İSTANBUL (Medyascope) – 5 Soru 10 Cevap programının bu bölümünde Kemal Can, Brezilya ve Sırbistan’daki seçim sonuçlarını ve bu sonuçların dünya siyasetindeki otoriterleşme eğilimlerine karşı mücadele açısından ne ifade ettiğini değerlendirdi. Can, seçim sonuçlarının tek başına yeterli olmadığını, kazanmanın yolunun seçim odaklı taktiklerden ziyade kapsamlı bir mücadele perspektifinden geçtiğini ifade etti.
Kemal Can, “Brezilya ve Sırbistan’dan kalan” başlıklı videoda şu soruları ele aldı:
1 – Geçtiğimiz günlerdeki seçimler ne gösterdi?
2 – Brezilya’da ve Sırbistan’da olan neydi?
3 – En somut kazanma önerisi nedir?
4 – Mücadele yolunun üstündeki taşlar neler?
5 – Ne yapmalı, nasıl yapmalı?

Geçtiğimiz günlerdeki seçimler ne gösterdi?
Brezilya ve Sırbistan’daki seçim sonuçlarının umut verici olduğunu belirten Can, bu iki ülkede yaşananların yalnızca seçim başarısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Can, Brezilya’da Lula’nın Bolsonaro karşısında ikinci turda elde ettiği başarı ile Sırbistan’da iki yıllık öğrenci hareketinin sonuç almasını sağlayan dinamiklerin ortak noktasının güçlü bir mücadele perspektifi olduğunu ifade etti.
Seçimlerin, otoriter eğilimleri durdurmak ve despot iktidarları değiştirmek için tek başına yeterli bir araç olarak görülmesinin sorunlu olduğunu belirten Can, şöyle konuştu:
“Artık dünya çok daha çetin bir mücadele sahnesine dönüşmüş durumda. Hem bu ülkelerin kendi içindeki siyasi mücadeleler hem de bütün küresel dengeyi yeniden şekillendirmeye çalışan yeni güç savaşları penceresinden bakıldığında artık dünya çok daha çetin bir mücadelenin sahnesi ve bunun gereğine göre hareket etmek çok daha önemli hale geliyor.”
Can, seçim sonuçlarından çıkarılması gereken temel dersin, mücadeleyi sandıkla sınırlamamak olduğunu vurguladı. Seçim odaklı taktik hamlelerin veya yeni ittifak düzenlerinin tek başına yeterli olmayacağını belirten Can, kapsamlı bir mücadele anlayışının hem motivasyon hem de sonuç alma kapasitesi bakımından daha etkili olduğunu savundu.
En somut kazanma önerisi nedir?
Can, muhalefetin ne yapması gerektiğine ilişkin tartışmalarda öne çıkan “Somut öneriniz nedir?” sorusunun yanıtının, mücadele etme iradesini ortaya koymak olduğunu söyledi. Can’a göre herhangi bir stratejinin başarıya ulaşması için öncelikle neyle mücadele edildiğinin açıkça ortaya konması ve bu mücadelenin bir zorunluluk olarak görülmesi gerekiyor.
Siyasi yapıların şimdiye kadar bu anlayışla örgütlenmemiş olabileceğini belirten Can, liderliğin mevcut alışkanlıkları değiştirmeyi ve destekçileri ortak bir mücadeleye davet etmeyi gerektirdiğini ifade etti.
Can, siyasi liderlik ile yalnızca destekçi sayısını artırmak arasındaki farkı şöyle anlattı:
“Liderlik sizi destekleyen, seven kalabalıkları arttırmaktan ibaret değil. Bu işte bir popstar ya da futbol yıldızı için de mümkün olabilir. Sevenlerinizi arttırırsınız ama politik liderlik o sizi destekleyenleri alıp bir yerden bir yere götürebilmeniz. Başında olduğunuz yapıları dönüştürebilmeniz. Onlara yeni bir misyon kazandırabilmeniz.”
Ne yapmalı, nasıl yapmalı?
Kemal Can, otoriter yönetimlere ve eşitsizliklere karşı mücadelenin hem derinleştirilmesi hem de geniş bir dayanışma zeminine dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Mücadelenin yalnızca ülke sınırları içinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Can, küresel ölçekte ortak bir itirazın örgütlenmesinin önemini vurguladı.
Can’a göre mücadele, yolsuzluk, yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizlik gibi sorunlara karşı ortak bir zemin oluşturmalı; aynı zamanda bu zeminin farklı siyasi aktörler tarafından kendi amaçları doğrultusunda kullanılmasına izin verilmemeli.








