Ekran Resmi 2018-05-23 16.56.32

Prof. Dani Rodrik Medyascope’a konuştu: “Krizden çıkmak için Türkiye’nin önce tek adam rejiminden demokrasiye geçmesi gerekir”

Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dani Rodrik, Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında hızla değer kaybetmesi ile ortaya çıkan krizi ve bu krizden çıkış için yapılması gerekenleri Medyascope’a değerlendirdi:

Ekran Resmi 2018-05-23 16.56.32

Türkiye’nin şu anda ekonomik açıdan içinden geçtiği süreç, geçmişte Türkiye ve/veya dünyada yaşanan hangi olaylara benzetilebilir?

Türkiye’de belki en benzeri 1994 krizi. Sermaye akımları 1989’da serbestleştirildikten sonra Türkiye kısa vadeli akımlara bağımlı kalmıştı. O zaman da hükümet büyüme stratejisini değiştirmek yerine faizleri suni olarak indirmeye çalıştı. Ama sonunda piyasa galip geldi. Faizler ve döviz kuru fırladı ve Türkiye IMF’ye gitmek zorunda kaldı. (2001 krizi daha yakın zamanda yaşandı, ama 2000’de ve 2001 başlarında döviz kuru TCMB tarafından kontrol ediliyordu, dolayısıyla o kriz değişik bir süreç geçirdi.)

Bugün belki en büyük fark, döviz borç yükü kamu ya da bankalar uzerinde değil, özel şirketler üzerinde. Yani özel şirketler doğrudan etkilenecek.

Türkiye bu sarmala neden ve nasıl düştü? 

Her şey Türkiye’nin sağlıksız büyüme modelinden kaynaklanıyor. Dış sermayeye (özellikle kısa vadeli dış sermaye), cari açıklara, ve bu suni kaynaklarla pompalanan iç talep artışından beslenen bir büyüme modeli. Piyasalarda güven tükenince ani fren gerektiren bir model.

“Dış güçlerin oyunu” savunmalarının herhangi bir şekilde gerçekle bağlantısı olabilir mi?

Dış güçlerden kasıt finans piyasaları ise, tabii ki onemli bir rol oynuyor. Buna yerli yatırımcı da dahil tabii. Bu gibi krizlerde yerli yatırımcı ilk kaçan olur. Ama finans piyasalarına iyi göründüğün sürece sana verdiği kaynaklardan beslen; sonra çaresiz kalınca aynı piyasadan şikayet et. Tutarlı değil tabii.

Yok eğer dış güçlerden ABD yönetimi, CIA filan kastediliyorsa, öyle bir şey olduğunu sanmıyorum. Kriz temel ekonomik ve siyasi nedenlerden kaynaklanıyor. Sürdürülemez bir büyüme modeli artı rejim/Erdoğan sorunu. Tek muamma niye bu kadar geciktiği. Yani Erdogan’ın bu işi nasıl bu kadar uzun süre idare edebildiği. Bu da ABD ve Avrupa’da uzun zamandır süregelen çok düşük faiz politikalarının varlığından kaynaklanıyor sanıyorum. Yatırımcı, vakti geldiginde kaçarım düşüncesiyle Türkiye’de daha yüksek getirili varlıklara akın etti. Ama yolun sonu göründü sanırım. 

Krizden çıkış için kısa, orta ve uzun vadede neler yapılmalı? Yapılabilir mi?

Yolunu kaybeden sürücü yol kenarındaki çiftçiye sormuş: “Kırşehir’e nereden giderim?” Çiftçi de demiş ki, “ben Kırşehir’e gidecek olsam buradan yola çıkmazdım.”

Türkiye’nin durumu buna benziyor. Krizden çıkmak icin kolay bir seçenek yok. Yüksek faiz, belki bir ölçüde sermaye çıkışlarına kontroller, kamu ve özel şirketlerin bilançolarına çeki düzen vermeleri ve iç tasarrufları artırıcı önlemler gerekiyor. Fakat bunların ötesinde belki uzun vadede en önemlisi, Turkiye’nin tek adam rejiminden demokrasiye geçmesi. Erdoğan’in ekonomi yönetimine güven kalmadı artık, ne içeride ne dışarıda.

Türkiye ve dünyadan geçmiş örnekler de hatılandığında bu yaşananlar seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebilir mi?

Erdoğan’ı seçmen önünde zayıflatabilecek en önemli etkenin ekonomik kriz olduğunu düşünüyorum. Ekonomik durum rayından çıkmaya devam ederse seçim sonuçlarını etkiler sanırım. Ama bu biraz da muhalefetin ekonomiye dair gerçekçi konuşmasına bağlı. CHP ve İYİ Parti de ucuz popülizme bürünürlerse seçmen nezdinde fazla birşey kazanmayabilirler.