Tim Sebastian: Zor sorularla siyasetçileri terleten gazeteci

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Deutsche Welle İngilizce’de yayınlanan ve gazeteci Tim Sebastian’ın sunduğu “Conflict Zone” adlı programa konuk oldu. Berlin Dış Politika Forumu ve Körber Vakfı’nın işbirliğiyle düzenlenen etkinlik kapsamında yayınlanan programda Sebastian, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretinden Türkiye’nin Suriye harekâtına; OHAL dönemi uygulamalardan kaynaklanan mağduriyetlerden hukuk devletiyle ilgili sorunlara birçok konuyla ilgili Kalın’a birçok konuda sorular yöneltti. 

Dinleyicilerin de katılımıyla oluşan soru cevap bölümü hariç yaklaşık 25 dakika süren mülakat, Türkçe çevirisiyle beraber DW Türkçe’nin web sitesinde ve sosyal medya hesaplarında da yayınlandı. Fakat mülakatın en dikkat çekici ve sosyal medyada en çok paylaşılan ve üzerine konuşulan kısmı, dinleyicilerin Kalın’a sorular yönelttiği ve DW Türkçe’nin Türkçe çeviriyle verdiği videoda yer almayan bölümde yaşandı. 

Bu bölümde bir dinleyici Kalın’a, “Türkiye’deki siyasal sistemi bir demokrasi olarak tanımlıyor musunuz, eğer öyleyse size göre demokrasi nedir?” sorusunu yöneltti. Kalın, bu soruya şöyle cevap verdi: 

“Biz demokrasinin iyi bir şekilde kurumsallaştığı bir geleneğe sahibiz. Seçimler özgür ve adil bir şekilde gerçekleşiyor ve vatandaşlar özgürce oylarını kullanılıyorlar. Seçimlere katılım birçok Batı ülkesinden çok daha yüksek ve yüzde 80-85’ler civarında. Siyasi yelpazenin farklı yerlerinden onlarca parti seçime katılabiliyor ve Türkiye’yi yönetmeye talip oluyor. Seçimler dört yılda bir gerçekleşiyor. Eğer işinizi doğru yapmazsanız, seçmen sizi iktidardan düşürebiliyor.”

Bu cevabın üzerine mülakatı gerçekleştiren Sebastian söz aldı ve Kalın ile aralarında, sosyal medyada en çok paylaşılan ve gündem olan şu diyalog meydana geldi:

  • TS: Fakat seçimleri kazanmalarına rağmen 24 HDP’li belediye başkanını görevden uzaklaşlaştırdınız.
  • İK: Bu belediye başkanları maalesef halkın parasıyla PKK’yı destekliyordu.
  • TS: Bu başkanlardan kaçı bu suçtan hüküm giydi?
  • İK: Yargı süreci devam ediyor. Hüküm giyecekler. 
  • TS: Demokratik süreci dağıttınız.
  • İK: Tabi ki hüküm giyecekler.
  • TS: Kim bilir, belki bir sonraki hükümet döneminde siz de hüküm giyersiniz. Bu hiç aklınızdan geçti mi? Ne de olsa Gülenci bir gazetede, Zaman için çalışıyordunuz.
  • İK: Onlar için çalışmıyordum, orada yazıyordum. Arada fark var.
  • TS: Türkiye’de devranın dönmesinden endişelendiniz mi? Belki de devran döndüğünde sanık sandalyesinde siz olacaksınız.
  • İK: Peki siz 5-10 yıl içinde burada Naziler iktidara gelir ve bizi yargılar diye endişelendiniz mi?
  • TS: Bu saçmalık. Türkiye’de devran sürekli dönüp duruyor değil mi?
  • İK: Evet, başka yerlerde de olabilir. 

Bu diyaloğun Türkiye’de de sosyal medyada sıkça paylaşılarak gündem olmasının ardından, iktidara yakın bazı gazetelerde Kalın mülakatı Sebastian’ı hedef alan bir dille haberleştirildi. Milliyet Gazetesi, Sebastian’ın Türkiyeyi tehdit ettiğini, Yeni Şafak Gazetesi ise Sebastian’ın “FETÖ’nün sözcülüğü”nü yaptığını iddia etti

Bununla beraber, iktidara yakın kesimlere ek olarak bir kısım muhalif figür de Sebastian’ın, konuğunun sözünü sorularıyla sıkça kesen ve bir hayli zor sorular soran mülakat üslubunu “saygısızca” bularak eleştirdi. Ne var ki bu üslup, Sebastian’ın “Conflict Zone” programında mülakat yaptığı herkese benzer şekilde uyguladığı formatın vazgeçilmez bir parçası. Örnek vermek gerekirse, Sebastian’ın daha önce Conflict Zone programında mülakat yaptığı onlarca kişinin arasında Fethullahçı oluşumun Almanya’daki bir numaralı ismi Ercan Karakoyun ve İsrailli yetkililer de bulunuyor. Sebastian’ın bu kişileri de, Kalın’la olan mülakattaki üslubuna benzer bir üslupla ve zor sorularıyla sıkıştırdığı görülüyor. 

Karakoyun’la yaptığı mülakatta Sebastian’ın, Fethullahçı oluşumun 15 Temmuz darbe girişimindeki sorumluluğu ve oluşumun saydamlığı konusunda Karakoyun’a verilere dayanan zorlayıcı sorular sorduğunu ve uluslararası toplumun da oluşum darbe girişimiyle hiçbir ilgisi olmadığını ikna edilemediğini belirttiği görülüyor:

İsrailli yetkililer Milli Eğitim Bakanı Naftali Bennett ve Batı Şeria’da izlenen genişlemeci politika sonucu oluşturulan şehirlerden Efrat’ın Belediye Başkanı Oded Revivi ile yaptığı mülakatlarda ise Sebastian’ın, İsrail’in BM kararlarına rağmen Batı Şeria’da izlediği genişlemeci politikayı ve genel olarak İsrail’in Filistin sorununda benimsediği “çözümü imkansız kılan” dili ve uygulamaları sert bir dille eleştiren sorular sorduğu ve bu iddiasını da verilerle desteklediği görülüyor.

Sonuç olarak, Tim Sebastian’ın Deutsche Welle’de yayınlanan Conflict Zone programında yaptığı mülakatlarda tercih ettiği format, Türkiye’de örneği belki de hiç görülmemiş bir “hard talk” formatına dayanıyor. Örneklerde de görülüğü gibi Sebastian, bu üslubu, mülakat yaptığı belirli konuklara değil tamamına, adeta “şeytanın avukatlığını yapan” argümanları sunarak uyguluyor ve böylece karşıt fikirlerin – programın adında da görüldüğü gibi – gerçek anlamda çarpıştığı, çatıştığı yayınlar ile gerçeklerin kamuoyu önünde daha kolay ortaya çıktığı bir platform yaratıyor.   

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus