Churchill güzellemelerine Hindistan’dan cevap: “Hitler’den pek farkı yoktu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bertolt Brecht, “Duvara Tebeşirle Yazılan” şiirinde; “’Savaş istiyoruz!’ / En önce vuruldu /Bunu yazan” derken, karar vericiler dışında kalan herkesin, düşüncesi, eylemi ne olursa olsun kendisini savaşın içinde bulduğuna dikkat çeker. Gary Oldman’ın Winston Churchill rolünde en iyi Oscar ödülünü aldığı En Karanlık Saat, karar vericiler açısından anlatılan bir savaş güzellemesi. Zira Churchill’in “Hayatta kalabilmek için Nazi lideri Hitler’e boyun mu eğmeli, yoksa ölümüne savaşmalı mı?” şeklinde özetlenebilecek açmazı, kendisini savaşın içinde bulanlar içinse topyekün bir karanlığa işaret ediyor. Hindistan Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu üyelerinden Shashi Tharoor, Hollywood’un Churchill güzellemesine bu karanlığın içinden itiraz ediyor. Tharoor’un Washington Post gazetesinde, “Hollywood Winston Churchill’le bir kitle katliamcısını ödüllendiriyor” başlıklı yazısını Işın Eliçin çevirdi.

Shashi Tharoor
Shashi Tharoor

“Tarih” demişti Winston Churchill, “bana karşı nazik olacaktır, çünkü onu ben yazacağım.”
Tıpkı Hitler ve Stalin gibi, o da 20. yüzyılın kitlesel katliam yapan liderlerinden biri olmasına rağmen, Hitler ve Stalin’den farklı olarak Batı tarihinin yüzkaraları arasında yerini almadı. Aksine Nobel’le (edebiyat dalında) ödüllendirildi ve şimdi de onu canlandıran bir aktöre (Gary Oldman) Oscar verildi.
Hollywood’un da (başrolünü Oldman’ın oynadığı En Karanlık Saat’te) teslim ettiği gibi Churchill şöhretini 2. Dünya Savaşı’ndaki coşkulu belagatına ve hitabet yeteneğine borçlu: “Ne bayrağı indireceğiz ne de başarısız olacağız. Sonuna kadar gideceğiz… Sahillerde savaşacağız, çıkarma bölgelerinde savaşacağız, arazide ve sokaklarda savaşacağız … Asla teslim olmayacağız…” Nihayetinde Churchill hayranlarının da dayanak noktası bu sözleri. Ameline gelince; 2. Dünya savaşı sırasında Churchill “terör bombardımanları”nın destekçisiydi. “Ağır bombardımanla mutlak yıkıcılıkta, yok edici saldırılar” istediğini yazmıştı; Dresden’e atılan korkunç yangın bombaları bu sözlerin sonucudur.
İrlanda’nın bağımsızlık mücadelesi sırasında, Churchill Savaş Bakanı olarak 1920’de protestocuları “makineli tüfek atışı ya da bombalarla” dağıtmak için uçakların kullanılmasını savunmuştu. 1921’de sömürgelerden sorumlu bakan olarak Mezopotamya’da savaş suçu işlemiştir: Nüfusu terörize etmek üzere “ilkel aşiretlere karşı zehirli gaz kullanılmasından yanayım” diyen Churchill’in emriyle 45 dakika içinde bir köyün haritadan silindiği ağır bombardımanlar düzenlenmiştir.
Afganistan’da Peştunların “[İngiliz] ırkının üstünlüğünü kabul etmeleri” gerektiğini, direnmeye kalkanların olduğu yerde öldürüleceğini söyleyen Churchill, şöyle yazmıştır defterine: “Cezai yıkım için sistematik olarak köy köy ilerliyoruz, evleri yıktık, kuyuları doldurduk, kuleleri havaya uçurduk, ağaçları kestik, mahsülleri yaktık ve su rezervlerini boşalttık…” Ve Kenya’da da beyaz sömürgecileri bereketli topraklara yerleştirmek üzere 150 bin kişilik yerel nüfusu toplama kamplarına dolduran kişidir Churchill.

Churchill filmi
En Karanlık Saat’te Gary Oldman ve Kristin Scott Thomas

Ama Winston’ın bir numaralı kurbanları, “çirkin dinli çirkin insanlar” dediği Hintler olmuştur. Hindistan’da kimyasal silah kullanmak istediyse de kabinesinin itirazlarıyla engellenmiştir. Ne kadar özgürlükçü olduğu ise 1941’de ABD ile imzalanan Atlantik anlaşmasında, “halklara kendi kendilerini yönetme ve iktidarlarını seçme hakkı” tanıyan maddeyi Hindistan ve “renkli” insanların yaşadığı sömürgelere uygulamamasından anlaşılabilir. Gandhi’yi tehdit gören Churchill’in aşırılıkçı tutumu için kendi kabinesinde Hindistan sorumlu bakan olarak görev yapan Leopold Amery “Hitler’den pek farkı yok” demiştir.
1943 kıtlığında 4 milyon Bengalli Churchill yüzünden ölür: çünkü buğday taşıyan gemileri Akdeniz ve Balkanlar’daki ambarlara doldurtur, Hindistan’a ulaşan gıda yardımlarını açlığın pençesindeki Hint sivillere değil İngiliz askerlerine verdirir. Çünkü kıtlık kendi ifadesiyle “tavşanlar gibi üredikleri” için Hintlerin kendi suçudur.
Kimyasal gazla bombalanan Iraklılar, 1944’te Chruchill’in emirleriyle protesto için çıktıkları sokaklardan temizlenen Atinalılar, İrlandalılar, Peştunlar ve benim gibi Hintler için Churchill’in ırkçı ellerindeki kanın bir kaç muhteşem konuşması sayesinde silinebilmiş olması, gerçek bir muamma olarak kalmaya devam ediyor. Çoğumuz onu beyaz olmayanların mezalimini gözünü kırpmadan emretmiş bir sömürgeci, insanlık ve haysiyet düşmanı bir savaş suçlusu olarak hatırlayacağız. Sonuçta en büyük başarısızlığı –en uzun en karanlık saati- bizi özgürlüğümüzden mahrum etmek için sürekli çabalamış olmasıydı.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus