Özgür Özel kendisini aşıyor | Ruşen Çakır yorumluyor

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, CHP Genel Merkezi’ndeki polis operasyonunun ardından Özgür Özel’in tutumunu değerlendirdi. Çakır, Özel’in tebligatı yırtarak Kılıçdaroğlu yönetimini tanımadığını gösterdiğini ve “kendini aştığını” söyledi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Ruşen Çakır, Özgür Özel’in tebligatı yırtmasının Kılıçdaroğlu yönetimini tanımadığını gösterdiğini belirtti.
  • CHP Genel Merkezi’nde polis operasyonu sırasında, Kılıçdaroğlu ve ekibi binaya erken geldi ve engellendi.
  • Çakır, Özel’in sert duruşunu sürdürdüğünü ve Kılıçdaroğlu’nu ‘işbirlikçi’ olarak tanımladığını vurguladı.
  • Özel, siyasi zemini kalmadığı düşünülen Kılıçdaroğlu’nu açıkça zor durumda bıraktı.
  • Çakır, yeni süreçte hem riskler hem de fırsatlar olduğunu ve Medyascope olarak gelişmeleri yakından takip edeceklerini açıkladı.
Bilmeniz gerekenler

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, sabah yayınında CHP’de yaşanan son gelişmeleri ele aldı. Çakır, polisin sabah 7.30’dan itibaren CHP Genel Merkezi’ni kuşattığını ve binayı zor kullanarak Kemal Kılıçdaroğlu destekçilerine teslim ettiğini aktardı. Sürecin beklenenden önce, bayram öncesinde tek günde tamamlandığını vurguladı.

Çakır’a göre kopuşu asıl tetikleyen Kılıçdaroğlu ve ekibinin pazar sabahı erkenden binaya gelmesiydi. Çakır, “Biz sadece arkadaşlarla görüşmek istiyoruz ama onlar bizi içeri almadı” açıklamasını abesle iştigal olarak niteledi. Çakır’a göre buradaki niyet en başından farklıydı.

Özgür Özel’in tebligatı yırtması yeni bir tutumun işareti oldu

Çakır, Özgür Özel’in mutlak butlan sürecinde nasıl davranacağı konusunda kafaların karışık olduğunu söyledi. Genel Başkan’ın kendisine getirilen tebligatı yırtıp atmasını ise net bir tavır olarak değerlendirdi. Çakır’a göre Özel, kararı, uygulamayı ve süreci külliyen tanımadığını gösterdi.

Çakır, Özel’in alttan alması, tebligatı yırtmaması ya da daha sakin davranması yönünde beklentiler olduğunu aktardı. Ancak Özel’in duruşunu daha da sertleştirerek sürdürdüğünü ve Kılıçdaroğlu konusunda tutuk davranmayı bıraktığını vurguladı. Çakır’a göre seçilmiş CHP yönetimi artık Kılıçdaroğlu’nu açıkça “işbirlikçi” olarak tanımlıyor.

Özgür Özel kendisini aşıyor | Ruşen Çakır yorumluyor
Özgür Özel kendisini aşıyor | Ruşen Çakır yorumluyor

Özel’in yağmur altındaki görüntüsü çarpıcı

Çakır, Özel’in önce parti içinde konuştuğunu, ardından binadan en son çıkan isim olarak bir konuşma yaptığını anlattı. Sonrasında yürüyüşe geçildiğini ve yağmur altında beyaz gömleğiyle tepeden tırnağa ıslanan bir Özgür Özel tablosunun ortaya çıktığını söyledi. Bu görüntünün, eski Manisa Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in cenazesindeki çarpıcı kareleri akla getirdiğini belirtti.

Çakır, Özel’in TOMA’ya çıktığını, barikatları aştığını ve sürekli mücadele çağrısında bulunduğunu aktardı. Genel Başkan’ın yanında yalnızca kurmayların değil, halkın da bulunduğunu vurguladı. Katılımın 19 Mart’ın ilk günlerine kıyasla daha sınırlı kalmasını ise 9 günlük bayram tatiline ve Ankara’nın memur ağırlıklı yapısına bağladı.

“Kılıçdaroğlu’nun siyasi zemini kalmadı”

Çakır, Kılıçdaroğlu’nun genel merkeze oturup “iktidar yürüyüşü” yapmasının artık hiçbir temelinin kalmadığını söyledi. Çakır’a göre Özel, dünkü performansıyla zaten karşılığı azalmış olan Kılıçdaroğlu’nu iyice açığa düşürdü. 21 Mayıs’taki duruşun yoruma açık olduğunu, dünkü pozisyonun ise net biçimde ortaya çıktığını belirtti.

Çakır, yayında konuk gazeteci Kemal Can’ın da Kılıçdaroğlu’nun bu adımları tek başına atmadığını söylediğini hatırlattı. Çakır’a göre Kılıçdaroğlu doğrudan ya da dolaylı takviyeleri CHP dışından alıyor. Bu nedenle Özel’in aslında Erdoğan’a yanıt verdiğini vurguladı.

Özgür Özel kendisini aşıyor | Ruşen Çakır yorumluyor
Özgür Özel kendisini aşıyor | Ruşen Çakır yorumluyor

Çakır, yeni süreçte risklerin yanında fırsatlar da gördüğünü söyledi

Çakır, bundan sonraki sürecin 19 Mart’tan daha zor olacağını öngördü. İktidarın yargıyı ve polisi kullanarak yeni engeller çıkaracağını söyledi. Asıl meselenin Kılıçdaroğlu’nun hızlı bir kurultaya gidip gitmeyeceği olduğunu belirtti. Kurultay yapılmazsa Özel ve ekibinin başka seçeneklere yöneleceğini öngördü.

Çakır’a göre 21 Mayıs’taki mutlak butlan kararı, Erdoğan’ın Özel yönetimindeki CHP’yi siyaseten yenme umudunu yitirdiğini gösteriyor. Çakır, yeni dönemde Özel’in tüm engellere rağmen siyasi yürüyüşünü sürdürebilirse başarısız olması için bir neden bulunmadığını söyledi. Medyascope’un süreci 19 Mart’taki gibi yakından izlemeyi sürdüreceğini vurguladı.

Video deşifresi

Özgür Özel kendisini aşıyor

Hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi haftalar ve iyi sabahlar. Dün yine çok önemli bir gündü. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi, sabah saat 07.30’dan itibaren kuşatmaya alındı ve sonra polis, zor kullanarak binayı ele geçirdi ve Kılıçdaroğlu destekçilerine teslim etti. Beklenen bir şeydi ama erken oldu. Normalde bayram sonrası olması beklenen bir şeydi. Dün hızlı bir şekilde yaşandı, bir gün boyunca sürdü ama erken bir şekilde yaşandı ve şimdi “Bakalım ne olacak?” sorusu önümüzde duruyor. Ne olacağını anlayabilmek için düne biraz bakmak lazım ve burada yine 19 Mart’tan bu yana yaşanan bir olaya tanık olduk. O da Özgür Özel, bir fenomen olarak Özgür Özel. Özgür Özel’in açıkçası bu süreçte, mutlak butlan sürecinde ne yapacağı, neyi nasıl yapacağı konusunda kafalar biraz karışıktı. Ama şu anda gördüğünüz o tebligatı yırtıp atması, bize ne yapacağını gösterdi; tamamen, külliyen tanımadı, ne kararı ne uygulamayı. Halbuki birtakım beklentiler vardı: Ortak akıl çağrıları, telefon konuşmaları, birtakım mesajlar, örtülü mesajlar ve birtakım temaslar… Hatta ne deniyordu? “Dün her iki taraftan ikişer milletvekili bir araya gelip konuşacak ve anlaşacaklar belki” denirken bir kopuşa tanık olduk. Aslında kopuşu tetikleyen tabii ki Kılıçdaroğlu ve ekibi. Pazar sabahı saat 07.30’da oraya gelip, “Biz sadece arkadaşlarla görüşmek istiyoruz ama onlar bizi içeri almadı” demeleri gerçekten abesle iştigal. Başka bir niyetleri olduğu belli. İstedikleri buydu belli ki. Ama pekâlâ Özgür Özel burada yine alttan alabilirdi, o tebligatı yırtıp atmayabilirdi, daha sakin davranabilirdi. Bunu bekleyenler vardı, bunu yapmadı. Bunun yerine duruşunu daha da sertleştirerek sürdürdü ve birtakım şeylerin, hani ‘‘i’’nin üzerine noktaları koydu. Bunu dün zaten Ekrem İmamoğlu da cezaevinden yolladığı açıklamada yapmıştı. Artık Kılıçdaroğlu konusunda tutuk davranan bir seçilmiş CHP yönetimi yok. Daha açık, düz bir şekilde “iş birlikçi” olarak tanımlayan bir CHP yönetimi ve Özgür Özel var.

Sonra ne oldu? Özgür Özel önce parti içinde, makamında konuştu; sonra çıkarken, en son çıkan kişi olarak bir konuşma yaptı ve sonra yürüyüşe geçtiler. Ve yürüyüşte o yağmura rağmen hali akla neyi getiriyor? Bir zamanlar Manisa Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in cenazesinin defnedilmesi fotoğrafları vardı biliyorsunuz, çok çarpıcıydı. Burada onun da ötesinde bir olaya tanık olduk: Beyaz gömleğiyle tepeden tırnağa ıslanmış bir Özgür Özel. Bir de bunun devamı var; TOMA meselesi var. TOMA’ya çıkan bir Özgür Özel, barikatları aşan, aştıran bir Özgür Özel… Ve bunu yaparken de sürekli olarak bir mücadele çağrısı yapan bir Özgür Özel. Tabii ki yanında sadece çalışma arkadaşları, kurmayları değil, halk da var. Halkın katılımı dün itibarıyla 19 Mart’ın ilk günlerine kıyasla çok yoğun olmayabilir; çünkü bunun birçok nedeni var. Her şeyden önce zaten zamanlama da öyle yapıldı; bir hafta sonu ve 9 günlük bayram tatili fiilen başlamış durumda. Ankara gibi memur ve kamu çalışanı ağırlıklı bir yerde… Özgür Özel, burada dünkü performansıyla yeni safhaya hazır olduğunu ve 19 Mart’taki çizgiyi sürdüreceğini bize gösterdi. Başlıkta da dediğim gibi; kendini aştı. Buna en çok herhâlde Kemal Kılıçdaroğlu şaşırmıştır. Böyle bir şey beklediğini sanmıyorum; çünkü Özgür Özel uzun yıllar Kemal Kılıçdaroğlu ile beraber çalışmış bir isim. Onu kurultayda yenmiş olsa da aralarında belli bir birbirlerini tanıma olayı da olduğunu biliyoruz. Bütün bu dün yaşananlardan sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel merkeze oturması ve oradan, kendi deyimiyle, “iktidar yürüyüşü” yapmasının bence hiçbir temeli kalmadı. Özgür Özel, dünkü performansıyla zaten pek bir karşılığı kalmayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu iyice açığa düşürdü.

Bundan sonra ne olacak peki? İlk gün, yani 21 Mayıs’ta da duruşu netti ama bu kadar sert ve kesin değildi, yoruma açıktı. Hatta bazıları ‘‘Özgür Özel tutuk davranıyor’’ gibi eleştiriler de yaptılar. Dün pozisyonu net bir şekilde ortaya çıktı. Bunu aslında bir anlamda Kemal Kılıçdaroğlu sağladı, bu zemini o hazırladı. Bu noktada şunu da söylemek isterim; dün Kemal Can yayında şunu söyledi: “Kılıçdaroğlu bütün bu adımları kendi başına atmış olamaz. Belli ki doğrudan ya da dolaylı birtakım takviyeler alıyor, birtakım akıllar alıyor ve bu akılları CHP dışından da alıyor olsa gerek.” Dolayısıyla Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap verirken aslında siyasi iktidara ve esas olarak Erdoğan’a cevap veriyor. Ve nitekim ilk günden itibaren bütün bunların nedeninin kendilerinin iktidar yürüyüşü olduğunu söyledi. Bundan sonra işi çok daha zor. 19 Mart’ta da zordu ama orada o zorlukları aştı; şimdi daha zor, şimdi de aşma imkânı var. İlk günden elini çok güçlendirdi. Fakat şunu biliyoruz ki, iktidar ve Erdoğan onun önüne yeni engeller, büyük ölçüde yine yargıyı ve belki de polisi kullanarak, yeni engeller çıkartacak, çıkartmak isteyecek ve çıkartacak. Kılıçdaroğlu’ndan gelebilecek olan şeylerin çok önemli olduğu kanısında değilim. Orada esas mesele şu olacak: Kılıçdaroğlu kurultay yapacak mı yapmayacak mı, hızlı bir şekilde? Yapmayacak deniyor. O zaman herhâlde Özgür Özel ve arkadaşları başka seçeneklere yönelecekler. Tabii ki sıfırdan yeni bir hareket başlatmanın bir yığın zorluğu var ama bu aynı zamanda bir fırsat da olabilir. Pekâlâ birtakım yüklerden de arınmış olabilirler.

Bundan sonra çok daha zor bir süreç var ama dediğim gibi, dün kendisini bir kere daha aştığına tanık olduğumuz — en azından ben bunu söyleyebilirim — Özgür Özel’in bu yeni dönemde de, 21 Mayıs sürecinde de bir tempoyu, istikrarlı bir tempoyu yakalama imkânı var. Bunu yakalamaya yaklaştığı müddetçe, aslında “atanmış” CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun siyasi iktidarla nasıl birlikte hareket ettiğine daha fazla tanık olacağa benziyoruz. Bu da tabii ki Özgür Özel ve arkadaşlarının elini daha da güçlendirecek. Sonuç olarak, zor bir döneme giriyor seçilmiş CHP yönetimi; bu zorlukların riskleri çok fazla ama bu risklerle beraber fırsatları da çok fazla. Çünkü şunu gördük ki; 21 Mayıs süreci, “mutlak butlan” kararı, bize Erdoğan’ın, Özgür Özel yönetimindeki CHP’yi siyaseten yenme konusundaki umudunu yitirdiğini gösterdi; yoksa siyaseten bir mücadele yürütürdü. Eğer yeni dönemde, bütün yeni engellere rağmen siyaseten yürüyüşünü sürdürebilirlerse Özgür Özel ve arkadaşları, başarılı olmamaları için hiçbir neden yok. Zor bir süreç ve biz bunu olabildiğince serinkanlı, bağımsız ve özgür bir şekilde izlemeye devam edeceğiz. 19 Mart’ta bunu yaptık, 21 Mayıs sürecinde de bunu yapıyoruz. İlk günden itibaren yakından takip ediyoruz, tartışıyoruz, uzmanların görüşlerini alıyoruz ve olay yerinden bildiriyoruz. Bundan sonra da böyle yapacağız. Bakalım Türkiye ve CHP, seçilmişlerin CHP’si ile atanmışların CHP’si nereye gidecek?

Bugünün ithafı, edebiyat dünyasının gerçekten nevi şahsına münhasır, ilginç bir ismine; Jean Genet. Fransız edebiyatçı, daha çok oyunlar yazdı ama Jean Genet’nin en büyük özelliği; ailesi yok, doğar doğmaz yurtlarda büyüyor, bir ailenin yanına veriliyor ve çok erken yaşta suç dünyasıyla tanışıyor, sürekli hapse giriyor çıkıyor. Ve bu arada eşcinsel ve eşcinsel olarak da birtakım fuhuş suçlarından sabıkalı birisi; ama bir edebiyat tutkunu. Hatta denir ki, en çok kitap çalarmış. Defalarca girmiş çıkmış ve yazmaya başlamış. 37 yaşındayken yazdığı ‘‘Hizmetçiler’’ diye bir oyunu var; herhâlde başeserlerinden birisi. Daha sonra ‘‘Balkon’’ var. ‘‘Hizmetçiler’’in benim için şöyle bir anlamı var; arkadaşım sinema yönetmeni Reha Erdem, yıllar önce ‘‘Hizmetçiler’’i Devlet Tiyatrosu Taksim Sahnesi’nde yönetmişti; oradan da ayrıca biliyorum. Diğer taraftan, ‘‘Giacometti’nin Atölyesi’’ diye bir kitabı var, ünlü bir sanatçıyla beraber zaman geçirerek onu yazmış. ‘‘Açık Düşman’’ diye bir derlemesini de Metis basmıştı. Bir de çok çarpıcı, çok sert bir film: ‘‘Querelle’’. Fassbinder’in son filmi. Fassbinder’den daha önce bahsettik. O da Jean Genet’nin bir başka benzeri diyelim, birlikte kotarıyorlar bu filmi. Bu, Jean Genet’nin bir romanı üzerine kurulmuş bir film. Çok sert bir film ama çok çarpıcı bir film. O da Jean Genet’nin bir başka özelliği. Fransız edebiyatının önde gelen isimleri bir dönem Jean Genet’ye sahip çıkıp onun cezaevinden çıkmasını sağlıyorlar. O da bir daha içeri girmeyecek şekilde hayatını sürdürüyor. Ama çok da öyle zengin bir hayat sürmüyor; hatta denir ki kendi kitaplarını da çalıyor, öyle birisi. Ve 1986 yılında, 76 yaşında Paris’te bir otel odasında ölü bulunuyor. Doğru bir cümle mi bilmiyorum ama, nasıl diyeyim, ona yakışan bir ölüm. Yalnız birisi. Gırtlak kanserinden muztarip ve Paris’te ölü bulunuyor. Bir büyük yazar, aykırı bir isim. Sert birisi. Doğrudan yazan, doğrudan söyleyen ve insanları, okuyucuyu ya da tiyatroda veya sinemada izleyiciyi sarsan birisi; rahatsız eden birisi. Ama büyük bir kalem… Jean Genet’yi saygıyla anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.