağrısı: “Veto mekanizması kaldırılsın”
Erdoğan Birleşmiş Milletler’in yapısına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
BM Genel Kurulu’nda 190’dan fazla ülkenin iradesinin beş ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığını söyleyen Erdoğan, mevcut yapının değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Erdoğan, reformun yalnızca Türkiye’nin BM içindeki ağırlığının artırılması anlamına gelmediğini belirterek Afrika, Asya, Latin Amerika, İslam dünyası, Avrupa ve diğer bölgelerin kendi iradeleriyle küresel sistemde temsil edilmesi gerektiğini söyledi.
“Veto mekanizması kaldırılsın” diyen Erdoğan, beş üyeyi merkeze alan yapıdan bütün üyeleri kapsayan bir sisteme geçilmesini istedi. BM Genel Kurulu’nun daha güçlü ve etkin hale getirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı ve yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanmak zorunda olduğu bir model önerdi.
Erdoğan, “Dünyanın sorunlarına beş üye değil, bütün üyeler çözüm sunsun ve kararlar alsın” dedi.
Hürmüz için “seyrüsefer serbestisi” vurgusu
Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin azalmasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Erdoğan, boğazın gemi trafiğine kapatılmasına karşı olduklarını söyledi.
Hürmüz’deki gelişmelerin yalnızca İran ile ABD arasındaki bir mesele olmadığını belirten Erdoğan, bölgedeki gerilimin Avrupa ve Asya’nın yanı sıra enerji piyasalarını ve taşımacılığı da etkilediğini ifade etti.
Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunmasının şart olduğunu söyledi.
Ticari gemi trafiğindeki düşüşün meselenin boyutunu gösterdiğini belirten Erdoğan, Hürmüz’ün küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret açısından hayati önemde olduğunu söyledi.
F-35: “Olumlu iradenin somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz”
ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu irade ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin artık somut adım beklediğini söyledi.
Erdoğan, Trump ile konuyu NATO’da da görüştüklerini belirterek temasların sürdüğünü ifade etti.
Türkiye’nin savunma politikasında yerli üretimin önemine de dikkat çeken Erdoğan, KAAN başta olmak üzere savaş uçağı, hava savunma sistemleri ve savunma sanayii kabiliyetlerinin geliştirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
İngiltere ile Eurofighter konusunda da görüşmelerin sürdüğünü belirten Erdoğan, Türkiye’nin savunma ihtiyaçları ve stratejik hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini söyledi.
“Terörsüz Türkiye” süreci: “Bize yansıyan bir sorun yok”
Erdoğan’a “Terörsüz Türkiye” sürecinde örgütün silah bırakma aşamasına geçip geçmediği de soruldu.
Sürecin günübirlik bir mesele olmadığını ve Türkiye’nin yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtulması anlamına geldiğini söyleyen Erdoğan, yasal çerçevenin TBMM tarafından oluşturulduğunu ve ilgili mekanizmaların kurulduğunu belirtti.
Erdoğan, sürecin ilerleyebilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerektiğini söyledi. Bunun nasıl tespit ve teyit edileceğinin de belli olduğunu ifade eden Erdoğan, sürecin ilgili kurumların kontrolünde ilerlediğini belirtti.
“Bize yansıyan bir sorun yok” diyen Erdoğan, sürecin devam ettiğini ve Türkiye’nin “terör defterini kapatacağını” söyledi.
COP31 Antalya’da
Erdoğan, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 kapsamında iklim değişikliğinin farklı coğrafyalardaki etkileriyle mücadeleye yönelik yol haritalarının ortaya konulacağını belirten Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanı taleplerine de değindi.
COP31’in yalnızca bir iklim konferansı olmadığını söyleyen Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin beklentilerini dile getirebilecekleri ve somut sonuçların konuşulabileceği bir platform olması gerektiğini ifade etti.
Erdoğan, iklim değişikliğiyle mücadelenin artık söz değil, icraat gerektirdiğini belirterek yangın, sel ve kuraklığın ülke sınırı tanımadığını söyledi.







