İSTANBUL (Medyascope) – Eksik Olan’ın bu bölümünde Y. Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit, Renata Salecl’in “Kabalık Çağı” kitabı üzerinden günümüz toplumunda öfkenin, kabalığın ve rekabetin nasıl normalleştiğini değerlendirdi.
Y. Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit, Eksik Olan’ın bu bölümünde Renata Saracıl’ın Kabalık Çağı kitabı üzerinden sosyal medya algoritmalarının öfkeyi beslemesini, narsist liderleri, kendini sürekli pazarlama baskısını ve neoliberalizm ve bireyselleşmenin toplumsal ilişkiler üzerindeki etkilerini ele aldı.
Neden herkes bu kadar öfkeli?
Kozanoğlu, geçmişte dayanışma ve fedakârlık gibi değerlerin ön planda olduğunu, günümüzde ise rekabetin ve bireysel başarının belirleyici hale geldiğini söyledi. Öfkenin artık olumsuz bir davranış olmaktan çıkarak motivasyon kaynağına dönüştüğünü belirten Kozanoğlu şöyle devam etti:
“Öfke eskiden bir kabalığın, istenmeyen bir hareketin, bir hatanın unsuruyken, şu anda kişinin itici gücü, motivasyonel yakıtı olarak görülmeye başladı. Nasıl kabalık çağının arkasında o öfke var. Çünkü öfkeyle beraber kaba oluyorsun.”
Ömer Çeşit ise neoliberal ekonomik düzenin yarattığı performans baskısına, sosyal medya algoritmalarının kutuplaştırıcı etkisine ve toplumsal umutsuzluğa dikkat çekti.
Çeşit, insanların kolektif mücadeleyle değişim yaratabileceklerine dair inançlarını kaybettiklerini belirterek “İnsan evladı bir deniyor, iki deniyor, beş deniyor ve bakıyor ki her şey aynı devam ediyor. Bu sefer ne yapması lazım? Bir şekilde doğası gereği bu acıdan dolayı ne yapacak? Bireyselleşecek” dedi.

Kitap tanıtım bülteni
Toplumsal sarsıntılar karşısında bile kabuğundan sıyrılamayan, başkalarıyla kader ortağı olduğunu unutmuş insan, hissizliğe gömüldüğü kış uykusundan uyanıp başkalarıyla empati kurarak demokrasiyi baştan filizlendirebilir mi?
Neoliberalizm kıskacında, iyisiyle kötüsüyle yaşadığı her şeyin tek sorumlusu ilan edilen birey, mükemmeliyetçilik beklentisi ile yetersizlik hisleri arasında sıkışmış durumda. “Her koyun kendi bacağından asılır” şiarıyla girdiği yarışta bir yandan kendini pazarlarken diğer yandan başkalarının celladına dönüşüyor. Ne var ki içini kemiren o “yeri doldurulabilir olma” hissinden kurtulamıyor.
Renata Salecl acımasızlığı huy edinmiş, kabalığın meziyet sayıldığı günümüz dünyasını masaya yatırıyor, önündeki dev aynasından ötesini göremez, “ben” demeden iki kelam edemez hale gelmiş, ölçüsüz hırsları, sabırsızlığı, kibri gurur nişanesi gibi taşıyan insanın düştüğü açmazları gözler önüne seriyor.








