Akademisyenler Kamil Yılmaz, Daron Acemoğlu, Selva Demiralp ve Erol Taymaz, Bilim Akademisi’nin çevrimiçi seminerinde tartıştı: “Covid-19 Salgınının İktisadi Analizi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgınının yarattığı ekonomik krizin sonuçları, birçok ülkede normalleşme adımlarının da atılmasıyla birlikte görünür olmaya başladı. Bilim Akademisi‘nin 12 Haziran Cuma akşamı düzenlediği “Covid-19 Salgınının İktisadi Analizi” başlıklı çevrimiçi seminerde, salgının insani ve ekonomik maliyetinin analizi yapıldı, zararı en aza indirecek ekonomik politikalar tartışıldı. Seminerde, Prof. Dr. Kamil Yılmaz’ın moderatörlüğünde Prof. Dr. Selva Demiralp, Prof. Dr. Erol Taymaz ve Prof. Dr. Daron Acemoğlu sunum yaptı.

Prof. Dr. Daron Acemoğlu, salgın sürecinde birçok ülkede, siyasi ve kuramsal sorunlardan ötürü, büyük politika yanlışları yapıldığını söyledi. Kendi çalışmasında, uygulanan politikaların vaka sayısını ve ölüm sayısını nasıl etkilediği, aynı zamanda ekonomiyi de nasıl etkileyeceğini anlattı. Çalışmasında, hastalığın 65 yaş ve üstü ile genç yaş grubunu iki farklı hastalık geçiriyormuş gibi değerlendirdiğini belirtti. Acemoğlu’na göre bu iki grup için farklı politikalar hayata geçirilmeli. Acemoğlu çalışmasında, en az insani ve ekonomik maliyet için 65 yaş ve üstü kişilerin bir buçuk sene boyunca iş hayatına geri dönmemesi gerektiği, genç grup için ise bu sürenin altı ay olduğunu belirtti. Ayrıca, ekonomik maliyetle insani maliyetin dengeli olması gerektiğini çünkü aksi durumda hem insani hem ekonomik maliyetin yüksek olacağını söyledi.

Prof. Dr. Selva Demiralp, “Covid-19 Krizinin Türkiye ekonomisine Etkileri” isimli araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Salgının insani bir problem olduğunu ve ekonomik maliyetin ölçülerek uygun politikalar üretilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, salgın sürecinde birden çok alanda kriz yaşandığına vurgu yaptı ve bu yüzden çalışmalarında hem arz hem talep yanlı değişimleri incelediklerini belirtti. Çalışmasına göre en az maliyet, 40 günlük bir tam karantina uygulamasıyla mümkün. Demiralp, Türkiye’nin ekonomik maliyet anlamında performansının tam karantina ile kısmi karantina arasında kaldığını belirtti. Daha iyi sonuçlar alınması için şeffaf iletişim ve kurumlar arası güçlü koordinasyonu olması gerektiğine vurgu yaptı.

Prof. Dr. Kamil Yılmaz, “Sokağa Çıkma Yasakları, Topluluk Hareketliliği ve Covid-19’un Bölgesel Bağlantılığı” isimli araştırmasını anlattı. Birçok ülkede bölgesel vaka sayılarının açıklandığını ve ekonomistlerin daha farklı veriler ve modeller kullanarak daha isabetli analizler yapabildiklerini söyledi. Salgına karşı alınan önlemler sertleştikçe topluluk hareketlerinin yüzde 80 ile 90 arasında değiştiğini kaydetti. Bölgeler arası bağlantı şemalarından yararlanılan çalışmada, salgının yayılma hızının düşmesinin, bölgeler arası bağlantının azalması anlamına gelmediğini, analizlere bunun da dahil edilmesi gerektiği vurgulandı. Daha uygun politikalar geliştirilebilmesi için devletin daha şeffaf davranması gerektiğinin altı çizildi.

Prof. Dr. Erol Taymaz, sunumunda, salgının yayılma şekli modellenilerek ekonomik etkilerinin incelendiği çalışmasını anlattı. Çalışmada tedbirler ve tedbirlerin ekonomik ve insani maliyetleri incelendi. Bu araştırmada virüsün etkisi, farklı mekanlarda bulaşma şekillerine göre modellendi. Çalışmada, mekanlara göre bulaşma riskinin hesaplandı ve bulaşmanın mekanlarda ne kadar zaman geçirildiğiyle alakalı olduğu ortaya çıktı. Araştırmaya göre sürü bağışıklığı için toplumda bağışıklık kazanan kişi oranı çok düşük. Ayrıca, kısıtlamaların ekonomik ve toplumsal yükü hem çok ağır hem de eşitsiz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus