Medyascope.tv

Ali Bulaç: “Gülen grubu bilerek bu işin içinde yer almışsa hakkımı helal etmiyorum”

Yakın bir zamana kadar Gülen cemaati-AKP iktidarı savaşında Cemaat’e yakın duran İslami kesimin önde gelen aydınlarından Ali Bulaç 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Haksöz Haber sitesine uzun bir açıklama yolladı.

Bu açıklamayı, Ali Bulaç’ın bilgi ve onayı dahilinde Medyascope.tv’de yayınlıyoruz:

“15 Temmuz 2016 günü ülkemizi büyük badirelere sürüklemeyi hedefleyen bir darbe teşebbüsünde bulunulmuş, fakat hamdolsun teşebbüs başarılamadan akamete uğratılmıştır.

AliBulac

65 yaşındaki Ali Bulaç, yüksek öğrenimini İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü (1975) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde (1980) tamamladı. 1986’da Zaman Gazetesi’nin kurulma aşamasında İstanbul bürosunu teşkilatlandıran isim olup gazetenin İstanbul büro şefliğini bir yıl kadar yürütmüştü. 1998’den beri Zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktaydı.

Söz konusu menfur darbe teşebbüsüyle ilgili görüş ve düşüncelerimi maddeler halinde sıralama lüzumunu hissediyorum. Şu anda herhangi bir yerde yazmadığım için bu açıklamanın kamuoyuna duyurulmasında yardımcı olursanız çok sevinirim.

1) 50 senedir yazı ve fikir hayatımda benim için a) Şu veya bu dava için şiddet ve törer, b) Askeri darbe ya da ihtilal meşru değildir. “Dinde zorlama yoksa”, yönetim ve siyasette de zorlama olmaz; kim şiddet ve törere veya darbelere başvuruyorsa gayrımeşru bir işe kalkışmış, suç ve günah işlemiş demektir.

2) 15 Temmuz darbe teşebbüsü bu kabil bir fiildir. Gayrımeşrudur, suç ve günah bir fiildir, nitekim masum insanların hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına sebebiyet vermiştir.

3) Bu teşebbüsün bir ittifak veya bir koalisyon olduğu yolunda emareler var, ancak şu anda bu cürüm Fethullah Gülen grubuna fatura edilmektedir. Ben mü’min insanların darbeye, teröre teşebbüs etmeyeceklerine inanıyorum. Ancak bu yönde somut emareler de yok değil. Şu veya bu grup olsun, kim bu darbeye a) Azmettirmişse; b) Teşebbüs edip içinde yer almışsa; c) Ve meşru bir teşebbüs olarak görüyorsa suç ve günah işlemiştir.

4) İster bilerek ister oyuna getirilerek Gülen hareketinin bu işe dahil edilmesi ve darbe teşebbüsünün onlara fatura edilmesi Hareket’in önemli zaaflarla malul olduğunu göstermektedir. Tepedekilerin veya içlerine sızmış olanların Hareket’i söz konusu cinnet fiiliyle ilişkili hale getirmeleri, hem 40 yıllık görünen misyona ve iddialara aykırı düşmüş, hem sadece Allah rızasını gözeterek kendini hizmete adamış onbinlerce masum insanı derin travmalara itmiş, telafisi çok zararlara uğratmıştır. Buna kimsenin hakkı yoktur. Eğer bilerek bu işin içinde yer almışlarsa onların lehine söylediğim her söz için kişisel olarak hakkımı helal etmiyorum.

5) Azmettirenlerin, teşebbüs edip destekleyenlerin yargı önünde hesap vermeleri ve müstahak oldukları cezaları almaları en büyük dileğim ve beklentimdir. İslam nokta-i nazarında “Suçlular korunmaz”, suçlunun dinine, mezhebine, cemaatine, kavmine bakılmaz.

AliBulac33

Bugüne kadar 30’un üzerinde kitap yazan Ali Bulaç, 2008’de “Din – Kent ve Cemaat Fethullah Gülen Örneği” adle esere imza atmıştı.

6) Bu darbe teşebbüsünün Amerikan destekli olduğu anlaşılıyor. Allah muhafaza, başarılsaydı Mısır türü bir darbe olur, bugünkünden çok daha fazla oluk oluk kan akardı.

7) Darbenin birinci derecedeki hedefi Sayın Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’dır. “Erdoğan nefreti” kendilerinde sabit fikir haline gelmiş farklı hasımları bir araya getirmiş, ancak “öfkeyle kalkan” bu hasımlar “zararla oturmuşlar”dır.

8) Darbeyi asıl önleyen birinci faktör toplumun, ama özellikle İslami/İslamcı ve muhafazakâr kitlelerin gözünü kırpmadan meydanlara inmesi, kendilerini tankların önüne atmasıdır. Sayın Erdoğan’ın da kararlı, cesur duruşu ve çağrıları darbe teşebbüsünün akamete uğramasında belirleyici rol oynamıştır. Eğer 27 Mayıs 1960’ta bugünkü gibi halk meydanlara inseydi ihtilal başarılmayacak, Menderes ve arkadaşları idam edilmeyecekti. 15 Temmuz darbe teşebbüsü son teşebbüstü, darbelere karşı böylesine duyarlı ve kararlı duran halk oldukça, hiçbir darbe başarılmayacaktır.

9) Darbe tehlikesinin büsbütün geçmediği anlaşılıyor, OHAL’ın ilan edilmiş olması yerinde olmuştur. Bundan sonrası bir yandan yeni hamlelere karşı uyanık davranırken, diğer yandan sosyal barışı zedeleyecek fevri, aşırı, hukuk dışı hareketlere ve cezalandırmalara, toplumsal yaralar açacak tasfiyelere ve mağduriyetlere karşı da dikkatli olmakta zaruret var. Bu çerçevede herkesin seçilmiş hükümetin yanında yer alıp her türden darbe teşebbüsüne karşı tavır alması sosyal barışımız ve bekamız açısından şarttır.

10) Ben hayatım boyunca İslam davasının neferi olmaya çalıştım. Benim için İslam’ın izzeti her cemaat ve partinin üstündedir. Benim savunduğum İslam; teröre, darbelere iltifat etmez; özgürlük, ahlaki dürüstlük, adalet ve barış içinde sözleşerek bir arada yaşamayı vaadeder.
Benim başka bir düşüncem, iddiam, duruşum, tavır alışım ve davam olamaz.”