İSTANBUL (Medyascope) – 5 Soru 10 Cevap’ta bu hafta Kemal Can, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Halk TV önünde düzenleyeceği miting ve gazeteci örgütlerinin eylemlerinden yola çıkarak medya özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını değerlendirdi.
Kemal Can “Meselenin sahibi ve mağduriyetin muhatabı” başlıklı videoda şu soruları ele aldı:
- Sorumsuzluk iktidarla mı sınırlı?
- Mağduriyet ne zaman ortaya çıkar?
- Üstüne alması gerekenler kimler?
- Tercihlerin sorumluluğu kimde?
- Normal olmayan zamanlar neler?
Mağduriyet ne zaman ortaya çıkar?
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Halk TV önündeki mitingini ve gazeteci örgütlerinin eylem çağrılarını ele alan Kemal Can, protestoları değerli bulduğunu fakat izleyicilerin de haber alma haklarına sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Toplumsal tepkilerin yetersizliğini eleştiren Can şunları söyledi:
“Herkes mağdur olduğuna inandığı başka birilerinin durmasına şaşırıyor. Yani nasıl duruyorlar bu kadar yoğun bir şikâyet, yoksulluk var, bu kadar sıkıntılar var, nasıl duruyorlar diye hep bir öteki, bir diğer kişiden bahsedermiş gibi konuşuyorlar. İşçiler ayağa kalkmalı, köylüler eylem yapmalı, öğrenciler harekete geçmeli, gençler haklarını aramalı.”
Hukuksuzlukların yalnızca yaşandıkları an üzerinden değerlendirilmesini eleştiren Can, sistematik baskıların geleceğe yönelik sonuçlarına dikkat çekerek, “Baskı uygulamaları genellikle o an ve öncesinden ziyade geleceğin işaretleri. Hele ki sistematik hale gelmeye başlamışsa. Her türlü haksızlık, hukuksuzluk, yargının araçsallaştırılması, sistematik hukuksuzluk, çifte hukuk uygulamaları, bunların hepsi aslında ortaya çıktığı anda yöneldiği hedef ya da o anla sınırlı değil” dedi.

Mağduriyetin muhatabı
Kemal Can gazetecilere yönelik müdahalelerin yalnızca basın çalışanlarının sorunu olarak görülmemesi gerektiğini dile getirdi. Can sözlerini şöyle sürdürdü:
“Haber alma hakkı, gazetecilerin meselesi değil. Haber alma hakkı zaten kavramın kendisinden de geldiği gibi aslında haberi alma ihtiyacı duyan herkesin hakkıyla ilgili bir şey. Dolayısıyla gazetecilere, medyaya yönelen ve haber alma hakkını, ifade özgürlüğünü sakatlayan her davranış aslında herkesin üstüne alması gereken bir durum.”
Normal dönemlerde gazeteciler, siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki mesafenin önemli olduğuna değinen Can, mevcut koşullarda ortak hakların savunulmasının öne çıktığını belirterek, “Bunu böyle vekâleten birilerine devrederek yapmak konforlu olabilir ama artık sonuç alıcı görünmüyor. Dayanışma ve mücadele böyle zihni sinir seçim kazanma formüllerinden çok daha gerekli. Ve bugünler dayanışma ve mücadelenin günleri” dedi.








