İSTANBUL (Medyascope) – Eksik Olan’da bu hafta Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit, Alman yazar Albert O. Hirschmann’ın 1977 yılında kaleme aldığı metis yayınlarından çıkan “Tutkular ve Çıkarlar” adlı kitabını değerlendirdi.
Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit, Albert O. Hirschman’ın Tutkular ve Çıkarlar kitabını ele aldı. Ortaçağ’dan Aydınlanma’ya uzanan düşünsel dönüşümü değerlendiren Kozanoğlu ve Çeşit, tutkuların zamanla nasıl ekonomik çıkarlara dönüştüğünü, ticaretin toplumsal düzen ve iktidar ilişkilerindeki rolünü tartıştı.
Ortaçağ’da tutkular ve günah kavramı
Ömer Çeşit, Hirschman’ın farklı düşünürlerin eserlerinden belirli düşünceleri seçerek tutkuların ve çıkarların tarihsel dönüşümünü izlediğini ifade etti. Çeşit, Ortaçağ’da şövalyelik, şan, şöhret ve onur kavramlarının toplumsal değerini anlattı. Bu dönemde bireysel kahramanlık ve onur mücadelesinin yüceltildiğini, tutkuları dizginleyen temel mekanizmanın ise din olduğunu söyledi.
Kozanoğlu da Antik Yunan’dan Ortaçağ’a uzanan süreçte ticaretin askerlik ve savaşçılık gibi faaliyetlerle aynı toplumsal saygınlığa sahip olmadığını belirtti. Ticaretin uzun süre küçümsendiğini hatırlatan Kozanoğlu, Hirschman’ın hareket noktalarından birinin de bu değişim olduğunu söyledi. Alp Kozanoğlu, “Nasıl oluyor da en kibar tabiriyle görmezden gelinen ticaret, zaman geçince bir anda insanlık için çok önemli ve çok saygın bir hale geldi? Aslında bu soruyla başlıyor kitap” dedi.

Çeşit, Aziz Agustinus üzerinden bir tutkunun başka bir tutkuyla bastırılması düşüncesine dikkat çekti. “Bir günahın başka günahı engellemesinden ötürü göz yumulması felsefesi ilk kez Ortaçağ’da böyle çıkıyor” diyen Çeşit, şan ve onur arayışının diğer tutkuları dengeleyen bir unsur olarak görülebildiğini anlattı.
Kozanoğlu, tekno-feodalizm tartışmalarına değinerek sermayenin devlet karşısında güç kazanmasının yeni bir eşitsizlik ve bağımlılık ilişkisi yarattığını söyledi.
Çeşit ise günümüzde ilerlemeci düşünceye duyulan güvenin zayıfladığını, modernitenin ve bilimsel ilerlemenin sonuçlarının yeniden sorgulandığını belirtti. İklim krizine ve yeni oligarkların ortaya çıkışına işaret eden Çeşit, ekonomik ve teknolojik gelişmenin kendiliğinden daha iyi bir toplum yaratmadığını savundu.
Kitap tanıtım bülteni
Siyasal iktisadın tanınmış isimlerinden Albert O. Hirschman kapitalizmin şekillenmekte olduğu on yedinci ve on sekizinci yüzyıllardaki düşünsel havayı inceleyerek, çok uzun süre günah sayılan maddi çıkar peşinde koşmanın nasıl olup da hayatın merkezine oturduğu sorusuna cevap arıyor. Kapitalizmin yükselişine farklı bir yorum getiren yazar, Marksist ve Weberci düşüncenin ortak paydası olan kopuş fikrine değil, eski ile yeni arasındaki sürekliliğe vurgu yapıyor. Montesquieu, James Steuart, John Millar, Adam Smith gibi düşünürlerin görüşlerini inceleyen Hirschman, yaşanan uzun süreli ideolojik değişimi içsel bir süreç olarak tanımlıyor ve uzun bir tarihsel dönem boyunca birbirine karşıt tanımlanmış tutku ve çıkarların, Adam Smith tarafından bir tutulmasıyla birlikte koskoca bir düşünce zincirinin hafızalardan silindiğine işaret ediyor.
Bir yandan, kapitalizmin “eksiksiz insan kişiliğinin” gelişmesine engel olduğu yolundaki eleştirileri ele alırken, on dokuzuncu yüzyıl öncesinde kapitalizmin zaten hükümdarların ve diğer soyluların tutkularını bastırma ve “daha az yönlü, öngörülemezliği azalmış, tek boyutlu bir insan kişiliği” yaratma amacıyla savunulduğuna dikkat çekiyor. Öte yandan, Keynes gibi “bırakınız yapsınlar” ideolojisi savunucularının savlarının da kapitalizmin gerici yüzünü göstermesinden önce hakim olan “herkesin kendi çıkarının peşinden koşması iyi bir düzen sağlayacaktır” fikrinin bir tekrarından ibaret olduğunun altını çiziyor. Düşünce tarihinin bu kitapta ele alınan bölümü hakkında bilgi edinmek, kapitalizm üzerine yapılacak çalışmalara ciddi ölçüde katkı sağlayacaktır.








