İSTANBUL (Medyascope) – 5 Soru 10 Cevap’ta bu hafta Kemal Can, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifa edip AKP saflarına katılmasını değerlendirdi. Can ayrıca, AKP’nin transfer politikasını ve bu stratejinin olası sonuçlarını anlattı.
Kemal Can “İzmir’in dağları | AKP’nin transfer politikası neyi hedefliyor?” başlıklı videoda şu soruları ele aldı:
1- AKP’nin Transfer Politikası Neyi Hedefliyor?
2- AKP zayıf halkaları koparmakla mı yetiniyor?
3- Transferler, direnç ve nitelik sorunu için ne diyor?
4- Bu strateji nasıl sonuçlar veriyor?
5- Mücadele çağrısı kapasiteyi zorlayan iyi strateji olur mu?
AKP’nin transfer politikası neyi hedefliyor?
AKP’nin transfer politikasının sistemli bir strateji olduğunu belirten Can, “Hem milletvekilleri hem de belediyeler düzeyinde yürütülüyor” dedi. Kemal Can, buradaki amacın yeni seçmen kazanmak olmadığı görüşünde:
“Örneğin, Cemil Tugay AKP’ye geçti diye bir önceki yerel seçimde ona oy vermiş insanlar da AKP’ye geçmiyor. Tam tersine, bu durum bir reaksiyon yaratarak daha önce AKP’ye oy vermiş bazı seçmenlerin bile partiden vazgeçmesine neden olabilir. Bu hamlelerin asıl amacı birkaç başlıkta toplanabilir. Bunlardan biri, yaklaşan seçimlerle ilgili. Muhalefet bir süredir iktidarın sonunun geldiğini ve artık gidici olduğunu anlatmaya, bunu bir seçim sloganına dönüştürmeye çalışıyor. AKP ise buna karşılık şunu söylemiş oluyor: ‘Bize gidiyor diyorsunuz ama sizin adamlarınız bile bize geliyor.’ Yani iktidar, hâlâ bir cazibe merkezi olmaya devam ettiği mesajını veriyor.”

Bu strateji nasıl sonuçlar veriyor?
Kısmi birtakım sonuçlar ortaya çıkmaya başladığını ifade eden Can, bu sonuçların iktidarın fon krizi gibi ciddi sıkıntılar yaşadığı, bazı iç çelişkilerinin fazlasıyla dışarıya vurduğu bir dönemde ortaya çıkmaya başladığının altını çizdi. Kemal Can “Bir türlü bitmeyen ve çare üretilemeyen ekonomik sıkıntıların artık dayanılmaz hâle geldiği bir tablo var” diye konuştu.
Muhalefet kamuoyunun tırnak içinde çok avantajlı göründüğünü belirten Can, sözlerine şöyle devam etti:
“Muhalefet kamuoyunun önemli ölçüde moralinin bozulduğunu görüyoruz. Genel sayısal tablo çok değişmemiş durumda. İktidar oylarını toparlamış değil. Ancak duygu aritmetiği açısından baktığımızda muhalefet daha fazla zorlanıyor. Bunun karşısında da şu düşünce güçleniyor: Muhalefetin önemli bir değişim yaratacağı fikrinin yerine, iktidarın kendi yapacağı hatalarla sonunu getirmesi ihtimaline daha fazla umut bağlanıyor. İktidarın yenilebilir olduğunu ve uzun zamandır düzenli biçimde desteğinin zayıfladığını söylediğinizde, ‘Siz daha önce de böyle dediniz, umut tacirliği yapıyorsunuz, bizi yanılttınız. Biz o kadar umutlandık, sonra da dediğiniz çıkmadı’ diyerek bir suçlamaya uğrayabiliyorsunuz.”
Mücadele çağrısı kapasiteyi zorlayan iyi strateji olur mu?
Kemal Can, muhalefetin yalnızca seçim kazanma hedefiyle sınırlı kalmayan, yapısal sorunları odağına alan uzun vadeli bir mücadele stratejisi geliştirmesi gerektiğini vurguladı. “Çünkü karşı karşıya olduğumuz tablo, şu anda topyekûn bir mücadeleyi ve seçimden daha fazlasının olduğunu kabul ederek bir mücadele penceresi açmayı zorunlu kılıyor” diyen Can, mevcut siyasi kapasitenin aşılmasının zorunlu olduğunu belirtti. Can, iktidarın zayıf noktalarının sistemsel bir eleştiriyle ele alınmasının hem muhalefetin özgüvenini güçlendirebileceğini hem de seçmenle daha güçlü bir mücadele ortaklığı kurulmasını sağlayabileceğini ifade etti.








