Mehmet Güreli’nin dünyasına yolculuk: “Bir Sıcak Göz”

"Bir Sıcak Göz"

İSTANBUL (Medyascope) – Mazlum Vesek, Adana Altın Koza Film Festivali’nde gösterilen “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” belgeselini yazdı. Vesek, Gamze Terra’nın yönettiği belgeselin Mehmet Güreli’nin sinema, edebiyat, müzik ve resimle geçen sanat hayatını ele alışını değerlendirdi.

Perdede adeta nefes almadan konuşan bir adam. Sanki acelesi var. Bununla birlikte ses tonundaki dinginlik o aceleciliğini unutturuyor. Konuşma ilerledikçe ve 62 dakikalık belgeselin sonuna gelince bu acele halin normal olduğunu düşünüyorsunuz. İnanması güç boyutlarda bir sanatsal üretim sürecine tanık oluyoruz. Sinema, resim, müzik, edebiyat alanındaki uğraşları belgeselden öğrendiklerimiz. Kendisini dinledikçe neredeyse bir günü bile boşa gitmemiş bir sanatkârla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.

Adana Altın Koza Film Festivali’nde belgesel kategorisinde yarışan Gamze Terra’nın yönettiği “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” adlı belgesel çok yönlü bir sanatçının üretim dünyasına yolculuğuyla dikkat çekiyor. Yapımcılığını Yalçın Akyıldız ve Görkem Yeltan’ın üstlendiği belgesel, sanatçının yarım asrı aşan sanat üretimini ve bakış açısını başarılı bir şekilde özetliyor.

Güreli’nin çarpıcı bir anekdotuyla başlayan belgeselde önce sinemaya dair yaptıklarını dinliyoruz. İzlerken dikkat çeken bir nokta şu:

Geçtiğimiz yılın festivalinde Mehmet Güreli’nin yönettiği “Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan” adlı belgeseli izlemiştik. Güreli, belgeselde bu çalışmasına da değiniyor. Bir yandan kendisi bir belgesele konu olurken, o, hayat hikâyesine eklenecek olanlara devam eden bir amildir.

Güreli’nin film ve belgesel film çalışmalarına baktığımızda yaptığı bazı işlerin ne kadar kritik olduğunu görüyoruz. Örneğin, Necdet Mahfi Ayral belgeseli. 95 yaşındaki Ayral’ı kamera karşısında konuşturur. Belgeselini çeker. Ayral belgeseli izledikten kısa bir süre sonra vefat eder.

Düşünün, Türk tiyatro ve sinema tarihinin en önemli seslendirme sanatçılarından biri olan Ayral’ın belgeselini Güreli çekmeseydi o büyük sanatçıyı geleceğe taşıyan bu filmden yoksun kalacaktık. (Yavuz Turgul, Ayral’ı Eşkıya filminde oynatarak benzer bir duyarlılığı göstermiştir.)

Belgesel, Güreli’nin hayatına dair ayrıntılar içeriyor. Ünlü yazar Salâh Birsel’in yeğeni olması elbette önemli bir not. Ancak, bu ilişkinin bir aile yakınlığının ötesinde, bir edebiyat-sanat üretim ortaklığına dönüştüğünü detaylı bir şekilde görmek ayrı bir keyif. Güreli, Birsel’in tek romanı olan “Dört Köşeli Üçgen“i filme çeker. Belgesel bu üretim sürecine de değiniyor.

Yönetmen Gamze Terra’nın belgeselde bölümlendirmeyi başarıyla kotardığını söyleyebiliriz. Güreli’nin sinemacılığından sonra, yazarlığı, müzisyenliği, ressamlığı titiz bir kompozisyonla önümüze seriliyor. Belgesele adını veren “Bir Sıcak Göz” adlı öykü kitabının serüveni çarpıcı. Belgesele yakışan bir ad olmuş. Meraklısı belgeseli izler mutlaka.

"Bir Sıcak Göz"
Mehmet Güreli’nin dünyasına yolculuk: “Bir Sıcak Göz”

“Kimse Bilmez”in hikâyesi

Diğer yandan onlarca sanatçının yorumladığı bir Ömer Hayyam şiirinden bestelenen “Kimse Bilmez“in nasıl doğduğunu akış içinde öğreniyoruz. Dörtlükte olmayan “Kimse Bilmez” ifadesinin nasıl yayıldığını ve müziğe mührünü vurduğunu Güreli’nin cümlelerinden dinlemek gerek.

Belgesel çekiminde en zor olanın görsel malzemeye, belgeye ulaşmak olduğunu biliriz. “Bir Sıcak Göz”ü çekerken yönetmenin böyle bir zorluk yaşamadığını görüyoruz. Ancak, Mehmet Güreli’ye dair malzemeleri zengin bir arşivden çok iyi seçtiğini, görsel kalite anlamında da iyi iş çıkarıldığını söylemek gerek.

"Bir Sıcak Göz"
Mehmet Güreli’nin dünyasına yolculuk: “Bir Sıcak Göz”

Adım adım izi sürülen bir sanat insanının kritik virajlarını ele alırken hayata bakış açısını da sunabilmek kolay değil. Belgesel bu yönüyle de başarılı.

Gösterim bittikten sonra Mehmet Güreli ve belgesel ekibi sahneye çıktı ve soruları cevapladı. Açıkçası belgeselin devamını izler gibiydik. Sanıyorum Güreli’yle yapılacak bir nehir söyleşi kitabı 60 yılın sanat tarihine çok şey katacaktır.

Güreli’nin konuşurken sezdirdiği acelenin hakkını veren bir sanat insanı olduğunu belgeselde bir kez daha görüyoruz. Yeryüzünde sanata dair yapmak istediklerinde ısrarlı ve tutkulu. Ve aslında onun bu yönü için “kimse bilmez” diyemiyoruz. Yaptıklarıyla ortada ve herkes biliyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş