F. Benslama & F. Khosrokhavar: “Cihadcı genç kadınların uyguladığı şiddet, öncelikle kendilerine karşı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Libération’da 12 Eylül 2017’de yayınlanan, Catherine Calvet, Anastasia Vécrin ve Amel Boulakchour’un, “Le Jihadisme des femmes” (“Kadınların Cihadcılığı”, Eylül 2017) başlıklı kitabın yazarları, sosyolog Farhad Khosrokhavar ile psikanalist Fethi Benslama ile yaptıkları söyleşiyi Haldun Bayrı çevirdi.

2015’ten beri Suriye ve Irak’a giden 5000 Avrupalı cihadcının 500 kadarının kadın olduğu söyleniyor. Gidişlerin önü 2016’dan beri hayli kesilmişse de, Fransız toplumu, bu genç kadınların neden böyle bir tercih yaptıklarıyla ilgili soruları cevaplayabilmiş değil. Savaş zaferi onlara yasaklanmış olduğundan, ergenlik çağındaki bu kızların çoğunu zorlama ve şiddetle dolu bir yaşam bekliyor. Kendi rızalarıyla seçtikleri bir yaşam bu. Seuil Yayınları’ndan çıkan “Le Jihadisme des femmes” (“Kadınların Cihadcılığı”, Eylül 2017) başlıklı kitapta, sosyolog Farhad Khosrokhavar ile psikanalist Fethi Benslama bu akıl sır ermez hâdiseyi keşfe çıkıyorlar. Bu saf değiştirmenin çok sayıda saikini sergileyen bir yaklaşımları var. Sosyal ağlarda beyni yıkanmış kurbanlar görüntüsünün uzağındalar.

135914_couverture_Hres_0

 

IŞİD’e katılmayı seçmiş olan bu kadınlar kim?

Farhad Khosrokhavar: Fransa’da, çoğunluğu orta sınıf kökenli; özellikle de cihadcı kadınların yaklaşık yüzde 20’sini temsil eden din değiştirmişler olan kadınların çoğu böyle. Çoğunluğu ayrımcılığa maruz tutulan mahallelerden gelen genç erkeklerin aksine, bu kadınların pek azı o tür mahallelerde oturuyor. Çoğunlukla, müstakil evlerin bulunduğu bölgelerde yaşıyorlar. Demek ki sosyo-ekonomik statünün işlevi erkekler ile kadınlar üzerinde aynı olmuyor.

Bu seçime iten ne? Sizi okuyunca, bu kadınlar “Dar-ül İslam”a sadece koca bulmaya gidiyorlarmış gibi bir izlenime kapılınıyor…
Fethi Benslama
: Erkeklerin aksine, kadınlar dövüşmek için gitmiyorlar –bunu dileyen sadece bir azınlık–, aralarında “ideal koca” arayışı da bulunan ideallerle hareket ediyorlar. Bu kadınların çoğunun gidişe heves etmelerinin kaynağında, romantik bir aşk ve minnet hayali, ya da erkenden evlenip çocuk sahibi olma iradesiyle kendini dışa vuran bir kadın olma özlemi bulunuyor. Bizim toplumlarımızda ergenlik uzarken, IŞİD onlara ânında yetişkinlik statüsü veriyor. Bu kadınlar için, Batılı erkekler az güvenilir, az samimi; cihadcıda gördüğü, ölmeye hazır kahraman ve şövalye erkek ise daha çok güven telkin ediyor. Bu genç kadınların hedefi, idealleştirilmiş, erkeksileştirilmiş, dava için kendini feda etmeye hazır erkek.

Bu kadınların kendi kadınlıklarıyla, kendi bedenleriyle karmaşık bir ilişki kurduklarını da vurguluyorsunuz…
Benslama
: Bu kadınlarda beni en çok sarsan şey, bedenleriyle, cinsellikleriyle ve hayatlarıyla ilgili bir suçluluk duygusunu gizleyen o aşırı-ahlâkçılıkları. Uygulayabildikleri şiddet, öncelikle kendilerine karşı. Örgüte adam devşirenler, kadınları, esasen baştan çıkarıcı olan bedenlerinin dine düşman olduğuna ikna etmeyi deniyorlar. Kendi kendilerini cezalandırmaları gerektiğini düşünüyor bu kadınlar. Tövbe/istiğfar, ürkütücü bir boyuta geliyor. Bu kadınların bir kısmı cinsel şiddet yaşamışlar, bazen tacizlere uğradıkları son derece dengesiz bir aile ortamına maruz kalmışlar. Böyle bir durumda din değiştirme, intihardan kurtuluş gibi beliriyor; manevi şehadet arzusuna, ya da dövüşürken ölen kocaları aracılığıyla kendini feda etme arzusuna dönüşüyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus