Medyascope.tv

Dünden bugüne referandum

Hazırlayanlar: Semih Sakallı & Oral Orpak

Referandum demokrasinin zirvesi mi?

Demokrasi, uygulama biçimi olarak “temsili demokrasi” ve “doğrudan demokrasi” şeklinde ikiye ayrılır. Doğrudan demokraside halk yönetime katılır. Siyasi erk alacağı kararı halk ile birlikte şekillendirir ve halk siyasi erki etkili bir şekilde denetler. Bu tarz bir demokrasi için refah düzeyinin yüksek olması ve nüfusun az olması temel kriterlerdir.

Günümüzde bunun en iyi örneklerinden birine İsviçre kantonlarında rastlıyoruz. Temsili demokrasiler ise halkın karar alma aşamasındaki rolünü kısıtlar. Parlamento, seçilen temsilciler gibi yöntemlerle halk kısmen siyasi erki denetler. Bu iki uygulama biçimi arasında farklar olsa da söz konusu iki uygulamada kriz durumlarında veya karara bağlanamayan meselelerde ortak bir uygulamaya başvurulur. Bu uygulama referandumdan başka bir şey değildir. Bu noktada referandumla ilgili bazı soruların cevaplanması bu metodun ne kadar sağlıklı olduğunu anlamak için elzemdir.

Referandumlar gerçek bir çözüm üretir mi? Referandumlara alternatif bir uygulama var mı? gibi sorular ilk akla gelenlerdir.

Demokratik ülkelerde yapılan referandumlarda çıkan sonuçlar birbirine yakın çıktığında, örneğin yüzde 51 evet yüzde 49 hayır çıkan bir referandum sonucu, demokrasiye ne kadar uyar? Azınlığın hakkını savunma prensibi üzerinden gelişen demokrasi için referandum sonuçları bu yönüyle tartışmalı bir durumda. Özellikle post demokrasilerde referandum için alternatif görüşler de gündemde. Bunlardan biri de “kura çekme”. Bu tarz soruların ve tartışmaların yaygın olması şaşırtıcı değil zira referandumlarda sonuçların birbirine yakın çıkması ve sonucun evet veya hayır olması nedeniyle orta yolun bulunmasına imkan vermemesi, referandumu daha da tartışmalı hale getiriyor.

Bu türden tartışmaların en yakın örneği Birleşik Krallığın kaderini Brexit ile oylaması ve beklenmeyen bir sonucun çıkması, İsviçre’nin Kasım 2008’de camilere minare inşa etmeyi yasaklamayı öngören kararı referanduma sunmasıdır.

1

2008’de İsviçre’de yapılan referandumda kullanılan afiş

Bu referandumlar sonuçları itibari ile ülke sınırlarını aşan etkiler yarattılar. Brexit, sadece Birleşik Krallık için bir değişim getirmedi aynı zamanda Avrupa Birliği’nin geleceğini tartışmaya açtı. Aynı şekilde İsviçre’deki minare inşaatının yasaklanması kararı İslam dünyasında yankı buldu. Özellikle İsviçre’deki referandum sistem tartışmasının yanına bir de “temel hak ve hürriyetler” referandum konusu olabilir mi tartışmasını başlattı. Bu tartışma son örneği Türkiye’de gündeme gelen Türkiye’deki Suriyelilerin vatandaşlığa alınıp alınmaması oldu.

Türkiye’de Referandumlar

Türkiye’de şimdiye kadar altı referandum gerçekleştirildi.”Cumhuriyet tarihindeki ilk referandum uygulaması, 27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra oluşturulan Kurucu Meclis tarafından hazırlanan Anayasa için 9 Temmuz 1961’de yapılmıştır. İkinci referandum ise 1980 askeri müdahalesinin ardından hazırlanan 1982 Anayasası için 7 Kasım 1982’de yapılmıştır. Üçüncü referandum, 1982 Anayasası’nın Geçici 4. maddesi ile getirilen on ve beş yıllık siyasal yasakların kalkıp kalkmaması konusunda 6 Eylül 1987’de düzenlenmiştir. Dördüncüsü, Anayasa’nın 127’nci maddesindeki yerel seçimlerin bir yıl erkene alınıp alınmaması konusunda 25 Eylül 1988’de yapılmıştır. Beşinci referandum, 21 Ekim 2007 tarihinde, 5678 sayılı Kanunla getirilen anayasa değişikliği paketi konusunda yapılmıştır.”[1] En son Eylül 2010’daki Anayasa maddelerindeki değişikliği öngören referanduma kadarki bütün referandumlar kurucu referandumlardır. Bir başka deyişle yapılan bütün referandumlar yeni bir anayasanın kabul edilmesi ya da mevcut olan anayasada değişiklikler için yapıldı.

Temel hak ve hürriyetler referandum konusu olur mu? Suriyelilere vatandaşlık vermek için referandum yapılabilir mi?

Çağdaş uygulamalara bakıldığında bir referandumun demokratik niteliğinin ağır basması lazım. Bu şartları Venedik Komisyonu düzenliyor. “Referandum konusu demokrasi, insan hakları ve hukuk devletinin temel ilkelerine aykırı olmamalı. Bu bağlamda temel hak ve özgürlükler referandum konusu yapılmamalı. Yine çoğunluğun azınlığa tahakkümü, baskısı ve haklarının kısıtlanması ile sonuçlanabilecek mekanizmalar devre dışı bırakılmalı.”

Bu şart temel hak ve özgürlükler konusunda referandum yapılmasını önlemeye yönelik. Bu konuda yapılan referandumlar hukuki süreçlere dahil olmuştur. Örneğin, İsviçre’deki minare yasağı konusundaki referandum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmıştı.

Siyasilerin yaklaşımları

Abdullah Gül
2008 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül türban meselesi konusunda “halka gidilmesi gerekir diye düşünüyorum” demişti. Aynı yıl İsviçre’de yapılan minare inşaatının yasaklanmasına yönelik referandumda Abdullah Gül “ Batı dünyasında İslamofobi dediğimiz İslam düşmanlığının nasıl geliştiğini göstermesi açısından dikkat çekici bir unsurdur. İsviçreliler için ayıp olmuştur” dedi.

Selahattin Demirtaş

HDP Genel Eş Başkanı Selahattin Demirtaş 12 Temmuz’daki partisinin grup toplantısında Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusunda “Buna bir defa Cumhurbaşkanı kendisi karar veremez, böyle bir yetkisi de yok. Çok güveniyorsa kendine, referanduma götür, bakalım halk ne düşünüyor” dedi. Daha sonra İzmir’de HDP yöneticilerinin düzenlediği bir yemekte konuşan Demirtaş, “Dün yaptığım bir yanlışı düzeltmek istiyorum: Partimizin politikası olmayan bir durumu ben yanlış ifade ettim. Referanduma götürelim diyerek bu insanlara haksızlık yaptım. Referandum temel hak ve özgürlüklerde olmaz” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Temmuz’da partisinin grup toplantısında Suriyelilere vatandaşlık tartışmasını gündeme getirdi. Konuşmasında Suriyelilere vatandaşlık için referandum seçeneğini değerlendiren Kılıçdaroğlu,” Sen düne kadar milli irade diyordun, referandum yapalım hodri meydan” dedi.

Uzmanların yaklaşımı

Siyasilerin görüşleri bu yönde iken referandumun hukuki olarak uygulanıp uygulanamayacağını konunun uzmanlarına sorduk. Prof. Ersan Şen yaptığı değerlendirmede “Sadece Anayasa değişikliklerinde referanduma gidilebilir. Yani bizim sistemimiz, seçim üzerine kurulu. Üniter yapı, merkezi sistem olduğu için bu tehdit denilen veya önemli konularda halkın görüşünü alma meselesi anayasa odaklı olarak anayasa değişiklikleri üzerinden yapılmakta. (…) Türkiye’nin belli bölgelerinde ciddi güvenlik sorunları var. Eğer zorunlu ikameti ve iskanı kabul ederlerse, o da yine iskan kanununa hüküm koymak suretiyle olur, bu yerlerde bu insanlar kontrol altına ikamet, iskan verilmek suretiyle bu yerlerde barındırılabilirler. Bu ülkenin ulusal güvenliği bakımından da önemlidir. Hem bu kişilerin kontrolü ve hem de Güneydoğu ve Doğu illerinde eğer bunları barındıracak alanlar oluşturulabilirse, o yerlerde bu insanlar en azından Türk vatandaşlığına geçme şartlarını tamamlayıncaya kadar o yerlerde bu insanların barınmaları, iskan edilmeleri şartıyla mümkün” dedi.

Prof. Levent Köker

“Temel hak ve hürriyetlerle ilgili referandum mümkün değil ve olamaz. Temel hak ve hürriyetlerle ilgisi zaten başka türlü bir oylama da yapılamaz. Yani herhangi biçimde bir meclis çoğunluğu, yani referandum dediğimiz seçmen çoğunluğu, seçmen olmazsa onların temsilcilerinden oluşan bir heyet de mesela TBMM’de temel hak ve özgürlüklerle ilgili bir oylama yapabilir mi? Böyle bir şey düşünemeyiz bile. Temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran herhangi bir düzenlemeyi evet hayır şeklinde bir sorgu, sual konusu yapmak demokratik hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünü açısından son derece yakışıksız bir şey. Bu son derece açık.(…) Bizim özgürlüklerle ilgili, eğitimle ilgili, gelirle ilgili, konutla ilgili, birtakım sosyal ve ekonomik haklarla ilgili ve temel hak ve hürriyetlerle ilgili çok ciddi sorunlarımız var değil mi T.C. vatandaşı olarak? Peki göçmenlerin de var mı aynı sorunları? Göçmenlerin de var. Hatta göçmenlerin fazlasıyla var. Çünkü benim gibi T.C. vatandaşı olanların büyük bir bölümü böyle bir tartışma yapıldığı için göçmenlere karşı son derece ırkçı bir yaklaşım içindeler. Dolayısıyla bu onların sorunlarını katmerliyor. Siyasi iktidar vatandaşlık tartışması başlatmak suretiyle ne yapmak istiyor ben anlamadım. Irkçılığı körüklemek mi istiyor? Bunun kabarmasını mı istiyor? Ne yapmak istiyor? Göçmenleri vatandaş yaparak hangi sorunu çözeceğiz? Mesela, Arapça eğitim getiriyor mu T.C.? Anadilde eğitimi kabul etmiş mi? Mesela, Kürtler Kürtçe eğitim göremiyorlar. Kendi vatandaşlarına temel hak ve hürriyetleri esirgemiş olan bir devlet göçmenlere böyle bir muameleyi nasıl yapacak? Onlardan da temel hak ve hürriyetleri esirgeyecek mi yoksa onlara verecek mi? Bütün insanlara temek hak ve hürriyetler nasıl verilecekse bunu temin edecekse o zaman Suriyeliler de vatandaş olsun. Bunun bir ön şartı Suriyelilerin vatandaş olması mı? Tartışmayı biz demokratik bir zeminde hak ve hürriyetlerle ilgili olarak yapmıyoruz.”

Önümüzdeki süreçte bireylerin, toplumların yönetime katılma arzularının artması sonucunda referandum uygulamaları ile daha çok karşı karşıya kalacağımız yadsınamaz bir gerçek. Bunun bir yansıması olarak, referandum mantığı her geçen gün daha fazla sorgulanacak.

Bunlar da ilginizi çekebilir: