Medyascope.tv

Kürtlerin hendek ikilemi

Bir süredir bölgede sabah erken kalkan HDP’li belediye yöneticileri özyönetim ilan ediyor. Akşam olunca da devlet sokağa çıkma yasağı ilan ediyor. Şehir ya da ilgili mahalleler bir anda silah ve bomba seslerinden yaşanmaz hale geliyor. Başka açılardan değil sadece buradan bakıldığında bile belli ki özyönetim ilan edilen yerlerde oldukça sorunlu ve sıkıntılı bir durum var.

Bir gün bile sürdürülemeyen bir özyönetim girişiminin bu haliyle sürdürülebilir olmadığı anlaşılıyor. Aslında daha önceki yıllarda denenmiş olan özerklik ilanlarında da, bu kadar şiddetli olmasa bile benzer şeylerin yaşandığını biliyoruz. 4-5 yıl önceki özerklik ilanı açıklamalarına da geniş katılımlı destek verilmemişti. Bugün zorlanmaya çalışılan özyönetim ilanı girişimleri de belli yerlerle sınırlı kalıyor.

Özyönetim istenen ilçe ve mahallelere daha yakından baktığımızda ise o yerlerin örgütün eskiden beri güçlü bir şekilde örgütlü ve etkili olduğu yerler olduğunu görüyoruz. Aslında tam da burada şu söylenebilir, örgüt fiili anlamda özyönetimin hayata geçtiği yerlerde hendek kazarak sokak direnişleri yaparak devlete mesaj vermek istiyor. Örgüt mesaj vermek istiyor ama bu mesaj verilmek istenirken sivil yerel halka bunun faturası çok ağır olduğunu görmek istemiyor. Meseleye öncelikle bu açıdan bakılması gerekir.

Ayrıca, eğer dikkat edilirse özyönetim ilanları ya da girişimleri sadece bazı mahallelerle sınırlı kalmaktadır. Daha önce Cizre örneği ve birkaç gün öncesinde ise Silvan örneği yaşandı. Her iki girişim de belli mahallelerle sınırlı kaldı ve faturası iki ilçe halkına da ağır oldu. Aslında hiç eskilere bakmaya gerek yok. Cizre ve Silvan deneyimleri bize bu koşullarda hendeğe ve sokak direnişlerine dayalı bir özyönetim ilanının gerçekleşebilir bir proje olmadığını fazlasıyla gösteriyor. Eğer bir politika sürdürülebilir değilse ısrar etmemek lazım. Oysa PKK bu girişimlerin daha da geliştirilmesini istiyor. Örgüt bunda ısrar ederek, bu koşullarda bölge insanından yapamayacağı bir şey istiyor aslında. Hendek ve sokak direnişlerine dayalı bir özyönetim mücadelesi sivil yerel halkı, devletin kolluk güçlerine ezdirmekten başka işe yaramıyor.

Kürt şehir ve ilçelerindeki örgütlülük durumu ancak sivil legal mücadele yürütebilecek kapasitededir. Ve bölge halkı bunu, yerel yönetimlerine sahip çıkarak fazlasıyla yapıyor zaten. Bölgede yerel yönetimlerin çok büyük kısmı Kürt siyasi hareketinde, o halde eksik olan nedir? Mesela oralarda yerel yöneticiler neyi yapamıyorlar?

Yerel yönetimlerin daha da özerkleşmesi konusunda eksik olan şeyler var tabii ki. Ama bunun için hendekler kazıp sokakları işgal etmek mi gerekiyor?

Öte yandan radikal hendek direnişi gibi altyapısı olmayan ve birkaç mahalleye sıkıştırılmış bir direniş mücadelesi uzun vade de tersi sonuçlar doğurabilir. Belli ki özyönetim ilanı çabaları geniş kesimlerin içinde olduğu bir şey değil. Altyapıdan yoksun, eşitsiz koşullarda yapılan hendek direnişleri ise her gün sivil insanların ölümüne neden oluyor, tutuklanıp hapsedilmelerine neden oluyor. Bölgede bu eşitsiz koşullarda özyönetim ilan ettirmek, kuzuyu kurdun önüne atmak gibi bir şeydir.

HDP’yi zor günler bekliyor…

Hükümet, “operasyonlar sürecek” diyor, Kandil “özyönetim her yerde geliştirilmelidir” diyor. İki tarafın tavrı da savaşın tırmanacağını gösteriyor gibi olabilir ama her iki tavır da sürdürülebilir değil aslında. Devletin operasyonları durdurması, Kandil’in de hendek ve sokak direnişlerine dayalı özyönetim politikalarını gözden geçirip bir düşünmesi gerekir. Bir süredir kazdığı hendeği Kürtlere neden atlatamıyor? Bu konuyu iyice bir düşünmesi lazım acep niye?

Bu durum arada bir yerde durmak isteyen ve hedefine özyönetimleri değil, Türkiyelileşmeyi koymuş HDP’nin konumunu zorlaştırıyor. Kabul etmek gerekir ki, HDP, 7 Haziran seçimlerinden bugüne kadar ki olan sürede özyönetim ilanları konusunda devlet ve Kandil arasında bir yerde kalarak idare etmeye, günü kurtarmaya çalıştı. Özyönetimlere ilişkin HDP’nin tavrı “Biz özyönetim’e karşı değiliz, ama silahla hendek direnişiyle olanına değil” diyerek, örgütten daha farklı bir yerde durdu. Bu duruş yanlış değildi. Ama gelinen aşamada eğer Kandil özyönetimlerde ısrarcı olursa ki olacağını söylüyor, HDP’yi zor günler bekliyor olabilir. Kandil özyönetimlere mesafeli duran bir HDP ile sorunlar yaşayabilir.

Bunlar da ilginizi çekebilir: