Japonya’nın “hikikomori” deneyiminden çıkarılacak dersler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Japonya dünyanın en çok yaşlı nüfusa sahip ülkelerinden biri. Yaşlı nüfusunun artışı, ülkenin ekonomik ve toplumsal yapısı üzerinde de oldukça etkili. Yaşlı nüfusun artışının yol açtığı durumlardan en trajik olanı ise Japonya’nın kayıp jenerasyonu olarak bilinen “Hikikomori”ler yani “8050 sorunu”.

Ülkede 1963 yılında, 100 yaşını geçmiş yalnızca 153 kişi vardı. 1998’de, tıptaki gelişmeler sayesinde bu sayı, 10 bini aştı. 2020 yılına gelindiğine ise bu sayı bir önceki yıla göre yaklaşık dokuz bin kişi artarak 80 bini geçti. 117 yaşındaki Kane Tanaka, 2018’de dünyanın en yaşlı kadını olarak Guiness Rekorlar Kitabı‘na adını yazdırdı.

Sosyal hizmet uzmanı Reiko Katsube, genellikle işsiz ve kendini sosyal hayattan çekmiş orta yaşlı Japonlar’ın, yaşlı ebeveynleriyle aynı çatı altında yaşadığı fenomeni anlatmak için “8050 sorunu” kavramını ortaya attı. Bu kavram, 80’li yaşlarındaki ebeveynleriyle yaşayan ve onların desteği olmadan hayatını sürdüremeyecek olan 50’li yaşlarındaki kişileri anlatmak için kullanılıyor.

2015 yılı itibarıyla Japonya’da 40 yaşını aşmış, hiç evlenmemiş, çocuksuz ve ebeveynleriyle yaşayan 3,4 milyon kişi yaşıyor. Bu sayı her geçen yıl giderek artıyor.

2000 yılında Japon iş piyasasında, eski yani yaşlı çalışanlarını koruma eğiliminde olan işletmelerde yeni işe alımlar büyük ölçüde azaldı, işgücü piyasası bir “buz çağına” girdi ve yeni işe alımlar neredeyse durdu. O yıldan itibaren, iş bulma endişesi yaşayan birçok kişi evlenmemeyi ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmeye başladı. Bu da “8050 sorunu”nu ortaya çıkardı.

Japonya’da, özellikle prestijli pozisyonlar için referansa dayalı bir işe alım sistemi var. Üniversite son sınıftaki öğrenciler, eğer bu işe alım sürecinde başarılı olurlarsa, hayatları boyunca çalışabilecekleri düzenli bir iş hayatına sahip oluyor. Başarısız olanlar ise gündelik işlerde çalışmaya mecbur kalıyor. 

2019’un Mart ayında yayımlanan bir hükümet anketinin sonuçlarına göre ise Japonya’da yaklaşık 600 bin orta yaşlı “hikikomori” var. Hikikomori, Japonca’da, “içeri çekilme, hapsedilmiş olma” anlamına geliyor. Bu kelime, kendini toplumsal hayattan çekerek genellikle odalarında, aşırı derecede izole olarak yaşayan ergen ve yetişkinler için kullanılıyor. Bu kişiler, zorunlu ihtiyaçları dışındaki tüm zamanlarını odalarında geçiriyor.

Araştırmalara göre, 40’lı yaşların başındaki kişilerin üçte biri eğitim hayatları bittikten sonra iş bulmakta güçlük çektikleri için kendilerini eve kapatıyor.

Bugün Japonya’nın işgücünün yaklaşık yüzde 40’ını güvencesiz ve düzensiz işçiler oluşturuyor. 2019 yılındaki verilere göre bu işçilerin yüzde 68’i ise kadın. Japonya’da kadınlar, istihdamda cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak için devlet tarafından alınan kararlara rağmen, işverenler tarafından tercih edilmiyor. Ülkedeki geleneklere göre kadınların evlendikten sonra çalışmaması bekleniyor. Japonya ayrıca, dünyanın en eğitimli “ev kadını” nüfusuna sahip ülkesi.

Mayıs 2019’da erkek bir saldırgan, Kawasaki’de otobüs durağında bekleyen bir grup insana bıçakla saldırdı, iki kişiyi öldürdü. Çoğunluğunu çocukların oluşturduğu 18 kişiyi yaraladı ve ardından kendisini bıçaklayarak intihar etti. Saldırgan bir hikikomori’ydi. Haberlerde, “8050 sorununa” dikkat çekildi.

2019 yılında yaşanan bu olay sonrası, kendileri de kayıp neslin üyesi olan Katsube ve Michinao Kono, bir katile ya da bir suçluya dönüşmek istemedikleri için 8050 sorununa yönelik çalışma yapmaya başladı.

Kono da şimdiye kadar ailesinin yanından ayrılmamış, üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulamayıp kendisini eve kapatmış bir hikikomori. Kono, kendi hayatını ve kayıp neslin diğer üyelerinin hayatlarını düzeltmek için “8050 sorununu düşünmek için bir vatandaş grubu” oluşturduğunu söylüyor. Grubun her ay toplandığını belirten Kono, grup üyelerinin kendileri ve çocukları için daha fazla çabaladıklarını, böylece sosyal hayata yeniden dahil olmaya başladıklarını belirtiyor.

Türkiye’nin, Japonya’nın deneyimlerinden çıkarılabileceği dersler var

Türkiye’de 2019’da yapılan araştırmaya göre 1 milyon 34 bin üniversite mezunu işsiz var. Türkiye İş Kurumu, (İŞKUR) iş aradığını bildiren 10 kayıtlı işsizden dördünün genç nüfustan olduğunu ve verilere göre ülkedeki kayıtlı işsiz sayısının 4 milyon 44 bin olduğunu açıkladı. Bunların 1 milyon 520 bini ise 15 ile 24 yaş arasında. Bu da kayıtlı işsizlerin yüzde 38’ine karşılık geliyor.

Türkiye’de de iş bulmadıkları için ailesiyle yaşayan ve kendini sosyal hayattan izole eden gençlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Günümüzün “kayıp nesli” üniversite mezunu genç işsizler, 20 yıl sonra Türkiye’nin hikikomoriler’i olabilir.

Türkiye’de, Japonya’dakine benzer bir 8050 sorunu yaşanmamasının yolu ise genç işsizliğin ciddi bir sorun olduğunu kabul ederek, olası sonuçları için önlem almaktan geçiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus