Ebu Hanzala’nın (Halis Bayancuk) başını çektiği Tevhid Dergisi çalışanlarıyla söyleşi (1): “Bizleri hem El Kaide hem IŞİD’den yargılıyorlar”

Türkiye’deki Selefi hareketin en önemli isimlerinden Halis Bayancuk ya da bilinen adıyla “Ebu Hanzala”nın hocalığını yaptığı Tevhid ve Sünnet Cemaati’nden Halil Y. ve Kemal K., Bayancuk’un yargılanma sürecini, sürekli IŞİD ile birlikte anılmalarını ve Suriye’de gelinen sürece nasıl baktıklarını anlattı.

Halis Bayancuk, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor ve mahkeme, Bayancuk hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Daha sonrasında İstinaf mahkemesi Halis Bayancuk hakkında açılan diğer soruşturmaların dikkate alınmadan karar verilmesini hukuka aykırı bularak verilen kararı bozdu. Hâlâ tutuklu bulunan Bayancuk’un avukatları ise Bayancuk’un tutuklu kalması için maddi bir gerekçe olmadığını, iki yılı aşkın tutukluluk süresinin de göz önüne alınarak tahliye edilmesi gerektiğini düşünüyor. Bunun aksine, birçok kişi ise ifadelerinde, çocuklarının veya yakınlarının Suriye’ye giderek IŞİD’e katılmasında Bayuncuk’un düzenlediği toplantıların etkisi olduğunu söylüyor.

Avukatların Bayancuk’un tahliyesi için yaptığı başvuruları mahkeme, delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle reddetti. Bayancuk bazı davalarda El Kaide üyeliği ve yöneticiliğinden, bazılarındaysa IŞİD üyeliği ve yöneticiliğinden yargılanıyor. Sakarya’daki mahkeme IŞİD’den yargılamayı sürdürürken, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, Bayancuk’un yöneticiliğini yaptığı iddia edilen grubun IŞİD ile değil El Kaide ile bağlantılı bir oluşum olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmişti. Bayancuk, 2014’te Van’da El Kaide’den tutuklanırken, İstanbul ve Sakarya’daki davalarda IŞİD’den dolayı yargılandı. 

Bağcılar’da altı katlı bir bina…

Bayancuk’un hocalığını yaptığı Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin 2011 yılından bu yana resmi yayın organı Tevhid dergisi ve dergi binası İstanbul Bağcılar’da. Derginin hazırlandığı altı katlı binanın en alt katında Tevhid Kitabevi de bulunuyor ve grubun tüm eğitimleri, seminerleri bu binada yapılıyor. Binanın en üst katında ise Bayancuk’un çalışma odası ve grubun medya hesaplarını yönetenlerin, dergiyi hazırlayanların çalıştığı geniş bir salon yer alıyor. 

Bağcılar’da bulunan Tevhid dergisi binasının dışarıdan görünümü.

Tevhid ve Sünnet Cemaati’nden Halil Y. ve Halil K. ile Bağcılar’daki dergi binasında buluştuk ve Bayancuk’un yargılanmasından, grubun IŞİD ile birlikte anılmasına, gençlerin IŞİD’e katılmasından Suriye’de gelinen noktaya kadar birçok konuyu konuştuk.

“11 yıldır aynı iddianame yazılıyor”

Halis Bayancuk’un yargılanma sürecini özetler misiniz?

Halil Y.: Halis hoca, 2008 yılından bu yana davet çalışması yapıyor. 2008 Mart ayında ceza aldı El Kaide’den. 2014’te Van’daki operasyon, AKP ve FETÖ arasındaki çatışma neticesinde gerçekleşti. Buna da El Kaide operasyonu dendi. Halis hoca altı ay bu dosyadan yattı ve daha sonra tahliye oldu. 2014’te IŞİD çok popülerdi ve biz de IŞİD olmadığımıza dair bir sayı çıkardık. İnsanlar akın akın Suriye’ye akıyorlardı açıkçası. Halis hoca Suriye’de istihbaratçıların cirit attığını, İslam ümmetine bir getirisi olmadığını defalarca söyledi. 2015’te tekrar İstanbul’da IŞİD operasyonu yapıldı, 1-1.5 yıl da bu davadan cezaevinde kaldı, sonra tahliye oldu. Ankara, Konya, İstanbul arasında bu dönemde tefsir derslerine başladı. 2017’de Ankara’da alınıyor ancak sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar veriliyor. Aradan üç ay geçiyor bu sefer Sakarya merkezli bir operasyon yapılıyor. Davet edildiği bir yemek nedeniyle yapılıyor. Orada “IŞİD toplantı yapacak” diye yaygara kopardılar ve Halis hoca hakkında 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkemeler tiyatro gibi geçiyor, dosyalarda zaten bir şey yok. 2008’de sorulan soruların aynısını sormaya devam ediyorlar çünkü 2008’den kopya çekmişler. 2008 dosyası El Kaide dosyası ama bugünkü IŞİD dosyası. Bu iki örgüt sahada çatışıyorlar. Burada kesinlikle siyasi bir karar var. 11 yıldır aynı iddianame yazılıyor.

Tabi ki mahkemelerin yargılama sırasında siyasi atmosferden etkilenmeleri, ilginç hukuki sonuçlar ile karşılaşmamıza neden oldu. Mesela; 2017 yılında Ankara’da Halis hoca hakkında IŞİD suçlamasıyla bir soruşturma başlatıldı. Daha sonra yeterli delil olmadığından dolayı takipsizlik kararı verildi. Aradan iki ay geçtikten sonra Sakarya’da bir soruşturma başlatıldı ve IŞİD suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklandı. Hatta mahkemeden mahkumiyet kararı çıktı. Bu mahkumiyet kararından sonra Ankara 27. Ağır ceza mahkemesi bazı arkadaşlarımızın yargılanmasında mahkumiyet kararı verirken, Halis hocanın IŞİD ile bir alakasının olmadığını, El Kaide örgütü yöneticiliğinden sorumlu olduğunu, bu sebepten ötürü arkadaşlarımızın da El Kaide örgütü üyeliğinden ceza almaları gerektiğine hükmetti. Çizdiğimiz bu tablo 11 yıllık yargılmanın ne şekilde devam ettiğini gösteren örneklerdendir.

“2015’te Emniyet, Bayancuk’a koruma atamak istedi”

Neden siyasi bir karar olduğunu düşünüyorsunuz?

H.Y.: Her dönemde tutuklanma sebebi değişiyor. Açıkçası 2015’ten önceki tutuklamalarda FETÖ kumpasına maruz kaldık. Sorgu esnasında “Fethullah Gülen’i neden eleştiriyorsun?”, “Dinler arası diyaloğa neden karşısın?” gibi sorular soruluyordu. 2015 sonrası da AK Parti’nin İslamcı kesime karşı tavır değişikliğine gittiğini gösteriyor. Birileri tahliye olur olmaz (Doğu Perinçek) “İslami cemaatlerin kökünü kazıyacağız” dediler. Bayancuk, IŞİD üyesiyse, mesela 2015’te sınırlar açıktı, gidebilirdi veya neden IŞİD’den tehdit edildiğinde Emniyet koruma atamak istedi? IŞİD’ci olan birine neden böyle bir güvenlik sağlanmaya çalışıldı?

İşin bir başka boyutu ise operasyon yapılan tarihlerdir. Genellikle FETÖ’cüler zamanında Amerika’dan bir heyet gelmeden hemen önce “Biz bu örgütlerle mücadele ediyoruz” mesajı vermek için operasyonlar yapılıyordu. Hatta Wikileaks belgelerine dahi bu durum yansıdı ve orada El Kaide adı altında gözaltına alınanların çoğunun örgütle alakası olmadığı gerçeğine vurgu yapıldı. FETÖ’cülerden sonra ise bizim gibi düşünen insanlar toplumun gazının alınması gereken zamanlarda operasyon yapılan gruplar haline getirildi. Mesela; Suruç patlamalarından hemen sonra Halis hoca ve birçok arkadaşımız gözaltına alınıp tutuklandı. Ancak hiçbirisine sorguda Suruç patlamalarıyla alakalı tek bir soru dahi sorulmadı. Medyanın yanlış yönlendirmesi neticesinde insanlar Suruç patlamasının faillerinin yakalandığını düşündüler ve IŞİD ile mücadele ediliyormuş havasına girdiler. Halbuki o dönemde bizzat devlet yetkilileri Halis hocanın IŞİD tarafından tehdit edildiğini tebliğ edip koruma talep edip etmediğini sordular. Halis hoca da net bir dille bunu reddetti. Yine aynı şekilde istihbarat raporlarına Halis hocanın IŞİD’e karşı yaptığı açıklamalardan dolayı örgüt mensupları tarafından dinlenmediği yansıdı ama devlet kendi istihbarat örgütüne rağmen Halis hocaya IŞİD suçlamasını yöneltmeye devam etti.

Kemal K.: AKP, yargıya tam vâkıf değil, MHP’li ve ulusalcı kesimler buralara geldiler. Halis hocamızla araları da pek iyi değil tabii ki.

“Tanımadığımız insanlar buraya gelip kapımıza dayandılar”

Bayancuk’un ve grubunuzun IŞİD ile bağlantılı olarak yorumlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

H.Y.: Halis hoca, IŞİD’i tasvip etmediğini başından beri söylüyor. Medya sürekli “Türkiye’nin IŞİD lideri” diye manşet attı. Haliyle Türkiye’de İslam dini gençler tarafından da benimsenen, yaşanmaya çalışılan bir din. Yeni bir şey çıktığında da insanlar merak ediyor veya gitmeye çalışıyorlar. Örnek verelim, Suriye olaylarında birçok genç oraya akın etti. Medyanın IŞİD’i olağandışı göstermesi bunda etkili oldu. İnsanlar, internete girdiklerinde kim öne çıkıyor: Halis Bayancuk. Tanımadığımız insanlar buraya gelip kapımıza dayandılar, giden çocukları için sanki biz suçluymuşuz gibi. Kimseyle irtibatımız yok, mescitlerimizden gidenleri de buraya almıyorduk. ‘Bizim sizinle işimiz olmaz’ diyorduk. Halis Bayancuk üzerinden ya asıl yöneticiler gizleniyor ya da tevhid davetini, Kur’an ve sünneti doğrudan hedef alamayacakları için anlatana taş atıyorlar. Bu baskı bizi geriletmiyor, insanların daha fazla ilgi göstermesini sağlıyor. 

Daha önce de söylediğimiz gibi davetimizin halka ulaşmasının önünde bir engel olması için devletin bilinçli olarak bu söyleme sarıldığını düşünüyoruz. Tabi ki bunun doğruluğunun tespiti için kimse gelip bize bu tarz örgütlerle bir alakanız var mıdır diye sorma ihtiyacı hissetmedi. Medya, kopyala yapıştır haber mantığıyla Halis hocayı IŞİD/El Kaide lideri olarak manşetlerine çıkarttılar. En temel hukuki gerçek olan yargılanma sonuçlanmadan kimse hakkında hüküm beyan edilemez ilkesi defalarca çiğnendi. Tekrarlıyorum, tanımadığımız insanlar gelip Suriye’ye giden çocuklarının hesaplarını bizlere sordular. Şuanda kısmen medyanın daha düzeyli bilgilendirme yaptığını görüyoruz ancak oluşturulan tahribat bizim açımızdan kolay kolay kapanacak boyutlarda değil.

K.K.: Biz demokrasiyi Kur’an ve sünnetin karşısına koyduğumuzda karşılık görmüyor. Sistem ayrık görüşü kabul etmiyor. Günah keçisi arandı ve en uygun profil de Halis Bayancuk’tu. 

2015’te Ömerli’de Bayancuk’un kıldırdığı namaz çok tartışıldı. 

H.Y.: Ömerli’deki namazın bizim için bir etkisi yok. Daha önce de namazlar kılıyorduk, ilk değildi. İşgüzarın biri kendisine bir şey çıkarmak istedi. Medya da “IŞİD üyeleri namaz kıldı” diye gösterdi. Türkiye’deki baskı insanları da Suriye’ye kaydırdı. Sistem hem operasyon yapıyor, hem de kapıları açık bırakıyor. Gözaltına alınan insanlar da en azından giderim diye düşündüler. Bu sebeplerle birçok insan çıktı, gitti. Halis hoca, Afganistan, Çeçenistan gibi süreçleri örnek göstererek gidilmemesiyle alakalı birçok örnek verdi. 

Ebu Hanzala’nın Temmuz 2015’te Ömerli’de kıldırdığı bayram namazı.

IŞİD’e katılımın artmasının sebebi neydi? 

K.K.: İslamı tam manası ile yaşamak isteyen kişiler bulundukları ülkelerde ikinci sınıf insan muamelesi görüyorlar. Erkekler sakallarından kadınlar ise örtülerinden dolayı küçümseniyorlar. Haliyle dinlerini yaşayamadıkları ülkeleri terk edip dinlerini daha güzel bir şekilde yaşayabilecekleri yerlere gitmek, insanların zihinlerinde bir düşünce olarak sürekli mevcut oluyor. Bu tarz örgütler videolar aracılığıyla insanların dinlerini kendi topraklarında daha rahat yaşayabileceklerinin propagandasını yaptılar. Böylece büyük bir kitle bu örgütlerin kontrol ettiği topraklara gitti.

Burada şunun da altını çizmek gerekiyor. Bu örgütlere katılımı hızlandıran başka bir etken devletlerin sınırları açmaları ve üstü kapalı bir şekilde insanları oraya gitmeye teşvik etmeleridir. Öyle ki devlet sınırları açmış sonrasında da gitmeyenleri tutuklamıştır. Hatta bazı hakimler şeriat talebimizi mahkemelerde dillendirdiğimizde IŞİD’in hakim olduğu toprakları kastederek “O zaman oraya gidin.” dahi demiştir. Gözaltında polisler niçin gitmediğimizi bize defalarca sormuşlardır.

“Türkiye’nin operasyon hakkı var fakat…”

Suriye’deki gelinen son süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

K.K.: Suriye’deki olaylar sadece bugün gözününe alınıp değerlendirilebilecek hadiseler değildir. Ancak şu çok net bir şekilde bellidir ki Suriye sahasında boy gösteren devletler mazlumlar için değil kendi devlet politikalarının gereklerini yerine getirmek için hareket etmektedirler. Şahsen ben, İsrail’in kendine güvenli bölge oluşturmak için ABD’yi de yanına alarak Kürtleri kullandığını düşünüyorum. Bir iç karışıklık yaşandı ve emperyalist güçler onları kışkırtarak süreci yönetti. IŞİD ilk ortaya çıktığında bu amaçla çıkmamış olabilir ama emperyalist güçlerin kendilerini kandırmalarına müsaade ettiler. Kürtlerin, ABD ile ilişkisi zaten belli. Gelinen süreçte hem ABD hem İsrail kazandı, kaybeden hem insanlık hem de Müslümanlar oldu. 

Türkiye’nin operasyonu da devam ediyor bir taraftan.

K.K.: Türkiye’nin operasyon yapma hakkı var. Fakat biz bu sürecin yine birilerine hizmet ettiğini düşünüyoruz. ABD’nin 30 bin tır silahı Suriye’de bırakıp ayrılacağına ben inanmıyorum. Menfaatlerinden vazgeçeceğini düşünmüyorum.

*Söyleşinin ikinci kısmı yarın yayımlanacak

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar