Irak’taki sosyal patlamanın kalbinde gençler var: “Ülkemin bu kadar güzel olduğunu düşünmezdim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Irak geçtiğimiz aydan bu yana devam eden sosyal protestolara sahne oluyor. Protestolar özellikle siyaset ve siyasetçi karşıtı bir hâl almış durumda. Eylemlere katılan Iraklılar gündelik hayattaki çok temel ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığını ve bunun siyasetçiler tarafından çözüme kavuşturulamadığını söylüyorlar. Su ve elektrik kesintileri, işsizlik, sağlık ve eğitim hizmetinde aksamalar ile birlikte siyasetçilerin bulaştığı yolsuzluk Iraklılar’ı canından bezdirmiş durumda. İlginç olansa Irak’ta Saddam Hüseyin döneminden beri önemli bir toplumsal ayrılık konusu olan mezhepçilik ya da etnik kimliklerin bu sefer çok etkili olmaması.

Irak’ın güneyinde Şiiler’in yoğunlukta yaşadığı yerlerde dahi Şii siyasetçilerden memnuniyetsizlik dile getiriliyor. İnsanların en büyük derdi bu kez kimlikler değil gündelik yaşamdaki güvence arayışı olarak öne çıkıyor. Bu açıdan hem Şii vatandaşlar hem de Bağdat’taki eylemlere katılanlar, siyasetçilerin kendi ceplerini doldurmak isteyen ve insanları düşünmeyen kişiler oldukları fikrini seslendiriyorlar. Le Monde’dan Helene Sallon ve Laurent Van der Stockt, Irak’ta eylemcilerle konuştu. Bunun özetini paylaşıyoruz:

Tahrir Meydanı’ndaki binalardan birini mesken tutan eylemcilerle konuşuyoruz. Onlardan biri olan Hasan, psikoloji bölümünü bitirmiş ancak şu an işsiz. Eylemciler olarak binayı tutmanın önemini anlatıyor. Hasan güvenlik kuvvetlerinin binayı almak istediğini ama kendilerinin direndiğini anlatıyor. Aynı binanın aşağı katlarında ise gönüllü doktorlar yaralananlara tıbbi hizmet sağlıyorlar.

Akşamları ise eylemcilerin aileleri geliyor. 1 Ekim’den bu yana hayatını kaybeden 340 eylemci burada anılıyor. Onlara “şehit” diyorlar. Gündüzleri liseliler de geliyor. Liseliler buraya geldiğinde Irak Ulusal Marşı’nı söyleyerek yürüyorlar. Hatta burada dev bir ekran da kurulmuş durumda. Burada hem maçlar izleniyor hem de devrim sineması adıyla filmler izleniyor. Gençler bu yere “ideal kent” diyorlar. Peki ideal kentte kimler var?

Çoğunluğu işsiz üniversiteliler. Ancak aralarında sanatçılar, doktorlar ve avukatlar da var. Toplumsal cinsiyet, etnisite ya da din ve mezhep gibi bütün sosyal farklılıklar burada adeta silinmiş durumda. İnsanlar burada “bir ulus istiyoruz” diyorlar ve bunun altında farklılıklarını bir kenara bırakıyorlar.

Gençlerin 2003 sonrası Irak toplumuna ve siyasetine yön veren mezhepçiliği çok kuvvetli bir şekilde reddediyorlar. IŞİD’in yükselmesinde bunun payı olduğunu düşünüyorlar. Ayrıca siyasetteki yolsuzlukların ve çeşitli unsurların mezhepçilik perdesi arkasına gizlendiğini düşünüyorlar. Gençler ayrıca iktidarın her türlüsünü reddediyorlar, bu otorite siyasi olduğu gibi dini de olabiliyor. Ülkede Şiiler tarafından sevilen bir dini lider olan Ayetullah Ali Sistani bile bu memnuniyetsizliğin hedefindeki isimlerden biri. Öte yandan gençler dış müdahalenin de sonlanmasını istiyorlar. Bunun içinde ABD olduğu gibi İran da çok önemli bir yer tutuyor. Ancak ülkedeki etkili Şiiler’den biri olan Mukteda Sadr’ın partizanları da harekete katılabiliyor. Fakat yine de buradaki esas nokta Sadr’ın partizanlarının hareketi ele geçirmeye çalışmaması. Gençler bu nokta üzerinde hassasiyetle duruyorlar.

Hükümettekiler Tahrir Meydanı’ndaki gençlerin silah stoku yaptığını söylüyor. Qarar adlı Iraklı gençse bu durumu şöyle açıklıyor: “Silah stoklamıyoruz ama hükümet bize saldırdığında burayı savunacak güvenlik önlemlerimiz var ve bununla ilgili çalışıyoruz”.

Liseli Mustafa ise her geçen gün yeni bir şehit haberi geldiğini ve bu durumun eylemlere katılımı arttırdığını söylüyor. Mustafa, Tahrir’e ilk olarak yine liseli bir arkadaşının ölümünden sonra gelmeye karar verdiğini söylüyor. Arkadaşı Bağdat’taki Al-Joumhouria köprüsünde polisler tarafından biber gazı kapsülü ile başından vurulmuş. Mustafa ekliyor: “Hükümet düşene kadar buradayım”.

Mustafa’nın sözleri Tahrir Meydanı’nda gençlerin oluşturduğu havayı özetler cinsten: “Burada birçok arkadaşım oldu. Farklı ilçelerden hatta farklı illerden geliyorlar. Telefonumu şarj ediyorlar, acıktığımda bana yemek getiriyorlar. Ülkemin bu kadar güzel olduğunu düşünmezdim”. Görünen o ki Iraklı gençler sorunları çözülmediği müddetçe ve hükümet bunlara yanıt vermedikçe bir yere gitmeyecekler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus