kurdsypgqamishl

Wimmen: “YPG üst düzey kadroları stratejileri konusunda arada kalmış durumda”

Uluslararası Kriz Grubu, Irak, Suriye ve Lübnan Proje Direktörü Heiko Wimmen ile PYD/YPG’nin Kuzey Suriye’deki pozisyonunu ve bölgedeki son gelişmeleri konuştuk.

Middle East Eye sitesinde yayınlanan son yazınızda PYD ve PKK’nin Suriye’deki amaçlarının birlikte sürdürülebilir olmadığını öne sürdünüz. Bunu açabilir misiniz, PYD ve PKK’nin amaçları neler ve neden birlikte sürdürülebilir değiller? 

PKK’nin nihai amacı Türkiye’yle savaşmak ve Türkiye’nin kendi sınırları içindeki Kürt bölgelerindeki yönetimini yok etmek ya da en azından yapısını değiştirmek. Ayrıca, Türkiye’nin kendi sınırları dışındaki Kürtlerin yaşadığı bölgelerdeki etkisini de sınırlandırmak istiyor. PKK’nin lider kadrosu, bölgedeki Türkiye gibi ulus devletleri kendi amaçlarıyla uyumsuz yapılar olarak görüyor. YPG’ninse Suriye’de de facto bağımsız ve otonom bir bölge yaratabildiğini görüyoruz. Suriyeli Kürtler, savaş sonrası Suriye’sinde federal bir Suriye’nin parçası haline gelebilirler, otonomileri olabilir ve haklarını elde edebilirler. Ama bunun gerçekleşmesi PKK, Türkiye’yle savaşmaya devam ettikçe ve savaşı tırmandırdıkça çok zor. Türkiye’yi yönetenler kuzey Suriye’yi PKK’nin bir üssü ve stratejik tehdit olarak görecek ve yok etmeye ya da istikrarsızlaştırmaya çalışacaklardır. Bu yüzden PYD ve PKK’nin amaçları birlikte sürdürülebilir değil.

PKK ve PYD/YPG’nin üzerine çok şey yazıldı. Siz hem Irak hem Suriye’de saha çalışması yapıyorsunuz, sizce bu ilişkiyi nasıl tarif etmek lazım? Bu ilişkinin yapısı düşünüldüğünde PYD’nin kendini PKK’den ve onun amaçlarından bu şekilde ayırmasını beklemek ne ölçüde gerçekçi? 

PKK ve YPG resmi olarak baktığımızda farklı organizasyonlar. Ama tabii ki önemli olan sonunda kararları kimin verdiği ve emir komuta zincirinin başında kim olduğu. Bunun cevabı şu an için çok açık: Kandil. Kuzey Suriye’ye gittiğinizde, PYD ve YPG savaşçılarıyla konuştuğunuzda, bu kişilerin Kandil’de zaman geçirmiş, PKK ideolojisini benimsemiş, Suriyeli olsalar da PKK’nin genel çerçevesine ve liderliğine bağlı kişiler olduklarını görüyorsunuz. Onlarla uzun uzun konuştuğunuzda bazı muğlaklıklar ortaya çıkıyor. Size bir gün bir durumda bir şey söylüyorlar, sonra dönüp bambaşka bir şey söylüyorlar. Çoğu, Suriye’de sahip olduklarının kendi başına değerli, korumaya değer ve daha büyük bir dava uğruna feda etmek istemeyebileceğiniz bir proje olduğunu görüyorlar. Türkiye’yi Kuzey Suriye’ye askeri müdaheleyi düşündürecek ya da bu projeyi yok etmesine yol açacak şekilde provoke etmek istemezsiniz. YPG’nin üst düzey liderleri, bu iki amaç arasında ikiye bölünmüş durumdalar. İkisinin aynı anda sürdürülebilir olduğunu öne sürmek için zihinlerinde gerçekliği eğip büküyorlar. Ben bu iki amacın birlikte sürdürülebilir olduğunu öne sürmenin gerçekçi olduğunu düşünmüyorum.

Yani YPG ve PYD savaşçılarının bir kısmı da, açıkça dillendirmeseler de, sizin gibi bu iki amacın uyuşmadığını mı düşünüyorlar? 

Bunu söyleyebiliriz ama aynı zamanda Kandil’in ideolojisini benimsemiş durumdalar. Bir noktada bir tercih yapmaları gerektiği gerçeğini görmezden geliyorlar. Hem bir yandan Türkiye’yle savaşıp hem de Türklerin sizi sonsuza kadar Kuzey Suriye’de kendi halinize bırakmasını bekleyemezsiniz. ABD, IŞİD’e karşı savaşı kazandığında o an gelecek. Bu olduğunda PYD ve YPG’nin değeri ABD için düşecek. Bundan sonra YPG yalnız olacak, kendilerine yeni arkadaşlar bulması gerekecek ama bulabileceğinden şüpheliyim.

Şu anda herkes Rakka operasyonunu bekliyor ve bu operasyonun YPG’nin ana güç olduğu Suriye Demokratik Güçleri’yle yürütüleceği kesinleşti. Rakka’nın alınması ve IŞİD’in yenilmesi Kuzey Suriye’deki dengeleri nasıl değiştirecek? 

Bununla ilgili önemli iki nokta var. Rakka’yı kim yönetecek ve nasıl yönetecek? 200 bin kişilik bir şehirden bahsediyoruz ve Kürtlerin nüfus içinde oranı pek fazla değil. PYD ve YPG burada nasıl bir yönetim inşa edecek? YPG nin kontrol ettiği Kürt olmayan yerlerde oralarda yaşayan Arapların yönetime dahil olduğunu görüyoruz ama bu biraz göz boyamak için yapılıyor. En nihayetinde bir işin halledilmesi ya da bir şey istediklerinde bir PYD komutanına gitmek gerekiyor. Bu Tel Abyad ya da küçük Arap şehirlerinde işleyen bir model olabilir ama Rakka’da olacağını sanmıyorum. Kim ve nasıl yönetecek Rakka’yı? Kuzey Suriye’ de herkesin katılabildiği ve herkese eşit mesafede duran federal bir yönetimin altı nasıl doldurabilir? Böyle bir model yaratılamazsa ve işe yaramazsa, hiç iyi olmayacaktır.

Bir de Der Zor harekatı olacak. ABD Der Zor’a ne zaman ve nasıl ilerleyecek? Der Zor, IŞİD’in son kalesi, IŞİD’e karşı zafer ilan etmek istiyorsanız, ki ABD bunu kesinlikle istiyor, Der Zor’a ya sizin ya da başka birinin gitmesi gerekiyor. Bunu nasıl yapacaklar? Belki Suriye rejimini bunu yapması için teşvik ederler bilmiyorum ama bunlar hep masada olan sorular. Rakka’daki sorunlar Der Zor’da artacak. Kontrol sizde olmazsa, ciddi sorunlar çıkabilir, intikam alınmaya çalışılabilir ama bu harekat nasıl kontrol altında olacak? Der Zor’da hâlâ rejim var, bununla ilgili bir şey yapmanız gerekiyor. Oraya girdiğinizde bir anda karşınızda “Ben meşru Suriye rejiminin temsilcisiyim ve burayı ben yöneteceğim” diyen birilerini görebilirsiniz, bu sorunu nasıl çözeceksiniz? Bu büyük bir soru işaret, ABD’lilerin bunlarla ilgili ne yapacaklarına ve YPG’yle ortaklığına nasıl devam edeceğine karar vermesi lazım.

Siz YPG ve ABD arasındaki bu ortaklığın nereye kadar gideceğini düşünüyorsunuz? 

Bence bu ortaklık, ABD, YPG’yi bu savaş için vaz geçilmez bir güç olarak gördüğü sürece devam edecek. Savaş bittiğinde tabii ki YPG vaz geçilmez olarak görülmeyecek. Ama yine de YPG’ye alternatif olacak başka bir güç bulmaları lazım, evet Suriye Demokratik Güçleri’nin içinde birçok Arap var ama Kürtler olmadan etkin bir güç olmaya devam edebilecekler mi? Bu belli değil ve ben bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum. YPG’ye güvenmeyeceklerse başka birini bulmaları gerekecek. Ne olacağını tahmin etmek zor.  YPG’ye ihtiyaçları olmadığına ya da daha az ihtiyaçları olduğuna karar verirlerse, Türkiye’nin Suriye ile 800 metre sınır paylaşan komşusu ve Suriye içinde ve muhalif gruplar üzerinde etkisi ve Suriye’de yapılacak herhangi bir anlaşmayı bozma gücü olan bir aktör olduğu gerçeğini hatırlayabilirler. Günün sonunda Türkiye’ye geri dönmeleri gerekiyor. ABD, “Artık YPG’ye o kadar da ihtiyacımız yok ama Türkler gerçekten çok kızdı, ne yapmamız lazım?” noktasına geldiğinde, eninde sonunda ABD’nin kendisinin de terörist olarak gördüğü bir örgütle, yani PKK’le, şüpheli ilişkileri olan bir örgütten daha değerli olan NATO müttefiklerine geri döneceklerini düşünüyorum.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir