Ortadoğu’da koronavirüsün kazananları ve kaybedenleri

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Le Monde’da çıkan Jean Pierre Filiu imzalı yazıda koronavirüsün Ortadoğu’da şu ana dek yarattığı siyasal etkiler ele alınıyor. Filiu’ya göre, koronavirüsün yarattığı siyasi atmosfer en çok, salgından önce zor durumda olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve otoriter rejimlere yaradı. Yazının özetini paylaşıyoruz:

Koronavirüs salgını Ortadoğu’daki belirsizliği daha da kötü hale getirmiş durumda. Ortadoğu, Avrupa’ya göre koronavirüsten daha az etkilenmiş görünüyor. Ancak bölgedeki diktatörlüklerin kendi ülkelerindeki durum hakkında bilgi paylaşmaması ve şeffaflıktan uzak oluşu önemli bir durum olarak öne çıkıyor.

Sözgelimi, Batılı gazeteciler Irak ve Mısır’ın paylaştığı resmi verilerin şüpheli olduğunu dile getiriyor. Suriye’de Esad yönetimi 3 Nisan günü başkent Şam’ın güneyinde yer alan banliyölerden biri olan Sayyida Zeinab semtini izole etti. Bu bölge İranlı Şiiler’in yoğun olarak yaşadığı bir yer. Virüs İran’dan buraya taşınmış olabilir. Öte yandan Suriye’de daha kötü vakalar da yaşanabilir. Özellikle Gazze sınırında bulunan mülteci kampları yerel sağlık sisteminin çökmesi durumunda büyük sorunlar yaşayabilir.

Ancak şimdiden Ortadoğu’da kazananları kaybedenlerden ayırmak mümkün.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 12 yıldır iktidarın bir parçası. Son üç yıldır ise hükümetin başında. Netanyahu koronavirüs sonrası kendi etrafında bir ulusal birlik çağrısı yaptı. Siyasetçilerin de kendilerini evde izole etmesi sonucunda Netanyahu bugünlerde alınması gereken kararların pek çoğunu erteledi. Bu da ona uzun zamandır aradığı siyasal manevra gücü verdi.

Lübnan’da geçen yıl hükümet karşıtı sokak protestoları başbakanı koltuğundan etmiş ancak sokak protestoları devam etmişti. Salgın sonrasında ise sokaklar boşaldı. Bu durum Lübnan’daki rejimin nefes almasını sağladı. Lübnan polisi 27 Mart günü Beyrut’ta göstericilerin son sokak çadırını da söküp attı. Lübnan’da Hizbullah ise İran ile olan bağları yüzünden salgın başladığından bu yana çokça eleştiriliyor. Ancak Hizbullah salgın sonrasında sadece kendi Şii bölgesinde değil, diğer bölgelerde de örgütlenmesini salgına karşı kullanıyor.

Bu krizin bir başka kazananı ise IŞİD. Irak’ta IŞİD’e karşı koalisyon güçlerinin yürüttüğü operasyonlar salgın sonrasında ertelendi. 29 Mart günü, Suriye’de Kürt milis güçlerin yönettiği bir hapishanede cihatçıların bir isyan girişimi olduğu öğrenildi. Ayrıca, IŞİD yönetimi kendi mensuplarına Avrupa’ya giderek enfekte olma riskinden kaçınmasını önerdi.

Öte yandan, İran’da durum Ortadoğu’nun geri kalanına göre daha kötü. İran Ortadoğu’da koronavirüsün en çok etkilediği ülkelerden biri. İran’da sokağa çıkma yasağı ilan edilmedi. Dahası 3 milyon İranlı şu anda yeni yılı kutluyor ve tatilden evlerine dönüyor. Ancak eyaletler arası geçişin izne tabi tutulduğu İran’da alınan önlemler konusunda bir dalgalanma görülüyor. Bu dalgalanmanın İran yönetiminde yer alan fanatikler ve ılımlılar (muhafazakârlar ve reformistler) arasındaki görüş farklarından kaynaklandığı düşünülüyor.

Araplar da tıpkı İranlılar gibi kendi yöneticilerinin salgın karşısında gösterdikleri keyfi tutumdan mustarip durumda. Irak ve Lübnan’da gördüğümüz gibi, Ortadoğu’daki bir çok rejim salgını kullanarak protestoları ertelemiş durumda. 100 milyon Mısırlı salgın karşısında Sisi’nin yalanlarına inanmak ve onu desteklemek zorunda.

Öte yandan Birleşmiş Milletler salgının daha da yayılmasını önlemek amacıyla Suriye, Libya ve Yemen’de acil bir ateşkes önerdi. Ancak bu talep bölgede pek de duyulmadı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus