İSTANBUL (Medyascope) – Dünya yeni bir düzene mi geçiyor? Sağduyu’da bu hafta Tarık Çelenk, siyaset bilimci Prof. Dr. Evren Balta ile yeni dünya düzenini, ABD ve Çin arasındaki rekabeti, Avrupa’daki toplumsal öfkeyi ve küresel ekonominin geleceğini değerlendirdi.
Sağduyu’nun “Ekonomik kriz, savaşlar ve demokrasi krizi: Dünya nereye gidiyor? ” başlıklı bu bölümünde Tarık Çelenk, konuğu siyaset bilimci Prof. Dr. Evren Balta ile küresel sistemdeki dönüşümü ele aldı. Dünyadaki belirsizliğin yalnızca savaşlardan ve ekonomik dalgalanmalardan kaynaklanmadığını belirten Balta, yaşanan dönüşüme dair şunları söyledi:
“Mevcut dağıtım rejiminin, birikim rejiminin aslında sonuna geldik. İklim, enerji, teknoloji gibi bu krizi derinleştiren ya da aşmanın yolu olarak görülen temel dönüşümler de var. Orada devasa bir dönüşüm var ve henüz bir uzlaşma yok. Üçüncü düzeyde de sistemik krizin içerisinden geçiyoruz. Dünyadaki kuralları kim koyacak, kim uygulayacak, kim yönetecek?”
“Devlet ve büyük sermaye iç içe geçti”

Evren Balta, teknoloji şirketlerinin küresel siyasetteki etkisini değerlendirdi. Devletlerin ekonomiye yeniden müdahil olmasının şirketlerin gücünü azaltmadığını belirten Balta, devletlerin bir yandan sermayeyi ve şirketleri korurken diğer yandan teknoloji şirketlerinin bilgi, teknoloji ve altyapı üzerindeki gücünü koruduğuna dikkat çekti.
Savunma ve teknoloji yatırımlarına öncelik verilirken sosyal hakların ertelenmesini eleştiren Evren Balta sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bize diyorlar ki her yerde aynı şey var. Savunma harcamalarımızı artıralım, hava savunmamızı güçlendirelim, ondan sonra eğitim için yatırım yapacağız. Teknolojimizi güçlendirelim, verimliliğimizi artıralım, ondan sonra sağlık için yatırım yapacağız ama bekleme odasında koşullar giderek bozuluyor. Bir çıkış yolu göremiyorsun, geleceğe dair bir çıkış yolu göremiyorsun.”
Teknolojik dönüşümün sonuçlarını siyasetin belirleyeceğini savunan Balta, “Bu ikisi arasındaki farkı yaratan şey siyaset. Yani teknoloji sizi iyiye ya da kötüye götürmüyor. Teknolojiyi kimin kullandığı, kimin elinde olduğu ve teknolojinin yarattığı verimliliğin nasıl paylaşılacağı. Sorunun hep burada kalması gerekiyor” diye konuştu.








