Galatasaray Üniversitesi’nde Türkçe dil şartı getirilen Fransız öğretim üyeleri: “Fransa ve Türkiye kavga eden çocuklar gibi davranıyor, biz ise diplomatik bir savaşta rehin alındığımız hissindeyiz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK), Türkiye’deki Fransız uyruklu öğretim üyelerine, üniversitelerde eğitim verebilmeleri için Türkçe bilme şartı getirme kararının en fazla etkileyeceği kurumların başında Fransızca eğitim veren Galatasaray Üniversitesi geliyor. Kararı, üniversitenin öğrencileri ve öğretim üyeleri endişeyle karşıladı.

Medyascope’a konuşan bir YÖK yetkilisi, “Galatasaray Üniversitesi’nin Fransa tarafından gönderilen hocalarından B2 düzeyinde Türkçe istendiği doğru, bu sadece ‘mütekabiliyet esasında’ istenen bir taleptir” derken konunun Galatasaray Üniversitesi’nin özelliğini kaybettirmeyeceğini, zedelemeyeceğini söyledi.

YÖK, ocak ayında, Galatasaray Üniversitesi’nin Fransız akademisyenlere aralık ayında uyguladığı Türkçe sınavının geçerli sayılmayacağını da duyurdu ve öğretim üyelerinin görevlerine devam edebilmeleri için Yunus Emre Enstitüsü’nde yapılacak sınavı en az B2 derecesiyle geçmeleri gerektiğini açıkladı.  

YÖK’ün kararını halihazırda Galatasaray Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevine devam eden ve isimlerinin haberde yer almasını istemeyen üç Fransız vatandaşı akademisyenle konuştuk.

“Fransız öğretim üyeleri çok stresli ve korku içinde”

Konuştuğumuz ilk öğretim üyesi yaklaşık 10 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Türkiye’ye geldiği zaman Türkçe dersi aldığı ve burada çokça dost edindiği için Türkçe’yi iyi derecede öğrenmiş. Diğer akademisyenlere göre şanslı azınlıkta yer alıyor. Çünkü ekim ayında üniversitede yapılan sınavda Türkçe’yi C1 derecesinde bildiğine dair belgeyi edinmiş. Geçen hafta da oturma iznini alabilmiş. Birinci akademisyen, çok uzun süredir Türkiye’de bulunan, burada evlenmiş, çocukları burada büyüyen öğretim üyelerinin stres ve korku içinde olduklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Fransa ve Türkiye kavga eden çocuklar gibi davranıyor. Bu, siyasetçiler arasındaki rekabetten ibaret. Diplomatik bir savaşta rehin alındığımız hissindeyiz.”

Konuştuğumuz birinci akademisyen, Galatasaray Üniversitesi’nde hiçbir Fransız öğretim üyesinin kalmadığı senaryoda, kurumda Fransızca öğrenme ihtiyacı ve bu dilin kullanımının azalabileceği düşüncesini taşıyor. Bunun, üniversitede eğitimin niteliğinin düşmesine sebep olacağını düşünüyor.

“Türkiye’ye yeni gelen akademisyenler için B2 seviyesine ulaşmak imkânsıza yakın”

Konuştuğumuz ikinci akademisyen 20 yıldan uzun süredir Türkiye’de. Bugüne dek, hiç olmadığı kadar endişeli olduğunu söylüyor. Mütercim tercümanlık diploması olmasına rağmen sınava girmesinin istenmesine sitemli. 20 yıl önce bir ikili anlaşma çerçevesinde işe alındığını belirten öğretim üyesi, yeni kuralın bu anlaşmayı yok saymak anlamına geldiğini söylüyor. Türkiye’ye yeni gelen akademisyenlerin B2 seviyesine ulaşmalarının imkânsıza yakın olduğunu söyleyen öğretim üyesine göre bu konu ancak iki ülke açısından da en tepeden çözülebilir. “Bu bir diplomatik oyun” diyen akademisyen, ülke dışı eğitimde tasarruf uygulayan Fransa’nın onlara destek verip vermeyeceğinden emin olmadığını söylüyor.

“Süreç, alanında uzman birçok akademisyenin kaybıyla sonuçlanabilir”

Konuştuğumuz üçüncü akademisyen ise yedi yıldır Türkiye’de yaşıyor. B1 seviyesinde Türkçe konuşuyor. Galatasaray Üniversitesi’nin 23 Aralık’ta yaptığı Türkçe sınavında B2 sonucunu elde etmesine rağmen, geçen hafta YÖK’ten Yunus Emre Enstitüsü’nün sınavında B2’yi geçmesi gerektiğini öğrenmiş. Akademisyen, gerçekten endişeli olduğunu söylüyor. Ankara’nın kararını da Fransız hükümetinin İslam politikasını da yanlış buluyor. “İstenilen B2 seviyesi, yüksek bir seviye. Alanında çok nitelikli akademisyenlerin kaybıyla sonuçlanabilir” uyarısında bulunuyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus