ABD’deki tartışmaya Reagan’ın kızı Patti Davis de katıldı: “Ben de yıllar önce cinsel saldırıya uğradım ve ben de bazı ayrıntıları hatırlayamıyorum”

ABD Başkanı Donald Trump’ın Yüksek Mahkeme Başkanlığı için aday gösterdiği Brett Kavanaugh hakkında, Senato’dan onay alma süreci sırasında ortaya çıkan cinsel saldırı iddiası ile ilgili tartışmalar büyüyor. Akademisyen Christine Blasey Ford, Kavanaugh’ın 1980’li yıllarda üniversite öğrenciliği sırasında bir başka arkadaşıyla beraber kendisine cinsel tacizde bulunduğunu ifşa ederek, FBI’dan olayla ilgili soruşturma açmasını istemişti. Kaliforniya’da psikoloji profesörü olan Ford ayrıca, senatörlerin talebi üzerine gelecek hafta perşembe günü yapılacak Senato oturumunda yaşadığı olayla ilgili bilgi verecek.

Trump: Bunca yıl neden susmuş?

Trump ise Kavanaugh’ı savunmak için cuma günü yine twitter’ın başına geçip “Yargıç Brett Kavanaugh iyi bir adam, kusursuz bir kariyeri var ve radikal sol siyasetçiler tarafından saldırı altında” dedi. Trump bununla da yetinmedi ve Ford’un bunca yıl sessiz kaldıktan sonra konuşmak için seçtiği zamanlamayı da sorgulayarak, iddiasını hafife aldı: “Hiç şüphem yok ki Dr. Ford’un iddiaları söylediği kadar kötü olsaydı, yerel emniyet birimleri kendisinin ya da ailesinin suçlamalarıyla şimdiye kadar harekete geçerdi. Kendisinden dosyaları çıkartmasını istiyorum, biz de bu şekilde tarihini, zamanını ve mekânını öğrenmiş oluruz.”
Trump’a ve Trump gibi düşünenlere sert bir yanıt ise ABD’nin Trump gibi Cumhuriyetçi Partili eski Başkanı Ronald Reagan’ın kızından geldi. Geçtiğimiz aylarda bir romanı da yayınlanan Patti Davis, yıllar önce yaşayıp da bugüne dek ifşa etmediği bir cinsel saldırıyı, Ford’u savunmak için kamuoyuyla anlatmaya karar verdi. Patti Davis’in Washington Post’a yolladığı yazıyı aynen aktarıyoruz:

Patti Davis babası Ronald Reagan ile.

Bundan 40 yıl kadar önce, müzik dünyasının önde gelen yöneticilerinden biri ile görüşmeye ofisine gitmiştim. Randevuyu hafta içi şüphe uyandıracak kadar geç bir saatte vermişti ama ben şüphe duymamıştım. Yazdığım şarkılardan birkaçını temsil ettiği şarkıcılar çalıp söylesin çok istiyordum. Bir şarkım Eagles’ın “One of These Nights” adlı albümüne alınmıştı ve hayatımı şarkı sözü yazarak kazanmayı umut ediyordum.
Yanımda çalışmalarımı kaydettiğim bir kaset de götürmüştüm ama yönetici şarkılarımı nasıl buldu hatırlamıyorum. Neler konuştuğumuzu da hatırlamıyorum. Masasının arkasındaki pencerenin öteki tarafında havanın kararmakta olduğunu hatırlıyorum. İnsanların binayı terk etmeye başladıklarını fark ettiğimi ve yalnız ikimizin kaldığını hatırlıyorum. Yüzünü, saçlarını ve giysilerini hatırlıyorum. Çekmecesinden ufak bir şişe içinde kokain çıkardığını, küçük bir aynanın üzerine döküp ince şeritlere ayırdığını ve bana doğru uzattığında teklifini –yüzde 90 kesinlikle- geri çevirdiğimi hatırlıyorum. Uyuşturucu kullanmadığım için değil. O yıllarda kullanıyordum. Ama artık durumdan rahatsız olmaya başladığım için. Rahatsızlık hissini çok net bir şekilde hatırlıyorum. Ama kokaini almadığımdan, söylediğim gibi, yüzde 90 eminim.

“Ben de yıllarca kimseye anlatmadım”

Sonrasında olanlar ise hafızama silinmez bir şekilde kazındı. Kalktı ve masanın öteki tarafına geçti. Yerde koyu yeşil renkte bir halı serili olmasına rağmen adımları sert ve gürültülüydü. Karşımdaydı, üzerimdeydi, elli eteğimin altındaydı, ağzı ağzımdaydı. Her şey öyle hızlı oluvermişti ki donup kalmıştım. İçime girmeye çalışırken öylece yatıyordum. Deri koltuk tenime yapışmıştı, altımda sesler çıkarıyordu. Nefesi kahve ve bayat ekmek kokuyordu. Prezervatif kullanmadı. Sonra kalktığımı, arabamla eve gittiğimi, restoran ve barlarda insanlarla dolu ışıklı bir gecenin içinde kendimi yalnız hissettiğimi hatırlıyorum. Utanmış ve kendimden tiksinir bir halde olduğumu. Neden çıkıp gitmemiştim? Neden onu itmemiştim? Neden donup kalmıştım?
Aylardan hangisiydi hatırlamıyorum. Ofisine vardığımda asistanı hâlâ orada mıydı hatırlamıyorum. Oradan ayrılırken birbirimize bir şey söyledik mi hatırlamıyorum. On yıllar boyuna bu olaydan hiç kimseye bahsetmedim –ne bir arkadaşıma, ne sevgilime, ne terapistime ne de yıllar sonra evlediğimde eşime.

“Tam da böyle olur”

Christine Blasey Ford’un, faili olarak Yüksek Mahkeme Başkanlığı için aday gösterilen Brett M. Kavanaugh’ı suçladığı cinsel saldırıdan 30 yılı aşkın süre boyunca söz etmemiş olması beni hiç şaşırtmadı.
Travmatik olaylar konusunda hafızanın nasıl çalıştığını anlamak önemli. Ford, saldırının gerçekleştiği evin adresi, tarihi ya da evin sahibinin kim olduğu gibi hatırlamadığı şeyler yüzünden eleştiriliyor. Ama saldırıya dair hatırladıkları net ve ayrıntılı. Kavanaugh’ın ağzını eliyle kapattığını, bir başka erkeğin üstünde olduğunu, orada öleceğini düşünüp korktuğunu, nefes bile alamadığını gayet iyi hatırlıyor. Tam da böyle olur: Hafızanız, peşinizi asla bırakmayacak, hayatınızı değiştirecek ve derinizin altına işleyecek ayrıntıları fotoğraf gibi canlı tutar da, hikâyenin aslında o kadar da önemli olmayan diğer kısımlarını karartır.
Ford hatırlayamadığı bazı ayrıntıları ortaya çıkarmak için FBI’ın soruşturma açmasını istiyor. Bu cesurca bir talep. Belki de onu sorgulamaya hazırlanan yaşını başını almış erkekler –tabii eğer birilerinin naipliğine soyunmuyorlarsa- durup bir düşünmeli, bir kadının şunları söylemesi nasıl bir cesaret gerektirir: İşte benim hatırladıklarım. On yıllardır peşimi bırakmadı. Hayatımı değiştirdi. Bu ülke için tehdit oluşturduğu için bunları şimdi bilmeniz gerekiyor.
Olayla ilgili soruşturma açılsın demek, o kadar da büyük bir talep sayılmaz. Tabii aslında Ford bir sussun, defolup gitsin istemiyorlarsa. Ki kadınların açıkça konuşmaktan korkmalarının sebeplerinden biri de tam da budur işte.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar