steven ellis

IPI Direktörü Steven Ellis: “Tutuklu gazetecilerle dayanışmamızı göstermek için Türkiye’deyiz”

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) İletişim Direktörü Steven Ellis’le IPI’ın Türkiye ziyaretini konuştuk.

Neden bu geziyi düzenlemeye karar verdiniz?

Bu geziyi düzenlemeye karar verdik çünkü Türkiye’de basın özgürlüğünün içinde bulunduğu durumdan oldukça endişeliyiz. Bu geziyi düzenlememizin iki nedeni vardı: Birincisi, demir parmaklıkların ardındaki gazetecilerle, özellikle de yazdıkları ve beyanatları nedeniyle hapse girmiş gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu göstermek. Aynı zamanda, bu gazetecilerin aileleri ve Türkiye’deki baskı altındaki diğer gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu göstermek istedik. Seyahatimizin ikinci nedeni ise, Nisan ayındaki referandum yaklaşırken, basının üzerindeki baskının, oto-sansüre ve bazı konuların yazılıp çizilmemesine neden olmasından endişelenmemiz. Bizim gibi uluslararası kurumların referandumla ilgili bir pozisyonu olamaz, referandumun sonucuna Türkiye halkı karar verecek. Ama referandumun önemini düşündüğümüzde, Türkiye halkının referandumla ilgili tüm bilgilere ulaşması ve tüm tarafları dinlemesi için basın özgürlüğünün elzem olduğunu düşünüyoruz. Böylece, oy vermeye gittiklerinde, gelecekleriyle ilgili bilinçli bir şekilde karar verebilirler.

Şu ana kadar kimlerle görüştünüz, kimlerle görüşeceksiniz?

Şu ana kadar sadece İstanbul’da görüşmeler yaptık, gazeteciler ve hapisteki gazetecilerin yakınlarıyla konuştuk. Birkaç gün sonra Ankara’ya gireceğiz, orada başka ülkelerden diplomatlar ve yargıdan bazı yetkililerle görüşeceğiz. Adalet Bakanı’yla da görüşmeyi denedik ama referandum nedeniyle programının dolu olduğunu söyledi.

Ne yazık ki hükümet yetkilileriyle bir randevu ayarlayamadık. Bu bizim için bir hayal kırıklığı oldu, biz onlarla da konuşmak istiyorduk. Çünkü Türkiye’nin özgür, müreffeh ve istikrarlı bir ülke olmasının herkesin çıkarına olacağını düşünüyoruz.

Hapisteki gazetecilerle görüşmek için bir başvurunuz oldu mu?

Adalet Bakanlığı’na, Türkiye’deki farklı medya kuruluşlarını temsil ettiğini düşündüğümüz, hapisteki sekiz gazeteciyle görüşmek için başvurduk. Ne yazık ki bu isteğimize bir geri dönüş bile alamadık.

Bir süredir Türkiye’desiniz, görüşmeler yapıyorsunuz. Şu ana kadarki gözlemleriniz neler oldu?

Şu ana kadarki gözlemim, Türkiye’deki durumun daha kötüye gitmeye devam ettiği oldu. Türkiye’deki gidişatı uzun bir süredir takip ediyoruz. Basın özgürlüğündeki gerileme, Türkiye demokrasisindeki gerilemeye paralel olarak yaşanıyor. Biz, denetim ve koruma mekanizmalarının yok olmasının ve gücün merkezileşmesinin oldukça kötü sonuçlarının olmasından ve Türkiye’deki demokrasiye ciddi bir şekilde zarar vermesinden endişeliyiz.

Hapisteki gazetecilerden Kadri Gürsel, IPI Yönetim Kurulu üyesi, hapiste başka IPI üyeleri de var. Biliyorum siz sadece onlar değil tüm gazeteciler için buradasınız ama Kadri Gürsel ile ilgili söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Diğer gazetecilerden de bahsetmiş olmanız önemli. Biz, sizin de söylediğiniz gibi, demir parmaklıklar arkasındaki tüm gazeteciler hakkında endişeliyiz. Ama Kadri Gürsel ve Cumhuriyet’teki meslektaşlarıyla ilgili olarak, hukuki prosedürün olması gerektiği gibi işlememesi, ortada bir iddianame olmaması ve davalarının ne zaman görüleceğinin bile bilinmemesi bizi ciddi şekilde endişelendiriyor. Şu anda mahkemeye gitme ve kendilerini savunma imkanları olmadan cezalandırılıyorlar. Biz IPI olarak bundan bahsetmeye devam edeceğiz, bu keyfi tutukluluk sadece hem onlar hem aileleri için bir ceza. Hükümete mesajımız şu: İşlerini yaptıkları için hapse giren gazetecilerin hepsi derhal serbest bırakılmalı. Bu mesajı ulaşabildiğimiz herkese iletmeye devam edeceğiz.

Sizin gibi uluslararası kurumların hapisteki gazeteciler için yapmaya çalıştıkları biliniyor, peki AB hükümetlerinin Türkiye’de olanlara gerektiği gibi cevap verdiğini düşünüyor musunuz?

Ne yazık ki hayır. Aslında buna cevap vermek biraz zor çünkü kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu bilmiyoruz. Ama kamuoyunda, hem Türkiyeli hem Türkiye dışındaki gazetecilerde, Avrupa hükümetlerinin, Türkiye hükümetinin mülteci kriziyle ilgili bir şeyleri yapmasıyla daha çok ilgili olduklarına ve insan hakları gibi konularla pek de ilgilenmediklerine dair bir algı var. Bizim buna cevabımız şu: Kısa vadeli istikrar için Türkiye’de insan haklarından vaz geçmek, kesinlikle uzun vadede istikrarsızlık yaratacaktır. Ve bu istikrarsızlık Türkiye’yle sınırlı kalmayacak ve komşularına yayılacaktır.