Mimarlar Odası, İstanbul’un simgelerinden Bomonti’deki tarihi bira fabrikasının ek binalarının yıkımına karşı harekete geçti. Davanın bu hafta içinde açılması bekleniyor. Medyascope’tan Merve Özçelik ve Hazar Dost’un haberi.
Tarihi Bomonti Fabrikası’nda yıkılması planlanan binalar daha önce Diyanet’e devredilmişti. Diyanet de bu binaları bir derneğe devretti. Bunların arasında fabrikanın önemli bölümlerinden olan malt binası, silo, arpa temizleme binası ve kazan dairesi var.
İstanbul’un en önemi endüstri mirası arasında gösterilen bu yapıların yıkılıp, yerine mescit, otopark ve yurt yapılması planlanıyor. Mimarlar Odası şimdi hem bu tahsisin hem de yıkımın durdurulması için dava açacak.
Şişli halkı şeffaflık istiyor
Ek binalara “İnşaatına başlanacak olan dini kültür kompleksinin her türlü bağış yardım ve bağışlarınızı bekliyoruz” pankartı asılmış, IBAN ve irtibat numarası bırakılmış durumda.

Şişlililer ise tepkili. Binaların devredildiği derneği tanımıyorlar, bölgenin dokusunun bozulmasını istemiyorlar. 45 yıldır Şişli’de yaşayan Nesteren Şencan Görgülü, Bomonti Bira Fabrikası’nın ek binalarında neler yapılacağını bilmediklerini ve bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi ve şeffaflık talep etti:
“Kamusal alan anlamında burası bizim için çok kıymetli. Ne olduğunu bilmediğimiz ama kamusal yararında gözetilmediği bir rant rejiminin kurbanı oluyor.”
Şişli Demokrasi Meclisi katılımcısı Süleyman Karan da bu yıkım sürecinin yedi yıldır devam ettiğini, bir oldubittiyle karşı karşıya kaldıkları görüşünde:
“Buranın ne olacağına Şişli halkı karar vermeli. Bu sadece bir kent dokusu meselesi değil. Altında politik sebepleri de var.”

“Hukuki süreç yavaş ilerliyor”
Mimarlar Odası’ndan Esin Köymen ise hukuki sürecin yavaş ilerlemesinden dolayı, durdurma kararı çıksa bile inşaatların tamamlanabileceğinden endişeli:
“Bomonti Bira Fabrikası ve ek binalarını Diyanet’e tahsis edip orada yurt ve eğitim tesisi yapmak da ironik bir durum.”
1890’da kurulan Bomonti Bira Fabrikası, 1998 yılında 1 No’lu Koruma Kurulu tarafından “korunması gereken kültür varlığı” statüsüne alınmıştı. Bu karar 13 Haziran 2019’da bozulmuştu.








