Valérie Cabanes: “Bolsonaro bir gün çevre kıyımı yüzünden kendini adaletin önünde bulabilir”

İklimin değiştiğine inanmayan Bolsonaro’nun 2019 başında Brezilya’da iktidara gelmesinden beri Amazon ormanındaki yangınların sayısı durmadan artıyor. Uluslararası hukukçu Valérie Cabanes, Mediapart’a verdiği bir söyleşide, Brezilya Devlet Başkanı’nın çevre kıyımı suçunu işlediğini ve STK’larla birlikte Bolsonaro’ya karşı şikâyette bulunup dava açılması için çalıştığını açıklıyor.

Seuil Yayınları’nda 2016’da çıkan Un nouveau droit pour la Terre. Pour en finir avec l’écocide (“Yeryüzü İçin Yeni Bir Hukuk. Çevre Kıyımına Son Vermek İçin”) adlı denemenin yazarı ve henüz az bilinen çevre kıyımı suçu kavramının uluslararası ceza hukukuna sokulması için uğraşan End Ecocide on Earth (Yeryüzünde Çevre Kıyımına Son) adlı sivil toplum kuruluşunun sözcüsü Valérie Cabanes, çevre kıyımı suçu tanınırsa Ocak 2019’dan beri iktidarda olan Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun nasıl bir takibatla karşı karşıya kalabileceğini anlatıyor. Haldun Bayrı’nın çevirisi.

Valérie Cabanes

Amazon bölgesindeki ormansızlaştırmaya karşı uluslararası camianın elinde ne gibi olanaklar var?

Valérie Cabanes: Anlaşmaların çoğu bağlayıcı değil. Bu cumartesi (24 Ağustos 2019) başlayan G7 Zirvesi, hakikaten karar alınmasa bile, diğer devletlerin kamuya beyanları aracılığıyla bir devletin sapmalarını aydınlığa kavuşturmayı sağlayan bir danışma organı. Amazon bölgesindeki durumu ele alan Emmanuel Macron’un yaptığı da budur. 

Sözlü kınamalar dışında ne yapılabilir peki?

Suç durumları telakki edilebilecek bu vahim vakalara Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) el koyabilir. Ama UCM ancak en vahim uluslararası suçları, barışa karşı suçları yargılayabiliyor. Şimdilik çevre kıyımı bu suçlar arasında görülmüyor [Halihazırda sadece dört suç bu kategoride tanımlanıyor: insanlığa karşı suçlar, soykırım suçları, savaş suçları ve saldırı suçları — Fr. Ed. N.].

Brezilya özellikle 2003-2008 arasında, Lula’nın devlet başkanlığı sırasındaki Çevre Bakanı Marina Silva’nın politikaları sayesinde, Amazon bölgesinin imhasını frenlemeyi başarmıştı. O zamandan beri ne oldu bitti?

Amazon bölgesini özellikle tarımsal ticaret ve tarım sanayii için işletme isteği, yani Amazon bölgesinde arazi temizliğine gitmek ve yoğun biçimde hayvan yetiştiriciliği ile GDO’lu şekerkamışı ve soya tarlaları işlemek (özellikle Avrupa’daki hayvan yetiştiricileri için soya) için toprak kazanma isteği yeni değil.

Aynı şekilde, Amazon bölgesinde kereste tedariki için koridorlar açma, büyük barajlar inşa etme, madenler açma ve Brezilya ekonomisinin uluslararası boyutunu geliştirmek maksadıyla Amazon’un deniz trafiğine bağlanabilir kollarını kullanma isteği, Bolsonaro’dan hayli önce de var olan bir istekti.

Önceki hükümetler bir yandan yerli halkların korunması için alınmış olan bütün anayasal kararları azar azar gevşettiler; diğer yandan da, toprak sahiplerinin hiçbir şekilde bu toprakları işlememesi maksadıyla işaretlenmiş yerli bölgelerini silikleştirdiler.

Ya Jair Bolsonaro’nun iktidara gelişinden beri?

Bolsonaro bu ayrıma [yerli halklarla toprak sahipleri arasındaki ayrım — Fr. Ed. N.] hakikaten bir son verdi, çünkü bu meselenin sorumluluğunu Funai’ye [Ulusal Yerli Vakfı — Fr. Ed. N.] aktardı — ki onun da tek derdi, Amazon bölgesini bir tarım toprağı olarak işlemek olan Tarım Bakanlığı’na bağlı biçimde Brezilya’daki Yerli sorunlarıyla uğraşmaktır. Bolsonaro, bu kararla topraklara el koyan toprak sahiplerine bir cezalandırılmazlık/lâyüs’ellik getirmektedir.

Nisan 2019’da, normal olarak kamu bakanlığı tarafından alınan yaptırım kararlarını hükme bağlayacak yeni bir merci yaratan bir kararname yayınladı. Yerlilerin haklarını garanti altına almak için yürütülen soruşturmaları yavaşlatıp felce uğrattı bu. Bolsonaro’nun Ocak ayında iktidara gelişinden beri kabul olunamaz hareketlere karşı cezalar azaltıldı.


Amazonas eyaletindeki Humaitá’da, Amazon’un ağaçsızlaştırılmasıyla karşı karşıya kalan yerli halklar, 20 Ağustos 2019 © Reuters / Ueslei Marcelino.

Son olarak, geçen 21 Ağustos’ta Open Democracy sitesinin açığa vurduğu belgeler, onun bir otoyol, bir köprü, bir santral vb. inşa etmek istediğini açıklayarak, ormanın içinde bir yaşam çeşitliliği koridorunun yaratılması için uluslararası yardıma ve taahhütlere karşı çıkma niyetini açıkça belirttiğini gösteriyor.

Yerli halklar için endişeleriniz neler?

Yıllardır endişeliyim. Bolsonaro’nun Ocak’ta seçilmesinden beri Fransız Guyanası sınırındaki Wayanalar’a ve ormanın daha ziyade kuzeyindeki Yanomamiler’e yakından bakıyoruz. Sürekli olarak, iktidarın önlemediği ormancıların saldırılarına uğruyorlar.

Yerli önderleri öldürüldü. Bu halklar yaşam koşullarının bozulduğunu görüyorlar. Yaşamsal kaynaklarına, ırmağa ya da ormana erişim her geçen gün zorlaşıyor. Baraj inşaatları, yapılan yollar ve ormansızlaştırmayla, geleneksel yaşam tarzları tehdit altında.

Hükümetin, özellikle de Bolsonaro’nun yerli halklara karşı tutumunu neyle suçlamak mümkün?

Bir soykırım çağrısı biçimi bu. Soykırım vardır diyemem, zira bunun hakikaten iktidar tarafından düzenlenmiş olması gerek. Ama ortada bir “bırakınız yapsınlar” yaklaşımı var. Bolsonaro seçilir seçilmez, Yerli’nin ya intibak etmesi ya da yok olması gerektiğini açıklamıştır. Etnik bir temizlik iradesinin göstergesidir bu. Halkların zorla yerleri değiştirilmekte, katliamlar ve yargısız infazlar işlenmektedir.

Komuta zincirini kanıtlayabilmek, siyasî yöneticilerin bizzat düzenleyerek ya da yapılanlara ses çıkarmayarak sorumlu oldukları noktaları tespit etmek gerekiyor. Bolsonaro’nun bugün yaptıkları, kuşkusuz yukarıdan ve güçlü talimatlar vermese de, bunu mümkün kılan hakiki bir cezasızlık iklimi yaratmaktır. Bu durum hakkında bir şikâyet dosyası hazırlamanın tüm zorluğu da burada.

Bolsonaro, Emmanuel Macron’un çıkışmasından sonra bir “sömürgeci zihniyeti”nden dem vurdu. Fransa’nın onun içişlerine karıştığını düşünüyor.

Ama Amazon bölgesinin yok edilmesi hakikaten bütün gezegenin emniyetini tehdit ediyor. Bu orman Brezilya için yaşamsal, ama tüm insanlık ve genel olarak canlılar için de öyle. Amazon yağmurlarının döngüsü tüm dünya ikliminin düzenliliğini sağlar. Benim bütün kavgam, bir ekosistemi bu boyutta tahrip ettiğiniz zaman insanlığın kalan kısmı ve tüm canlılar üzerinde bir etkiniz olduğunu ve bunun vahim bir suç olarak nitelenebileceğini söylemektir.

Yıllardan beri çevre kıyımının uluslararası hukukta barışa ve insan güvenliğine karşı beşinci suç olarak tanınması için mücadele veriyorsunuz. O konuda durum ne merkezde?

1948’den itibaren başlayan Soykırım Konvansiyonu üzerine tartışmalar sırasında, çevre kıyımı kavramı [End Ecocide on Earth adlı STK bu kavramı resmî olarak şöyle tanımlıyor: “küresel ortak alanları [Ç.N.1] ya da “ekolojik sistemler”i ciddi ve kalıcı şekilde bozma sonucuna yol açan yaygın bir tahribat ya da yıkım — Fr.Ed. N.] kayda girmemiştir. Halkların yaşamak için bağımlı oldukları bir ekosistemin yok edilmesi fikri, bir soykırım işlemenin yollarından biri olarak kabul edilmiş, fakat kayda geçmemiştir. Batı hukuku çok “insanmerkezli” bir hukuktur, her şeyi insana indirger — her ne kadar bugün, ekonomi hukuku insan haklarından baskın çıkmakta olsa bile.

Sonra Amerikan ordusu tarafından Vietnam’da portakal gazının kullanılması gelmiştir [1961 ile 1971 arasında — Fr. Ed. N.]. Bu skandal o molekül üzerinde çalışmış olan biyologlardan biri tarafından, ama aynı zamanda 1972’deki Yeryüzü Zirvesi’nin açılışında İsveç Başbakanı Olof Palme tarafından da çevre kıyımı diye nitelenmiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kurulması sırasındaki tartışmalarda, hem savaş zamanında hem de barış zamanında çevreye karşı işlenen suçların teşhisi düşünülmüştü. Bazı devletler ise, boşuna, özerk bir bir suçun nitelenmesini istemişlerdi: Çevre kıyımı suçunun.

Halihazırda, hukukta iki gedik var. İnsanı korumak hedeflenirken, onun canlı dünyanın artakalanına bağımlı olduğu ve diğer canlı varlıkların ve ekosistemlerin de korunması gerektiği kabul edilmiyor. Diğer gedik ise, doğacak çocukların hukuk özneleri olmamaları. Sonuçlar gelecek kuşakta açığa çıkacağından, hiçbir şey yapamazsınız.

Bugün siyasî karar vericileri, ama aynı zamanda ekonomik karar vericileri de disipline sokmanın zamanıdır. Bu çevre kıyımı suçunu yaratmanın faydalarından biri, tanımına, tüzel kişilerin ve ekonomi yöneticilerinin suçlanabileceğinin yazılabilmesidir.

Amazon’daki durumu bir çevre kıyımı gibi mi görüyorsunuz?

Bugünkü ormansızlaştırma durumuna bakıldığında, neredeyse geri dönülmez noktaya gelmiş durumdayız. Bu ormansızlaştırma çölleşmeye bile yol açabilir. Şayet çevre kıyımı ortak doğal mülkümüze karşı, ya da ekolojik sistemlere karşı vahim zarar gibi görülüyorsa, benim gözümde bunun çevre kıyımı olduğu aşikârdır. Zira Amazon bölgesi Yeryüzü ve insanlık için yaşamsal önemde bir ekolojik sistemdir.

Bolsonaro bir gün kendini adalet önünde bulabilir mi?

Çevre kıyımı suçu teşhis edilirse, Bolsonaro bir gün gezegenin ekosisteminin bozulmasına katkıda bulunmuş olduğu için takibata uğrayabilir. Ondan sonra, olguların önceliği meselesi gelecektir.

İnsanlığa karşı suç işlediğini belirten bir şikâyet hazırlamaktayız ona karşı; çünkü tanımlanmış bu. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde dava açmak için üç yol var. Ya bir devletin ya Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin, ya da UCM Savcısı’nın, kendisine iletildiyse, yani sivil toplum mensupları ya da yurttaşların bir şikâyetiyle haberdar edildiyse dosyaya el koymasıyla bir başka devletin başkanına karşı bir şikâyette bulunulur.

Bugün çok sayıda hukukçuyla beraber kaleme almakta olduğumuz tek bir şikâyeti üstlenecek STK’ların ve yurttaşların büyük bir uluslararası koalisyonunu yaratmayı deniyoruz. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsü’nün 15. maddesi bunu mümkün kılıyor. Ama daha sonra bir soruşturma açılıp açılmayacağı kararı UCM Savcısı’na bağlı. En ideali, bu şikâyeti COP25’ten (Aralık 2019’da Şili’de düzenlenecek İklim Zirvesi — Fr. Ed. N.) önce teslim etmek istiyoruz. Ama soruşturmanın yıllar alabileceğini akılda tutmak gerek. 

Amazon’da olup bitenler etrafında yapılacak şeyler var. Bolsonaro projektör ışıkları altında. Gezegenimizdeki çevre kıyımının tabii ki başka sorumluları da var. Ama birisine karşı şikâyette bulunulmalıysa, inkâr tutumu, hatta kinizmi, Bolsonaro’ya karşı harekete geçmeye itiyor.

Ç.N.1 Les communaux globaux: Küresel ortak alanlar, tek bir devletin ya da bir devlet grubunun egemenliği altında olmayan alanlar ya da kaynaklardır; ya doğaları gereğidir (kaplanan alan, yeryüzü atmosferi, okyanus dipleri, 200 deniz milinden uzak okyanuslar ve balıkçılık kaynakları) ya da uluslararası bir anlaşma gereğidir (1959’dan beri Antarktika).



Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar