Koronavirüs salgınını ciddiye almamakla eleştirilen İsveçliler, yurtdışındaki imajlarının bozulmasından endişeli

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
İsveçliler, koronavirüs salgınında kapanma tedbiri almayı reddedip, yaşlıları feda eden bir ülke olarak anılmaktan şikayetçi.  Fransız Le Monde gazetesinde Anne-Françoise Hivert imzasıyla yayımlanan haberin çevirisini paylaşıyoruz.

İsveç, koronavirüs salgınının başlangıcından bu yana, diğer ülkelerden ayrılarak kapanma tedbiri almayı reddedip, yaşlıları feda eden bir ülke olarak olumsuz bir şöhret kazandı.

Salgın boyunca yabancı muhabirler için İsveç’te üç basın toplantısı düzenleyen Dışişleri Bakanı Ann Linde’den sonra Başbakan Stefan Löfven de bu imajı düzeltmek için işe koyuldu.

15 Mayıs Cuma günü sabah saat 6’da duyurulan basın toplantısı için, yarısı Zoom uygulaması yoluyla katılan yaklaşık 20 gazeteci, sabah saat 10’da hazırdı. Löfven, 30 binden fazla insanın koronavirüse yakalandığı ve 3 bin 743 kişinin hayatını kaybettiği ülkenin durumunu kısa bir sunumla anlattı.

“Yanlış hesap”

Hükümet başkanının mesajı basitti: Krallığın zorunlu kapanmayı reddederek diğer ülkelerden ayrılması, İsveç’in stratejisinin diğer ülkelerden farklı olduğu anlamına gelmez. Sadece yöntem farklı: “Yasaları, yükümlülükleri ve tavsiyeleri birleştiriyoruz. Ama bu tavsiyeler, uyup uymamayı seçeceğiniz dostane tavsiyeler değil. Birey olarak bunlara uymak zorundasınız.”

Löfven daha sonra konunun özüne girip; endişesini “İsveç hakkında anlatılan hikayeler yanlış” diyerek dile getirdi. Özellikle koronavirüs mağdurlarının üçte birinin yaşadığı huzurevlerinin yönetimlerinde yapılan hataları kabul etse de son günlerde gündeme gelen, ülkenin sürü bağışıklığını hedefleyeceği iddialarını “Sürü bağışıklığı bir strateji değil, bir durumdur” diyerek reddetti. 

Bir gazetecinin; dünyadaki en yüksek altıncı kişi başına ölüm oranına sahip İsveç’in yurtdışındaki imajı konusunda endişeli olup olmadığı yönündeki sorusuna ise Löfven şöyle cevap verdi: “Bu elbette ki önemli. İsveç diğer İskandinav ülkeleri gibi nispeten küçük bir ülke ve uzun bir dayanışma geçmişimiz var, bu yüzden bu imajdan endişe duyuyoruz.”

Diğer ülkelerden ayrılarak salgın sürecinde yaşlılarını feda eden İsveç’te, Başbakan Löfven’in iletişime geçmek için bu özel anı seçmesi tesadüf değil. Önceki gün İsveç’li 22 araştırmacı, Dagens Nyheter gazetesinde yazdıkları yazı ile ülkenin bu konuya yaklaşımı ile ilgili tartışmaları yeniden canlandırdı. Araştırmacılar hükümeti ve sağlık otoritelerini, “tehlikeli ve gerçek dışı” olarak nitelendirdikleri toplumsal bağışıklık stratejisini sessizce hedeflemekle suçladı.

Endişeli komşular

Avrupa Birliği’nde sınırların açılması tartışmaları sırasında, kuzey ülkelerinde de eleştiriler zirveye çıkmıştı. Danimarka, Norveç ve Finlandiya’da nüfus başına ölüm oranı, İsveç’ten 5,6 kat daha az. Bu nedenle; Kopenhag, Oslo ve Helsinki, komşuları İsveç’i, henüz salgını kontrol etmeyi başaramadığını öne sürerek İskandinav “seyahat alanı”na dahil etmekten uzak duruyor.

Mart ayından bu yana İskandinav yarımadasında, koronavirüs salgını hakkında yazılan ve söylenen her şeyi derleyen, İsveç Enstitüsü’nün görüntü analiz departmanı başkanı Sofia Bard, “İsveç’in, küresel kriz bağlamında hiç görülmemiş, çok güçlü bir ilginin odağı” olduğunu belirtti. 

Henüz bu ilginin etkisinin ne olacağını söylemek için erken olduğunu belirten Bard yine de “Ülkenin imajı ile; o ülkeye yatırım yapma, onu ziyaret etme veya onunla etkileşime geçme arzusu arasında doğrudan bir bağlantı var” dedi.

Milli gurur hissi

Paradoksal olarak, bu eleştirilerin ülke içindeki etkisi az gibi gözüküyor. Siyaset bilimci Gina Gustavsson’un yanı sıra editörler ve tarihçiler; İsveç’in baskı altına girmeden, kendi yolunu seçerek milli gurur hissi yaşamasını “korona- milliyetçiliği” veya “halk sağlığı yurtseverliği” olarak adlandırıyor.

Gustavsson’ a göre bu tutumun da kendine göre riskleri var çünkü İsveçliler ülkerlerinin yalnızlaştığını görmeye alışırlarsa, eleştiriler bu sefer İsveçliler’in soğukluğu, kinizmini (kuşkuculuk) ve dayanışma eksikliğini su yüzüne çıkartabilir.

Eleştirel düşünceden yoksun vatansever unsurlardan ve milli gururun  koronavirüs tartışmaları ile yara almasından endişe eden Gustavsson, İsveç’in yaklaşımını eleştirenlere karşı gösterilen muazzam saldırganlıktan ve huzurevlerinde virüsün yayılması konusunda göçmenlerin suçlanmasından üzüntü duyduğunu belirtti. Salgını bir “maraton”a benzeten Başbakan Löfven ise, kendisi için hesap verme zamanının henüz gelmediğini düşünüyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus