Kürtaj olan kadınlar anlatıyor (12): “Size kürtaj olmanızın bedelini ödetiyorlar”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Suna 37 yaşında, resmi bir kurumda çalışan, bir çocuk annesi bir kadın. Suna, 2012’de oğlunu doğuruyor. Oğlunun doğumundan bir buçuk yıl sonra ise kürtaj oluyor. Suna’nın kürtajı tam da kürtaj tartışmalarının alevli olduğu zamanlara denk geliyor.

Suna, hem çalışıp hem doktora yaparken ikinci kere hamile olduğunu fark ediyor. “Hep tek çocuk istiyordum” diyen Suna için ikinci kere doğum yapması, doktora bırakması demek: “Bir yandan doktora yapıyordum. Bunu kaldırabilecek bir durumum yoktu. Doktorayı bırakmam gerekiyordu. Onu da kabul etmedim kendimce. Sonra eşimle oturduk, konuştuk. Karar verdik. O arada Zeynep Kamil Hastanesi’nde çalışan hemşire bir arkadaşım vardı. Onu aradım, nasıl bir yol izleyelim diye. O da bana hastaneden randevu aldı.”

Suna, bu sırada kaç haftalık hamile olduğunu bilmiyor. Kürtaj için yasal süreyi geçirmiş olabileceğinden dolayı yaşadığı tedirginliği şöyle anlatıyor: “Tam da ‘kürtaj yasaklansın’ tartışmaları dönüyordu. Ben test yaptım ve hamileyim, ama kaç haftalık olduğuna dair bir fikrim yok. ’10 haftayı geçirdiysem nasıl çözüm bulacağım?’ diye dertli dertli arkadaşlarımı arıyordum. Sonra hastaneye gittik. Kan testi falan oldu. Altı haftalık hamile olduğumu söylediler. ‘Şu an işlemi yapamayız. 8-10 haftalık olması gerekiyor. İki hafta sonra gel’ dediler.”

“Kürtaj olmak istediğinizi söylediğinizde ikna çalışmaları başlıyor”

Hastaneye ilk gittiklerinde yaşadığı süreci Suna şöyle anlatıyor: “Hastaneye gidip kürtaj olmak istediğinizi söyleyince sizi ikna etme çalışmaları başlıyor. Beni bir odaya aldılar. İkna odası gibi. Bir zamanlar üniversitelerde olan ikna odaları gibi. Orada din üzerinden konuşmaya başladılar. ‘Allah’ın yarattığı candır. Siz cinayet işliyorsunuz. Allah’ın verdiği canı sen niye alıyorsun? Çocuk, bolluk berekettir’ dediler.”

Suna yaşadığı bu olay üzerine sağlık görevlilerine “Siz benimle böyle konuşamazsınız. Hangi yasal dayanağınız var? Bu bir karar. Sizin sağlıkçı olarak bunu uygulamanız gerekiyor” dediğinden bahsediyor. Suna’nın bu sert çıkışının hemen ardından sağlık görevlileri hastanede kürtajın yasak olduğunu söylüyor.

Suna sağlık görevlilerine, söylediklerinin herhangi bir yasal dayanağı olmadığını, kürtajın yasak olmadığını söyleyerek karşılık veriyor. Sağlık görevlileri Suna’ya “Babanın izni var mı? Onun izni gerekiyor” diyor. Suna, o dönem evli ve kürtaja eşiyle gidiyor.

 “Kalp atışlarını dinlettiler”

Kürtajın yasak olmadığını söylemesi üzerine hastane görevlileri geri adım atsa da Suna, bu geri adımın hesabının ondan sorulduğunu düşünüyor: “İki hafta sonra eşimle birlikte hastaneye gittik. Ultrasonla muayene olurken bana kalp atışları dinlettiler. ‘Yanlışlıkla oldu. Sesini yanlışlıkla açtık’ gibi şeyler söylediler. Ben de bunu yapamayacakları söyledim. Çünkü zaten o iki hafta benim için tedirgin geçti. ‘Ben kürtaj sonrasında nasıl hissedeceğim?’ diye düşünüyordum. Bir de kalp atışlarını dinlettiler.”

Yaşananlar üzerine Suna, sağlık görevlileriyle tartışıyor.

“Hiçbir uyuşturma olmadan kürtaj oluyordunuz”

Olaydan iki gün sonraya kürtaj için randevu veriliyor.  Suna, epidural (belden aşağısının uyuşturulması) yapılmadan kürtaj oluyor: “Devlet hastaneleri şu anda bu işlemi yaparken epidural uyguluyor. Ama o dönemde öyle bir uyuşturma yoktu. Sadece vajinadan, gerektiği zaman bir uyuşturma yapıyorlar. Aslında hiçbir uyuşturma olmadan kürtaj oluyorsunuz.”

“Size kürtaj olmanın bedelini ödetiyorlar”

Suna, kürtaj olduğu için bir bedel ödediğinden şöyle bahsediyor: “Operasyona tek alınıyorsunuz. O arada da ben zaten bayıldım. Tansiyonum düştü. O işlem çok acılı bir işlem. Operasyon başladığında ben ‘Artık dayanamıyorum’ dediğimde bir iğnenin vurulduğunu hissettim. Aslında kalp atışını dinleterek, kürtaj esnasında uyuşturma yapmayarak size kürtaj olmanın bedelini ödetiyorlar.”

Suna, kürtaj operasyonundan sonra komplikasyon olması durumuyla ilgili de bilgilendirilmediğini söylüyor. Ona göre karşılaştığı bu tutumlar, devlet politikasının bir ürünü: “Bu, oradaki birkaç çalışanın yaptığı bir şey değil. Devlet politikasının mikro ölçekte organize olmuş halinin yansıması.”

“Doğursaydın, ben bakardım”

Suna, kalp atışının dinletilmesi olayından sonra bir, bir buçuk ay kabuslar görüp kendini suçladığını anlatıyor: “’Doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım?’ diye sık sık düşünüyordum. Bu yaklaşık 1-1,5 ay sürdü. Sonrasında kabullendim. Bunu o dönem eşimin ailesi biliyordu. ‘Doğursaydın, ben bakardım’ gibi cümleler kuruluyordu.”

Suna, birkaç sene sonra kendi ailesine söyleyince de aynı cümleleri duyuyor. Bunların yanısıra Suna, eşinin bir çocuk daha istediğini bildiğini söylüyor. Bu durum da onun üzerinde psikolojik bir baskı oluşturuyor. Fakat eşi, Suna’nın kararını müdahale etmeyip onun yanında duruyor.

“Dayanışmayla o günleri aştım”

Suna o dönemi etrafındaki kadınların dayanışmasıyla aştığını şöyle anlatıyor: “Arkadaşlarım operasyondan sonra bana geldiler, kaldılar. Sonrasında da sık sık aradılar, görüştük. Kadınların ortak deneyimi beni güçlendiren bir şeydi. Kadın arkadaşlarım da kendi kürtaj hikayelerini anlattılar. Kendi yaşadığın şeyin aslında sana özgü, tek, biricik olmadığını görüyorsun. Hissettiğim, ikileme düştüğüm duyguları, düşünceleri aslında onların da yaşadığını gördüm. Bunun yanında şöyle bir durumla da karşılaşıyorsunuz: Bu işin teorisi var ama pratikte hayat öyle şeyler yaşatmıyor bize. Gelgitlerimiz oluyor, soru işaretlerimiz oluyor. Yenik düştüğümüz oluyor. Bu deneyimi ortaklaştırmak mühim olan şey. ‘Sen ne karar alırsan al, biz yanındayız. Bu süreci birlikte atlatacağız’ mevzusu da insanı güçlü kılan bir şey.”

“Doğursaydım çok mutsuz bir anne olacaktım”

Suna eğer doğum yapsaydı olabileceklerden bahsediyor: “Kendime şunu diyordum: Doğurursam ben çok mutsuz bir kadın olacağım. Çok mutsuz bir anne olacağım. Ben bu mutsuzluğumla çocuğu da mutsuz edeceğim. Aslında ikimizin de hayatı kayacak. Aynı zamanda doğurduğum diğer çocuğun da hayatı kayacak.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus