Iraklı Şii lider Sadr’ın Suudi Arabistan ziyareti kafaları karıştırdı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kısa bir süre önce Irak’taki Sadr hareketinin lideri Mukteda El Sadr, Riyad’ın daveti üzerine Suudi Arabistan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirmiş ve veliaht prensi Muhammed bin Salman’la görüşmüştü. ABD’nin Irak işgaline karşı duruşu, İran’a yakınlığı ve Suudi Arabistan’a yönelik sert çıkışlarıyla bilinen Şii din adamının Riyad ziyaretine dair birçok değerlendirme yapıldı.

The National’da yayınlanan bir makalede  Trump yönetiminin bu ziyareti bölgesel istikrar ve İran’ın yayılmacı politikalarının önlenmesi için olumlu bir gelişme olarak gördüğü yazıldı. Makaleye göre adını vermeyen bir ABD Dışişleri yetkilisi, görüşmeye ilgili şöyle konuştu: “Hem Suudi Arabistan hem Irak, ABD’nin önemli müttefikleri, bu iki ülkenin güçlü ilişkileri olmasını önemsiyoruz. Bu tür adımları desteklemeye devam edeceğiz.”

Eski ABD Büyükelçisi: “Suudiler asıl tehdidin İran olduğunu anladı”

ABD’nin Türkiye ve Irak eski Büyükelçisi James Jeffrey, Riyad’daki görüşmeyle ilgili verdiği mülakatta ziyareti şöyle yorumladı: “Bu ziyareti, Suudilerin şu an Ortadoğu’daki en önemli gelişmenin İran’ın henüz durdurulamayan ilerleyişi olduğunu anladıklarına dair oldukça mühim bir işaret olarak okuyorum.” Riyad’ın sonunda sorunun Şii-Sünni çatışması değil, İran’ın milisler yaratmak ve rejimleri devirmek için asimetrik yöntemler kullanması olduğunu anladığını söyleyen Jeffrey, Sadr’ın ziyaretinin, İran’a karşı durmanın tekrar Suudi dış politikasının önceliği haline geldiğinin altını çizdi.

Trump yönetiminin “tatlı bir oyuncak olan IŞİD’le savaşmayı” bırakıp “asıl tehdit” İran’a odaklanması gerektiğini söyleyen Jeffrey, Washington’ın bunu anladığını ama henüz nasıl bir siyaset geliştireceğine karar veremediğini öne sürdü.

İran Medyası: “Şok edici bir ziyaret”

İran’da hükümete ve Devrim Muhafızları’na yakın medya ziyarete çok fazla yer ayırmamayı tercih etti. Tahran Belediye Başkanı Bagher Galibaf’a yakınlığıyla bilinen Fararu, ziyaretle ilgili haberi “Manşetlerden düşmeyen Iraklı din adamı Suudi Arabistan’la mı yakınlaşıyor?” başlığıyla paylaştı. Haberde Sadr’ın “sık sık siyasi duruşunu değiştirdiği bilinse de” ziyaretin “beklenmeyen, hatta şok edici” bir gelişme olduğu yazıldı.

İran’da Arap ülkeleriyle ilgili yazılarıyla bilinen yorumcu Sabah Zangeneh, Riyad’ın Sadr’ı “Irak hükümetine hatta İran’a karşı bir baskı aracı olarak kullanmaya çalışabileceğini” belirtti. Ancak, Zangeneh’ göre şayet Sadr, Riyad’la işbirliğine girerse takipçilerinden tepki görebilir. Devrim Muhafızları’nın yayın organı Javan Online ise Irak ve Suudi Arabistan arasında son aylarda artan diplomasi trafiğine dikkat çekerek, Sadr’ın Riyad’a davet edilmesinin, Suudilerin Bağdat’la ilişkilerinde yeni bir döneme girdiğinin işareti olduğunu yazdı. İranlı başka yorumcular ise veliaht prensinin davetini, hükümetle oldukça sorunlu ilişkileri olan Suudi Şii azınlığın gözünü boyamaya yönelik bir hamle olarak okumak gerektiğini öne sürdü.

Ziyaretin amacı Arap birliği mi, Şiiler arasında çatışma çıkarmak mı? 

Lobelog’ta yayınlanan makalesinde Shireen Hunter, Suudi hükümetine karşı sert çıkışlarıyla bilinen Sadr’ın Riyad ziyaretiyle ilgili iki ihtimal öne sürüyor. Hunter’a göre Suudi Arabistan, Iraklıların ulusal kimliklerine vurgu yaparak, Irak’ı İran’dan uzaklaştırmak ve Arap ülkelerinin yanına çekmek istiyor olabilir. Hunter’ın ziyaretiyle ilgili diğer senaryosu ise Riyad’ın Şiileri “zayıflatmaya” çalışıyor olduğu. Hunter’a göre Sadr’ın Suudi Arabistan’la yakınlaşması ve İran’ı karşısına alması İran’a yakın Şii Iraklılardan tepki toplayacaktır ve bu davet, Şiiler arasında huzursuzluk çıkarmak için atılan bir adım olabilir.

2011 yılında başlayan Arap Baharı, Suudi Arabistan’a da sıçramış, ülkenin doğusundaki Şii azınlık hükümet karşıtı kitlesel protestolar düzenlemişti. Riyad yönetimi 2016 yılında Şiilerin lideri Şeyh Nimr El Nimr’ı infaz ettiğinde Sadr Suudi Şiileri sokaklara çağırmış ve Suudi yönetimini “alçak IŞİDliler” olarak tanımlamıştı.

Suudi Arabistan – Irak Yakınlaşması 

Mukteda El Sadr, ABD 2003 yılında Irak’ı işgal ettiğinde diğer Şii din adamlarından farklı olarak işgale karşı çıkmıştı. Bir süre İran’da yaşayan Sadr’ın Tahran’la yakın ilişkileri bulunuyor ancak Iraklı Şii liderin ülkesindeki İran etkisini azaltmak istediği düşünülüyor. Riyad ziyareti, Sadr’ın İran’ın siyasi çizgisinden ayrı düştüğü ilk olay değil. İran’a yakınlığıyla bilinen diğer Iraklı Şii din adamlarının aksine Sadr, Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer Sünni ülkelere karşı düşmanca bir söylem geliştirmedi. Nisan’da Suriye’de daha fazla kan dökülmemesi için Beşar Esad’ın görevini bırakması gerektiğini söyleyen Sadr, Mayıs’ta ise İran ve Suudi Arabistan’ın bölgedeki istikrarı yeniden sağlamak adına “ciddi bir diyalog” içine girmesi gerektiğini belirtti. Sadr’ın bu açıklamaları, kendisine Irak, İran ve Suudi Arabistan’la konuşabilen tek aktör olarak siyasi arenada bir alan açmaya yönelik bir hamle olarak da yorumlanıyor.

Riyad ve Bağdat son dönemde ilişkilerini geliştirmek için önemli adımlar attı. 2016 başında, neredeyse yirmi sene sonra Bağdat’ta yeniden bir Suudi Arabistan Konsolosluğu açıldı. İki ülke bir süre önce stratejik ilişkilerini geliştirmek için bir Koordinasyon Konseyi kurdular. Geçtiğimiz iki ay içinde Suudi Arabistan’ı Sadr’ın yanı sıra Irak Başbakanı Haydar El Abadi ve İçişleri Bakanı Kasım Areci ziyaret etti. Riyad, Sadr’ın ziyaretinin hemen ertesinde, yerinden edilmiş kişilere yardım için Irak’a 10 milyon dolar vereceğini açıkladı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus