Tarık Çelenk ile söyleşi: “Kimlik Kapanında Ülkem”

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu Tarık Çelenk, “Kimlik Kapanında Ülkem: Hata Neredeydi?” kitabından hareketle Türkiye’de kimlik siyasetini ve kutuplaşmayı değerlendirdi. Çelenk, kimlik kapanına giren kişilerin, kendilerine benzemeyenlerin uğradığı adaletsizlikleri göremez hâle geldiğini söyledi.

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın konuğu Tarık Çelenk, “Kimlik Kapanında Ülkem: Hata Neredeydi?” kitabını anlattı. Kimlik kapanının yalnızca milliyetçi-muhafazakâr kesime özgü olmadığını belirten Çelenk, farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin de benzer bir kapanın içinde bulunduğunu söyledi.

“Hata neredeydi?”

Kimlik kapanına giren kişinin kendi grubunun dışındaki insanlara yönelik adaletsizlikleri göremediğini belirten Çelenk, şunları söyledi:

“İş kimlik kapanına, kimlikçiliğe girdiği zaman temel güven duygusundan kaygılara, evhamlara ve kuruntulara doğru açılan bir kapı oluşuyor. Ondan sonra ötekiyle, senden olmayanla, sana benzemeyenle ilgili hiçbir adalet, vicdan ve ahlak problemini görmüyorsun. Kör bir güvenle kendi kimliğinin içinde var olmaya başlıyorsun.”

Bu durumun farklı siyasi kimliklerde görülebildiğini belirten Çelenk, “Bunu Kemalistler için de Erdoğanistler için de söyleyebiliriz. Artık onların dışına çıkmıyorsun. Orada bir güvenlik alanı yaratıyorsun ancak geçmişteki travmalarını ve kaygılarını sürekli yeniden üretiyorsun” dedi.

Tarık Çelenk kimlikler arasındaki geçirgenliğin ortak bir gelecek fikri için gerekli olduğunu vurgulayarak Türkiye’de kimlik kapanının kutuplaşma biçiminde kendisini gösterdiğini vurguladı.

Kimlik Kapanındaki Ülkem
Tarık Çelenk ile söyleşi: “Kimlik Kapanında Ülkem

“Toplum iç içe yaşayabiliyor, sorun elitlerde sürüyor”

Başörtüsü üzerinden yaşanan toplumsal gerilimleri de değerlendiren Çelenk, gündelik hayatta farklı kesimlerin yan yana gelebildiğini ancak elitler arasındaki ayrışmanın devam ettiğini söyledi.

Çelenk, “Toplum bunu güzel yaşıyor ama elitlerde yaşanmıyor. Normal bir halk plajında insanlar iç içe girebiliyor. Fakat elitlerde, beyaz Türkler’in üniversitelerinde ve büyük işletmelerinde, üst düzey akademik personel ya da yöneticiler arasında bu bakışın hâlâ devam ettiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Aynı dışlayıcı yaklaşımın muhafazakâr kesimlerde de görüldüğünü belirten Çelenk, bazı işletmelerde kadınların çalıştırılmamasını örnek gösterdi.

“Kutuplaştırarak yönetmek kolay”

Kimlik kapanından çıkılabilmesi için öncelikle ülkeyi yönetenlerin irade göstermesi gerektiğini söyleyen Çelenk, kutuplaşmanın siyasi bir yönetim aracı olarak kullanıldığına dikkat çekti:

“Türkiye’yi kutuplaştırarak yönetmek kolay. Çünkü ‘Ben gidersem öfkeli kesim sırada bekliyor, bütün kazanımlarınızı ve normal yaşam hakkınızı elinizden alacak’ deniliyor. Öteki tarafta da öyle bir hınç var ki hayatında o siyasetle hiç ilgisi olmamış insanlar bile kıyafetlerinden dolayı yargılanabiliyor.”

Çelenk, “Ülkeyi yöneten iradenin artık ülkenin normalleşmesine karar vermesi lazım. Kutuplaşma üzerinden yönetme ısrarından vazgeçilmesi gerekiyor. Diğer siyasi aktörlerin ve aydınların da bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekiyor” dedi.

Sosyal medya algoritmalarının insanlara sürekli kendi görüşlerine uygun içerikler sunduğunu belirten Tarık Çelenk, bunun kutuplaşmayı ve “trolleşmeyi” derinleştirdiğini söyledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş