Konsensus Araştırma başkanı Murat Sarı ile söyleşi: Ocak 2018 itibariyle seçmen nabzı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Söyleşinin tam metni.

Yayına hazırlayalar: Sahra Atila ve Cehan Sabuncuoğlu

Medyascope TV özel yayınından merhaba. Bu özel yayında Türkiye’nin siyasi nabzını konuşmaya çalışacağız. Konuşacağımız isimse Konsensus Araştırma Genel Müdürü Murat Sarı. Murat Bey hoş geldiniz.

 Murat Sarı: Hoş bulduk.

Konsensus Ocak 2018’de yani yaklaşık bir ay önce Türkiye çapında bir araştırma yaptı. Aslında araştırmanın tam tarihi 10-30 Aralık ve burada Türkiye’nin gündemindeki siyasi konular, seçmenlere soruldu. 1500 kişi ile 20’ye aşkın ilde gerçekleştirildi araştırma. Söyleşimizin ilk bölümünde bu araştırmanın bulgularını konuşacağız. İkinci bölümünde ise Murat Bey’in yıllardır yaptığı işe dair uzmanlığından faydalanıp 2019’a doğru acaba seçmen eğilimlerini ne etkiler? Onu konuşacağız. Murat Bey hemen son araştırmanızın ilk sorusuyla başlayalım. Sormuşsunuz ki “MHP lideri Bahçeli’nin AKP hükümetine desteği daha doğrusu Recep Tayyip Erdoğan’a desteği iyi mi , kötü mü?” Yüzde 17 iyi demiş, yüzde 27 idare eder demiş, yüzde 56’sı kötü demiş. Burada şunu sormak istiyorum kötü diyenlerin profil ile iyi diyenlerin profili neye işaret ediyor? Yani kimlerin seçmeni, hangi yaş grubu?

 Sarı: Baktığımız zaman bizim gençler dediğimiz kitlenin yüzde 45’i yani 18-39 yaş grubu arasında genç, 40-55 yaş arasındaki orta yaşlıların yüzde 59’u, yarı yaşlılarında yüzde 60’ı. Yani bunun kötü deme –biraz önce okuduğunuz ifadedeki- trendi yaş arttıkça yükseliyor. Yaş düştükçe de iyi deme trendi yükseliyor. Gençlerin yüzde 21’i, orta yaşlıların yüzde 15’i, yaşlıların ise yüzde 16’sı.

Kabaca bu ittifak daha çok gençlerden onay alıyor diyebilir miyiz?

 Sarı: Gençlerden onay alıyor evet.

 Peki bunu nasıl okumak lazım? Burada Türkiye’nin yaşlı deyince hafızası mı devreye giriyor, yoksa başka bir etken mi var?

 Sarı: Bunu bir defa tabii bütün iktidar partisinin bütün yatırımı gençler üzerine. Çıkarttığı yasaların içerisinde mutlaka gençler oluyor, yaptığı projelerin içerisinde mutlaka gençler oluyor. Çünkü bugünkü en önemli sıkıntısı iktidar partisinin bugünkü gençlere geçmişte yaptığı 2002 özellikle 2007 arasındaki yaptığı atım hamlesini anlatamadı. Çünkü onlar ufacık 4-5 yaşındaki çocuklar 10 yaşındaki çocuklardı.

 SGK hastanesinde sıra beklemenin karşılığı gençlerde yok.

 Sarı: Evet, gençlerde yok. Veya ne bileyim yolların bu kadar düzgün olması eskiden hatırlayın, ama şimdi şöyle de bir şey var zamane gençliğimiz –kötü anlamda kullanmıyorum- bunu görevleri olarak görüyor, “yapacak zaten, yapması gerekiyor. Annemiz, babamız -belki kendisi çalışıyor- çıkartıyoruz vergimizi veriyoruz, bunları yapmak zorunda” diyor. Çünkü bütün gelişmiş ülkelerde okuyorlar artık, gençler eskisi gibi değil iki tane tuşa basıyor istediği her şeye ulaşabiliyor, doğru, yanlış. Doğrusuna ulaşıyorsa mükemmel, yanlışına ulaşma da örnekler çok az esasında internet üzerinde. Çünkü benden çok daha iyi kullanabiliyorlar. Hangi kanala güvenirsiniz, hangi kanala güvenmezsiniz? Şimdi bütün yatırımları gençlere yaptığı için, bütün siyasi yatırımları gençler üzerinden götürdüğü için gençleri de çevreliyor. Bunu açıklayan bir başka bir etkende var. Örnek veriyorum, bir Cumhuriyet Halk Partili ailelerin içerisinde 2.64 kişi yaşıyor. AK Partili ailelerde bu ortalama 4. 44. kişi yaşıyor. Yani yaklaşık her seçimde iki oy potansiyel olarak tabii ki her evden fazlası AK Parti’ye gidiyor.

İlk oyu verme tercihinde de aile çok etken değil mi?

Sarı: Tabii, ilk oy verme tercihinde müthiş bir etkileri var. Ondan sonra devam ediyor. İlk oyda bir kere ailesinin yoluna girdiği zaman kolay, kolay dönmüyor çok büyük kendi yaşantısıyla ilgili bir zarar görmeden, bir travma yaşamadan dönmüyor.

Sorularınızdan bir tanesi “Erdoğan ülkeyi kötü mü yönetiyor, iyi mi yönetiyor?” Bu soruya yüzde 46 iyi, yüzde 16 idare eder, yüzde 39 kötü yanıtını vermiş. Burada da benzer profillerle mi karşılaşıyoruz?

 Sarı: Tabii, burada da benzer profillerle karşılaşıyor. AK Partililerin yaklaşık yüzde 97, 98’si Erdoğan’ın ülkeyi iyi yönettiğini düşünüyor ki seçmen tercihlerini iktidarın ülkeyi iyi yönettiğini düşünüyor. Tabii bu da seçimlerdeki seçmen tercihleri belirleyici. Bunu karşılıklı analiz etmek lazım muhalefet partisi lideri var, ”İyi muhalefet yapıyor mu?” diye soruyorsunuz bir tanesine “iyi yönetiyor mu?” diğerine “İyi muhalefet yapıyor mu?” diye soruyorsunuz. Sadece yüzde 26 kendi seçmen kitlesi dönüşüm yapıyor ve diyor ki “Kemal Kılıçdaroğlu iyi muhalefet yapıyor.” Şimdi bu siyasi performanslar çok önemli, siyasi performanslar basında değerlendirdiğiniz zaman Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi performansını beğenenlerin oranı yüzde 47’. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi performansları beğenenlerin oranı yüzde 25. Yani herkes kendi partisinin oyları etrafında dönüyor, yukarı aşağı çıkıyor. Ama örneğin Haziran ayında yapılan Adalet Yürüyüşü öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi popülaritesi diyoruz, siyasi performansı yüzde 16’lılara, 15’lere gerilemişti. Ondan sonra birden yukarı çıktı, yüzde 32’lere çıktı, iki misli yukarı çıktı. Ondan sonra tekrar partisinin oyuna geri döndü.

 Sorularınızdan bir tanesi de HDP eş başkanı Demirtaş’ın tutuklu yargılanması doğru mu, yanlış mı? Yüzde 51 doğru, yüzde 18’i kısmen doğru, kısmen yanlış, yüzde 31 ise yanlış yanıtını veriyor. Bu yüzde 31 yanlış yanıtını önemsiyor musunuz, yoksa yüzde 51’e mi vurgu yapmak lazım?

 Sarı: Yüzde 51’e vurgu yapmak lazım tabii. Bu kitlelerin hiç birini birbirinden ayıramazsınız, bir sebebi var ki yanlış diyor. Kimleri diyor ki “Yok yanlış yönlendiriyor” Kimileri “Yok doğru yönlendiriliyor. ” bu kitle için yüzde 51’lik için. Fakat yüzde 31 önemli, neden önemli? Bu araştırma da –ki bundan evvelki araştırmalarımızda da öyle- HDP’nin oyu yüzde 9.8. Bu soruya kim yanlış diyebilir? Diğer partileri düşündüğünüz zaman HDP’liler diyebilir. Ama öyle değil. Türkiye’nin içerisinde yaklaşık yüzde 20’ye yakın bir kitle var ki sadece CHP’liler de değil, partilerinin oy oranı kadarıyla AK Partililer, MHP’liler, CHP’liler diğer partililer bu yüzde 20’nin dağılımın içerisinde her kesimden insan var ve bir incelediğimiz zaman başka sorularımızda da var demokrasiye ilgili sorularımız var. Bir bakıyorsunuz ki seçilmiş insanların tutuklanmalarına, tutuklu yaşamalarına, hayatlarını sürdürmelerine, siyasi hayatlarını tutukluluk üzerine kurmalarına karşılar.

Ciddi bir itiraz mı var?

 Sarı: Yüzde 20’lik kesimden itiraz var. Hatta bu yüzde 20’nin içerisinde Selahattin Demirtaş’ı hiç beğenmeyen insanlar da var. Dolayısıyla baktığımız zaman Türkiye için bana göre umut verici. Mesela aynı şeyi belediyelerde de geçerli bu AKP içerisinde var. Birbirleriyle çok bitişik rakamlar olduğu için vermek istiyorum. Ataşehir Belediye Başkanı görevden alınmıştı tam bu araştırmayı yaptığımız zaman onu koyabildik bir tek. Ataşehir Belediye Başkan’ının İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınmasını yanlış bulanlar, doğru bulanlardan daha fazla tüm Türkiye genelinde. Bakın AK Parti’nin oyu bu araştırmada yüzde 48 çıkıyor ve yaklaşık yüzde 35’i yanlış hatırlamıyorsam sadece doğru bulduğunu söylüyor.

Görevden almalar AK Parti tabanında yüzde yüz destek bulan şeyler değil mi demek istiyorsunuz?

 Sarı: Değil. Seçilmiş insanlara dokunmak, onları siyasetin içinden alıp başka bir platforma taşımak rahatsızlık uyandırıyor insanlarda. Neden? Çünkü gerçekten baktığınız zaman Selahattin Demirtaş örneğini alalım . 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde altı milyon oy almış bir siyasetçiden bahsediyoruz. Bir siyasi partinin genel başkanından bahsediyoruz. Şimdi bakın eğer Demirtaş, teröre destek veriyor ise bütün adaylarda olduğu gibi onu milletvekili yapmazsın Yüksek Seçim Kurulu’ndan geri döner. Onun milletvekili olmasını orada önünü kesersin ondan sonra yargıla. Şimdi bu aşamadan sonra yargılamak çok doğru değil. Ama o da belki de çok masum değil. Şimdi hukukun üstünlüğü, hukukun üstünlüğü diyoruz, hukukun üstünlüğüne hepimiz inanacağız. Gidecek yargılanacak. Ama aynı Batı demokrasilerinde olduğu gibi, ileri demokrasilerde olduğu gibi tutuksuz yargılanacak. Mahkemeye de gidecek gerekirse, ifadesini de verecek. Bakın bunlardan geçmişte kaçtılar. Yani mahkemeye gitmekten kaçtılar, beni götürmezsin dediler, dokunulmazlığım var dediler. Hiç bunlardan kaçma, eğer bir sakıncan yoksa orası devletin mahkemesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkemesi. Gideceksin “Benim buna itirazım var.” diyeceksin.

Peki diğer bir başlık, ondan sonra da analizle geçmek istiyorum. Meral Akşener’in partisinin başarılı mı, başarısız mı? Olacağını sormuşsunuz. Burada daha büyük oranlar beklerdim, yüzde 16 sadece başarılı bulduğunu söylüyor, yüzde 26 idare eder, yüzde 58 –ki baya net bir ifade- başarısız buluyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun alt başlıklarını girdiğimizde nasıl gerekçelendiriyor ya da hangi kesimler daha çok başarısız olacağını düşünüyor?

 Sarı: Şimdi bir defa genç seçmen, değişimi bekleyen yeni seçmen başarılı olacağını düşünüyor çünkü siyasette yeni isimlerin, yeni partilerin, yeni insanların olmasını istiyorlar ve İYİ Parti’ye de öyle bakıyorlar. İYİ Parti’nin tahmini oy oranı 2.9 çıkıyor bu ankette, başarılı olacağını düşünenler yüzde 16 bir de idare eder diyenler var ki ona ben daha çok sessiz çoğunluk diyorum, onu hep pozitifin içine koymaya çalışıyorum, çok büyük bir rakam. Şöyle bakmak lazım sadece yüzde 58’i başarısız olacak diyor üç ay evvel kurulmuş parti için. Şimdi bu önemli bir şey zaten bunun yüzde 48’i bir tarafta, yüzde 10’u bir tarafta, geri kalan hiç azımsanacak bir miktar değil. Bu tabii ki lideri de aynı şekilde çıkıyor. “Meral Akşener’in siyasi performansını beğeniyor musunuz, beğenmiyor musunuz?” sorusuna yüzde 16 “Beğeniyorum, Meral Akşener’in siyasi performansını” diyor.

“Erdoğan ülkeyi iyi mi, kötü mü yönetiyor?” sorusu aslında sizin daha önce sorduğunuz bir soru. Bu yüzde 45 iyi, yüzde 39 kötü geçmiş trendlerle kıyaslandığında artışta mı?

Sarı: Çok büyük bir düşüş var.

Yani hükümet yönetimini kötü bulanlarda ciddi bir yükseliş mi var?

Sarı: Bundan altı ay önce, Temmuz ayında yaptığımız araştırmada 58’di bu oran. Yani 13 puan aşağı geldi.

Hükümeti iyi yönettiğini düşünenlerde 13 puanlık bir düşüş var 6 ayda. Neye bağlıyorsunuz bunu?

 Sarı: Bilemiyorum, yani onu sormadık açıkçası.

 Anladım. Burada ekonomik bir takım gerekçeler olabilir mi?

 Sarı: Tabii, muhtemelen ekonomi.

Siz tabii sormadığınız sorulara yanıt vermeyen araştırmacılardasınız. Anladım ben sizi veri yoksa konuşmuyorsunuz.

 Sarı: Yoksa konuşmuyorum ama iyi bir şeyi hatırlattınız. “Aylık hane halkı gelirinizle geçinebiliyor musunuz, geçinemiyor musunuz?” diye bir sorumuz var. Burada vatandaşların sadece yüzde 21’i geçinebiliyorum diyor. “Kıt kanaat geçiniyorum” diyen bir yüzde 35’lik bir kitle var gerisi geçinemiyorum diyen çok önemli bir kitle yani yüzde 80’e yakın bir kitle bugün geçim sıkıntısı çekiyor Türkiye’de.

Bu önceki araştırmalarda rastlanılan bir oran mıydı?

 Sarı: Yok bu kadar yüksek değildi ama yükseldi. Ben tamamıyla bu olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de belki 2017’nin üçüncü çeyreğinde yüzde 11 büyümüş olabiliriz ama bunu vatandaş hissetmedi gibi geliyor. Yani verdikleri cevaplardan yola çıkarak yorum yapıyorum. Vatandaşın hissetmediğini çok net görüyorum orada ama yüzde 45’de hiç öyle yabana atılacak bir rakam değil.

Anladım, peki burada ne kadar doğru bilmiyoruz ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Üç ay boyunca anket görmek istemiyorum.” Cümlesinin doğru olabileceğini düşünüyor musunuz? Bunu sorsam size.

Sarı: Bu doğru olabilir. Niye olmasın.

Çünkü bu rakamlardaki düşüşler yüzde 58’lerden yüzde 45’lere düşüş.

Sarı: Yok, bunlarla ilgili olduğunu zannetmiyorum. Geçenlerde bir internet sitesine röportaj verdim, orada da hafif bir mübalağa ettim ki dikkat çekilsin bu konuya diye. Şimdi bakın sizin partinizin oyu on tane araştırma şirketinin çapraz araştırmalar yaptırıyorsunuz, sizin partiniz oyu ortalama yüzde 48, yüzde 49 geliyor önünüze. Bir tane araştırma şirketi getiriyor size yüzde 60’sınız diyor. Şimdi ne yaparsınız o araştırmayı? Anladığım kadarıyla böyle bir durum vuku bulmuş. Yani “Bunlar doğru değildir durun, kendinize çeki düzen verin.” Bir de “AR-GE” bölümüne bir mesaj gerekiyorsa “Oradaki araştırmacıları değiştirin” mesajıdır o üç ay mesajı. Recep Tayyip Erdoğan benim gördüğüm kadarıyla 2019 seçimlerine yepyeni bir ekiple girecek. Belediye başkanları yepyeni olacak, parti yönetimi yepyeni olacak, tabii kurmayları duracak.

Bugün İzmir İl Başkanı istifa etti.

 Sarı: Mesela bakın bugün istifa etmiş benim haberim yoktu. Yepyeni bir ekiple girecek. Çünkü çok erken gördü ve araştırma sonuçlarından gördüğünü zannediyorum.

 Buna verdiği yanıtta “yenilenme” oluyor.

 Sarı: Yeni isimler, yeni projeler. Artık mesela üçüncü köprüyü yaptıktan sonra artık insanlara “Bak ben üçüncü köprüyü yaptım, ne kadar güzel oldu” dediğinizde artık başka bir şey yap diyorlar. “Ben bu üçüncü köprü için dünyanın parasını veriyorum, artık başka bir şey yap” diyorlar. Mesela Kanal İstanbul, bu çok önemli bir proje, havaalanı mesela. Bir sonraki seçimlerin önemli projeleridir. O havaalanı bütün Ortadoğu’ya, Afrika’ya, Avrupa bağlantısını sağlayacak havaalanı ve sorunsuz sağlayacak bir havaalanı. 150 milyon kişi diyorlar. Öyle böyle bir rakam değil Türkiye için önemli bir rakam. Sırf duty free’lerden alış veriş 150 milyon kişi her geldiğinde alış veriş yapsa senede 150 milyon dolar ediyor.

Peki o zaman 2019’a yavaş, yavaş girdik. Şu soruyu sorsam size, çok merak edilen bir konu. MHP’lilerin tabanı liderleri Devlet Bahçeli gibi Recep Tayyip Erdoğan’a yüzde yüz destek veriyor mu? Bunda bir ölçümleriniz var mı?

 Sarı: Var. Biz sorduk “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın” – daha doğrusu Cumhurbaşkanı koymadık özellikle koymadık- “Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’nin adayı olmasını ister misiniz 2019 Cumhurbaşkanlığı seçiminde” diye.

 Bunu MHP’lilere ayrıca mı sordunuz?

Şimdi ilk genel olarak sorduk “isterim” diyenlerin oranı yüzde 47. Şimdi tabii bu açıklama yapılmadı: “Biz Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına destek vereceğiz” açıklaması yapılmadan evvel sorulmuş bir soru bu.

Bahçeli’nin bu açıklamasından önce.

 Sarı: Evet. Fakat o kadar güzel bir veri var ki elimizde, bu sorunun çapraz analizini aldığımız zaman yani “Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa hangi partinin adayına oy verirsiniz?” sorusuyla biraz evvel “Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti adayı olmasını ister misiniz?” sorusuna verilmiş cevapları birbirleriyle çaprazladığımız zaman MHP’liler sadece yüzde 15’i Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olmasını istiyor, yüzde 85’i istemiyor.

Bu acayip bir şey değil mi?

 Sarı: Çok acayip bir şey. Yüzde 47’yi bir kenara koyalım orada bir 47 duruyor. Buradan yüzde 10’u çünkü 11.4’dü galiba, yüzde 15’i yaklaşık 1,5 geliyor üzerine 1,5 eklendiği zaman hadi üzerine hata paylarını falan eklediğimizde 49’da takılıyor. Nedir baraj? 50+1 oydur baraj. Şimdi bu riske deneyimli bir siyasetçi Türkiye’yi 2002’den beri yöneten bir siyasetçi Erdoğan. Kendi seçimlerini böyle bir riske, kendi sürdüğü seçimleri riske atar mı? O referandum kararı gerçekten çok zor çıktı. Bir tamam MHP ile yürüdük bu iş bitti diye bakıyorlardı ama sonuçlar geldikçe onun öyle olmadığını gördüler.   Artık şansa bırakmayacaklar. Çünkü MHP tabanı “Seçim oldu mu gideriz, partimize oyumuzu veririz milletvekili seçimi olduğu zaman. Öbür türlü de ne yapacağımız belli değil “ durumundalar, çok büyük bir kısmından bahsediyorum.

Parti aidiyetiyle, orada mühürü MHP’ye basacaklar ama diğer mührü Recep Tayyip Erdoğan’a basmaları garanti değil mi demek istiyorsunuz?

 Sarı: Ne olacağı belli değil. Belki de basacaklar bilmiyorum.

 Biraz muhtemelen verilerle mi konuşursunuz bilmiyorum ama peki hangi hâleti ruhiye, hangi düşünce tabanını yüzde 85 oranında Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermemeye itiyor.

 Sarı: Bence oran tam yüzde 85 değil. Belki veririm, vermem diyenlerde veririm belki sınırında.

Peki bu Afrin Harekatı burada bir dönüşüm yaratabilir mi?

 Sarı: Benim tamamen kendi tezim çünkü geçmişte var olan olayları değerlendiriyoruz mesela terörist başı Apo’nun yakalanması 1998 sonu 1999.

 Ecevit’i iktidara taşıdı.

 Sarı: Ecevit’i iktidara taşımasının yanı sıra yüzde 6’lık MHP’yi yüzde 18’e çıkarttı. Şimdi o zamanlar ölçüyorduk. Türkiye’deki milliyetçi bazlı inanç partileri hangileridir. Hala ölçüyoruz bakıyoruz bunlara. Tabii onlar stratejik şeyler olduğu için kamuoyuna duyurmuyoruz onların bir kısmını. Onun kendi müşterileri var, kendileri alıyorlar. Bir baktığınızda o zamanlar milliyetçiliği en yüksek olan parti MHP, hemen onun bir puan altında DSP var. Bu iki partiyi o olaydan sonra alıyor bu millet iktidara taşıyor hatta üçlü koalisyon yaptılar yüzde 22, 18 aldılar. Birde galiba ANAP girdi Mesut Yılmaz yüzde 10 ile girdi. DYP dışarda kaldı. MHP bir seçim soran baraj altında kaldı bir seçim sonra yani 2002’de.

2001 krizi bu partileri sildi tabi.

 Sarı: Bu bize başka bir şey daha veriyor. Ekonomik durumundan hoşnutsuz olma hali, demokrasiyi yaşama durumundan hoşnut olma halinden baskın çıktı. Çünkü hakikaten çok demokratik işler yapıldı, üçlü koalisyon döneminde Bakıyorsunuz her haliyle götürür diyorsunuz ama birde tabii lider hastalandı, ayrıldı, hastanelere düştü, lider değiştirdi DSP.

O zaman bu Afrin harekatı bahsettiğiniz gibi Öcalan’ın yakalanması türünden benzer bir efekt mi yaratır? Onu mu ima etmek istiyorsunuz, yaratma ihtimali var mı diyorsunuz?

 Sarı: Var. Çünkü verilen algı o. Yani basın yayın organlarımıza bu arada ben şunu söylemek istiyorum; benim savaş karşıtlığımı tüm dostlarım bilir ama bugün bu zorunluluk yoksa orası Kuzey Irak’a dönebilir. Orada yapılan işlem işin içine PKK girdiği andan itibaren MHP’yi yukarıya çıkarır. “Biz PKK ile savaşıyoruz, biz PKK ile savaşıyoruz” MHP buna çok düzgün destek verir. Ortada 15 Temmuz sonrası hiç yolundan sapmadı.

Şunu mu demek istiyorsunuz; İYİ Parti ayrılmasıyla kan kaybeden MHP bir toparlanma sürecine mi girdi? Bunu görebiliyor musunuz sahada?

Sarı: Bir toparlanma sürece girdi. Tabii en son araştırmamız da yüzde 10 gözüktü MHP yani öyle böyle değil.

MHP’nin baraj sıkıntısı bitti mi?

 Sarı: Bakın baraj sıkıntısı var söylemi bu tür kitle partileri hep oy kazanır. HDP’ye kazandırdı yüzde 10’u yüzde 13’e çıkardı, MHP’ye kazandırdı yüzde 9’u, yüzde 12’ye çıkardı en son seçimlerden bahsediyorum. Şimdi yüzde 50 barajımız zaten sıkıntısı en büyük iktidar partisine de oy kazandırabilir. Yüzde 48’i yüzde 49’a, 51’ye 52’ye çıkartabilir. Çünkü tüm ileri demokrasilerde olduğu gibi bir tek ülkemizde değil böyle bir güç sevicilik işte kazanan sevicilik -ya da öyle diyelim güç demeyelim de- galip sevicilik var ülkemizde, ülkemiz seçmeninde. “O adam kazanacak işte” düşüncesi.

 

Peki MHP için baraj sorunu yoktur diye anlıyorum sözlerinizden. Peki HDP için baraj sorunu var mı?

 Sarı: Bence HDP için de baraj sorunu yok. Bunlar şu demek değil; bir tanesini yüzde 12 bulmuşsun, bir tanesini yüzde 10 bulmuşsunuz. Yüzde 10 dediğimiz bir partinin baraj sorunu vardır ama 5’lerde 6’larda değil. Onu anlatmaya çalışıyorum. Çünkü bazı çalışmalar görüyorum ikilere inmiş, üçlere inmiş MHP filan.

 Hiç inandırıcı bulmuyorsunuz onları?

 Sarı: Ben kendi yaptığım araştırmaya bakıyorum. Belki o da olur bilmiyorum.

 Anladım. Peki burada İYİ Partiyi konuşmak istiyorum ben. Meral Akşener gerçi bir ana akım ambargosuyla karşı karşıya kalsa da il, il dolaşarak ciddi çalışmalar yürütüyor. Diken.com.tr’ye verdiğiniz mülakatta da Meral Akşener’in Güneydoğu’dan ciddi bir oy alacağını söylüyorsunuz. Saha ölçüleriniz mi bunu söylüyor?

 Sarı: Yeni çok bir ilginç bir şekilde bizi de şaşırttı. Neden olduğunu bilmiyorum ama tamamen şeye bağladık; çünkü oradan başladı partisinin işinin Türkiye’yi dolanıyor. Meral Akşener’de çok ilginç bir durum var vatandaşa dokunduğu andan itibaren onu kazanabiliyor. Bunu sürdürülür kılmak durumunda, bunu sürdürülebilir kılmasında elindeki tek güçte partisi ve teşkilatı. Kurduğu parti çok yeni bir parti. Dolaysıyla Meral Akşener’den daha fazla çalışmaları gerekiyor.

 Meral Hanım’ın kendi kişisel potansiyeli var ama örgüt de çalışmalı mı diyorsunuz?

 Sarı: Meral Akşener’in yaptığı siyaseti beğeniyorum diyen yüzde 16’lık bir kitle var, alın hepsini.

Ama İYİ Parti’nin oyunu sorduğunuzda kaç çıkıyor?

 Sarı: “Kime oy vereceksin?” diye sorduğumuzda İYİ Parti çıkmıyor. Bu olur.

 Dolayısıyla Meral Akşener olgusu var, birde İYİ Parti algısı var. Bunlar farklı.

 Sarı: Mesela ben size şöyle anlatayım: “Kime oy vereceksiniz?”, “AK Parti’ye oy vereceğim” , “Recep Tayyip Erdoğan’ı beğeniyor musunuz?” AK Partiye oy vereceğim diyenler yüzde 48, Recep Tayyip Erdoğan’ı beğenenler yüzde 47. Bir puan altında, iki puan altında. Aynı şey “Kemal Kılıçdaroğlu’nu beğeniyor musunuz?” bir puan altında genel seçmen eğiliminin, kendisine oy veren genel seçmen eğiliminin. Ama burada çok büyük bir fark var, bir uçurum var. Bize burada şunu anlatıyor. Parti’nin, siyasi partinin oyları liderinin etrafında yoğunlaşacak oyları çok doğru bir şekilde toparlaması lazım.

 Çok kısaca iki sorum var son olarak. Çok kaba tabirle şu söyleniyor: “AK Parti MHP ile ittifak yaptı, ciddi bir Kürt oyunu kaybetti ama MHP’den gelecek oylar bunu telafi eder. ” Eder mi?

 Sarı: Etmez. Çünkü şimdi bakın bu yol uzun bir yol. Bir referandum örneğimiz var önümüzde. O referandum örneğinde bakın ben o kadar eminim ki şeyler diyorlar; Mustafa Kemal’den girdik, Samsun’dan sürdük yok tiyatro darbe meseleleri falan hiç birisi etkili olmadı biliyor musunuz? O baş danışmanın kitabı kadar. Ne yazıyordu kitabın içerisinde ve ya nasıl yansıtıldı, hatırlayın. Federasyon olacak ülkede ve hiç ummadığı bir oy geldi Evet’lere Güneydoğudan. Şimdi bakın, bu potansiyeli tam eksi negatif olarak siz şey yapıyorsunuz çünkü MHP’yi alıyorsunuz içinize. MHP diyor ki ben Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğim işte iktidar tarafından MHP güzellemeleri yapılıyor. Biraz zor olacak gibime geliyor o aynı oy oranlarını tekrar Güneydoğuda yakalamak, bu ittifak için zor olacak gibime geliyor, tabii bu siyasettir kesin bir şey söylenmez..

 Burada Saadet Partisi’ne parantez açmak istiyorum. Aslında hep anketlerde ‘diğer’ adıyla geçiyor. Ancak Recep Tayyip Erdoğan kendisine, Temel Karamollaoğlu parti genel başkanı söyledi “bize teklif etti milli ittifaka sizde gelin diye biz reddettik” ve şu da belli ki, söylemleriyle geçen akşam CNNTürk’te Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı, hiç AKP ile yan yana yürüyecek bir hali yok. Saadet Partisi’nin bu milli ve muhafazakâr bir birliktelik olarak tanımlayabileceğimiz birlikteliğin dışında kalması ne anlam ifade ediyor?

 Sarı: Ya şimdi ben çok dışında olduğunu düşünmüyorum işin açıkçası Saadet Partisinin bu birlikteliğin çok.

Referandumda hayır cephesindeydi ve belli ki o çizgide devam edecek bir hali var.

 Sarı: Evet, evet bakın ben çok net birkaç tane böyle küçük, küçük örnek vereceğim. Çünkü yerel seçimlere gitmek gerekiyor Saadet Partisi’nin davranışının, seçmen davranışının ne olduğunu anlamak için. En son yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul’da 1989’dan beri aldığı en yüksek oyu aldı.

 Büyükşehir’de yüzde 40 aldı.

 Sarı: Yüzde kırk aldı. Ve yüzde kırk da İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığını kazanabilmek için, o zamanın kulvarları tarafından yeterli gözüküyordu. Hatta bir iki puan daha üzerine çıkarsak iyi olur deniyordu. Ama, AK Parti yüzde 48 aldı.

 Şunu mu söylüyorsunuz. Saadet Parti’si yöneticileri ne kadar Tayyip Erdoğan’la ile yürümeme kararı verse de Saadet Partisi’nin tabanı Erdoğan’la yürür?

 Sarı: Yürüyebilir diyorum. Ben hiçbir kesinleme yapmadım.

 “Yürüyebilir” diyorsunuz.

 

Sarı: Yürüyebilir. Yani, bu koalisyonun dışında niye kalır? Çünkü bu sözü vermiş durumda. Yani bu koalisyonun dışında kalacağım sözünü vermiş durumda. Ha bu ne zaman olur seçim ikinci tura kalırsa. Hiçbir şekilde kendi adayı orada dururken, çok güçlü bir adayla çıkarsa, ki onların hepsini göreceğiz. Eğer Saadet Partisi çok güçlü bir- ki Abdullah Gül’den falan bahsetmiyorum kimse yanlış anlamasın çünkü konuşuluyor- ben Abdullah Gül’ün hiçbir şekilde AK Parti’nin karşısında herhangi bir partide yer alacağını düşünmüyorum.

 Belki yine bir tweet atabilir.

 Sarı: Yani tweet atar, şey yapar, her şey olabilir ama yok yani bu çünkü o partiyi kurmuş, etmiş falan, o partinin kötülüğü için çalışmaz, öyle bir insan da olmadığını düşünüyorum ben Abdullah Gül’ün. O tweetler falan hep günlük magazin siyaseti emin olun. Yani şimdi bir açın bakın bir siyasetçinin gönderdiği tweet’lere, baştan aşağı ya kendisinin tanıtımıdır şurada şunu yaptım burada bunu yaptım ya da tam magazinsel şeyler.

Ama şöyle bir şey var, Abdullah Gül bir tweet attı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 100 gün eleştirse aynı etkiyi yaratmayacak bir etki yarattı Ankara’da özellikle iktidar cephelerinde, yanıtlar verildi. Neredeyse tüm AKP yöneticileri aşağıdan yukarı AKP trollerini saymıyorum, dolayısıyla böyle bir hali var yani, ama aday olmaz tahmininde bulunuyorsunuz.

 Sarı: Ama çok da üzülmedi Abdullah Gül.

Peki son olarak CHP’yi konuşmak istiyorum. Yeni kurultay yaptı, genel başkanı değişmedi ama parti meclisinin yarısı değişti. Bu sahada, gerçi kurultaydan önce çıkmıştınız siz sahaya ama, en azından tahmin olarak sorayım, CHP seçmeninde bir heyecan yaratacak, diğer seçmenlerde heyecan yaratacak, CHP’ye bir akış gerçekleştirecek bir durum oldu mu orada?

 Sarı: Benim gördüğüm kadarıyla olmadı. Çünkü Türkiye’deki en önemli sıkıntı, bende muhalefeti eleştirenlere bir isim daha eklensin istemiyorum ama önemli bir sıkıntı var muhalefette. Yani bakın söylüyorum hadi kırk diyorlar, AK Parti’nin oyuna. Senin oyun kaç? Yüzde 25. 15 puan fark var arada. Şimdi senin bunu kapatabilmen için, bakın, iki puan üç puan için partinin tüm çehresi değişiyor, rakip partinin. İstanbul Büyükşehir “Belediye Başkanı kim?” diye soruyorsunuz tanımıyorlar, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı kim” diye soruyorsunuz tanımıyorlar, “Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı kim” diye soruyorsunuz tanımıyorlar, ve ya “Eski görevden alınan belediye başkanlarının isimlerini veriyorlar. Balıkesir Belediye Başkanı… niye? Yenileşme hareketi var.

CHP’nin sorunu yenileşememe mi diyorsunuz?

 Sarı: Evet yenileşememe.

 Kişiler bazında mı yenileşme?

 Sarı: Ben şimdi kişileri filan değerlendirmem. Ama Cumhuriyet Halk Partisi mesela bu kurultaydan çıktığım zaman elinde bir manifesto olmalıydı. Şu seçilir bu seçilir. Hep beraber çünkü bakarsanız Cumhuriyet Halk Partisi Kuvay-ı Milliye’den bugüne gelen bir partiydi. Birinci kurultayı da Sivas Kongresidir yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin. Baktığımız zaman her kurultayın sonunda ta ki 1980’lerden 1990’lara kadar her kurultayın bir manifestosu var Cumhuriyet Halk Partisi’nin.

Elinizde bir kararsız seçmen oranı var mı?

 Sarı: Yüzde 30-35 civarında apolitize olmuş, siyasi eğilimine göre değil de, projelere göre oy veren seçmenden bahsediliyor.

Peki bu seçmeni değişim mi yakalıyor? Nedir bu seçmene çengel atmanın yolu?

 Sarı: Değişim. Bakın 2019 –yine bir istatistik ile cevap vereyim- “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Türkiye’nin yönetiminde bir değişim bekliyor musunuz?” diye sorduk, yüzde 57 evet dedi. Değişim beklentisi var. İşte o değişimi yakalayan kişiler bazında olabilir, projeler bazında olabilir. Şimdi bir inceliyorsunuz şu anda işte bir Cumhuriyet Halk Partili kaç tane belediye başkanlığı, dört, beş tane belediye başkanlığı dışında bütün belediye başkanlığının ikinci dönemleri, üçüncü dönemleri yıpranmışlıkları var. Yıpranırsınız, iktidarda olduğunuz zamanda yıpranırsınız. Dolaysıyla bu yıpranma size oy kaybettirir. Hatta kendi örgütünüz içinden yıpratırlar sizi. Çok net söylüyorum. Aynı şey Ak Parti’de de mevcut.

Ama diyorsunuz ki AK Parti buna refleks gösterdi ve bu adımı attı.

Sarı: Bu adımı attı şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu adımı atması gerekiyor. Önümüzdeki yerel seçimlerde göreceğiz bu adımı nasıl attığını çünkü ben şuna karşıyım; bir noksanınız olur, istifa edersiniz seçilmiş bir adam olarak. Bir noksanınız yoksa, bir eksiğiniz, bir kabahatiniz yoksa size verilen en az yüzde 40 oy. Türkiye’de bir belediye başkanı seçilmesi için ortalama oy yüzde 40. En küçük ilçe, en büyük ilçe yüzeysel veriyorum bunları. Size en azından yaşadığınız yerin yüzde 40’ı oy vermiş en az oran bu da. Yüzde 40’ı oy vermiş, “Ben istifa ediyorum.” diyorlar. Yok öyle bir şey. Veyahut bütün seçilmişler için söylüyorum neden istifa ettin çok net açıklayacaksın.

Peki şu soruyla bitireyim; yarın seçim yapılsa yerel seçime yakın olduğu için soruyorum “İstanbul ve Ankara’yı kesin AKP kaybeder ya da kazanır” diye cümle kurabiliyor musunuz?

 Sarı: Yok, ortada her şey. Ankara’da bir adım önde AK Parti.

 Ankara’yı alma şansı daha yüksek diyorsunuz. Peki İstanbul’da nasıl?

 Sarı: İstanbul biraz geriledi.

 Ak Parti mi İstanbul’da geriledi?

 Sarı: Hayır, hayır. CHP, daha doğrusu “Hayır“ bloğu geriledi İstanbul’da. Bu İstanbul kongresi ile ilintili bir şeyde olabilir. Çünkü çok gürültü kopartıldı orada.

Ankara’da gerileme var mı “Hayır” bloğunda?

 Sarı: Ankara’da var “Hayır” bloğunda. Çünkü biliyorsunuz İç Anadolu şehri Ankara tam sağ, hatta liberal sağ falanda değil sağ çizgisinin üzerinde.

Yani “Hayır” referandumunun yapıldığı akşam İstanbul ve Ankara gelecek seçimde bizim diyen “Hayır” bloğu çok da o kadar garanti görmesin diyorsunuz.

 Sarı: Hiç bir şekilde garanti görmesin.

 Peki çok teşekkürler Murat Bey. Evet Konsensus Araştırma Başkanı Murat Sarı’yla son yaptıkları araştırmayı ve Türkiye’nin siyasi nabzına ilişkin değerlendirmelerini konuştuk. Bir sonraki özel yayında görüşmek üzere, iyi akşamlar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus