İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın Ömer Taşpınar’la hazırladığı “Rusya’nın S-400 şartları | Boeing alımları ve Türk-Amerikan ilişkileri” başlıklı yayında yayında Türkiye-ABD ilişkileri, S-400/F-35 dosyası ve Ankara’nın dış politikadaki “stratejik otonomi” arayışı ele alındı.
Ömer Taşpınar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York ziyaretinin ABD açısından beklenen ilgiyi görmediğini belirtti. Erdoğan’ın Donald Trump’la resmi bir ikili görüşme gerçekleştirmemesine dikkat çeken Taşpınar, Türkiye’nin ABD açısından İran ve Çin kadar öncelikli bir gündem olmadığını savundu.
Türkiye’nin New York’a çok kalabalık bir heyetle gittiğini söyleyen Taşpınar, ziyaret kapsamında harcanan kamu kaynaklarının da tartışılması gerektiğini belirtti. Türkiye-ABD ticaret hacminin artırılması hedefinin uzun süredir gündemde olduğunu hatırlatan Taşpınar, buna karşın ekonomik ilişkilerin hâlâ hedeflenen düzeyin uzağında olduğunu ifade etti.
“Trump’ın söylediklerinden çok yaptıklarına bakmak lazım”

Yayında Türkiye’nin NATO Zirvesi sırasında F-35 programına dönüş ve S-400 meselesinde ilerleme beklentilerini de değerlendiren Taşpınar, Trump’ın açıklamalarının tek başına belirleyici olmadığını söyledi.
Taşpınar, “Trump’ın ne dediğinin hiçbir kıymeti harbiyesi yok” dedi ve ABD Başkanı’nın açıklamalarından ziyade Washington’ın attığı somut adımların izlenmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmemesi halinde F-35 programına dönmesinin ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının önünde engeller bulunduğunu söyledi.
Taşpınar, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un S-400’lerin üçüncü bir ülkeye devrine ilişkin açıklamalarının ise dosyada yeni bir aşamaya işaret ettiğini belirtti. Lavrov’un Türkiye’nin S-400’leri başka bir ülkeye vermesi için Moskova’nın onayının gerektiğini ve sistemlerin Ukrayna’ya gitmesinin Rusya açısından kırmızı çizgi olduğunu söylediğini aktaran Taşpınar, bunun Türkiye’nin S-400’lerden kurtulmaya çalıştığının Rusya tarafından da dikkate alındığını gösterdiğini ifade etti.
“Stratejik otonomi, stratejik kapasiteyle buluşmalı”
Programın ikinci bölümünde Ruşen Çakır’ın gündeme getirdiği Türkiye’nin Soğuk Savaş dönemindeki dış politika tercihleri ve “stratejik otonomi” tartışması konuşuldu.
Taşpınar, Türkiye’nin tarihsel olarak Batı ittifakı içinde yer alırken zaman zaman Sovyetler Birliği ve diğer ülkelerle ilişkilerini dengelemeye çalıştığını söyledi. Kıbrıs nedeniyle ABD ile yaşanan krizlerin Türkiye’yi alternatif savunma kaynakları aramaya yönelttiğini belirten Taşpınar, Türkiye’nin bugün de stratejik bağımsızlık arayışının bulunduğunu ifade etti.
Ancak Taşpınar’a göre stratejik otonomi yalnızca farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurmak anlamına gelmiyor. Fransa’nın Charles de Gaulle dönemindeki yaklaşımını örnek veren Taşpınar, bağımsız hareket edebilmek için öncelikle ülkenin kendi askeri, ekonomik ve teknolojik kapasitesini oluşturması gerektiğini söyledi.
Taşpınar, Türkiye’nin Rusya ve Çin’den savunma sistemleri alırken aynı zamanda ABD ve NATO’dan da teknoloji ve silah edinmeye çalışmasını “stratejik otonomi” olarak görmediğini belirtti. Bunun yerine Türkiye’nin kendi savunma sanayisini geliştirerek stratejik kapasite oluşturması gerektiğini söyledi.








