Gezi Parkı, Galata Kulesi, Selimiye Kışlası ve diğerleri – İstanbul’daki önemli yerler vakıflara devrediliyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Gezi Parkı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden (İBB) alınarak Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na devredilmesine gerekçe olarak Topçu Kışlası’nı gösteriyor. Ancak Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı şu anda faaliyette olan bir vakıf değil ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetiliyor. Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesine dayandırılarak daha önce Galata Kulesi, Selimiye Kışlası, Adile Sultan Sarayı, Şişli Etfal Hastanesi dahil Türkiye genelinde 1.014 taşınmaz vakıflara devredilmişti. Pera Palas Otel, Beyoğlu Öğretmen Evi de Gezi Parkı gibi Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na devredilen yerlerden biri. Söz konusu 30. madde, 2018 yılında Avrupa Birliği (AB) kriterleri çerçevesinde kanuna eklenmişti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi mülkiyetindeki Taksim Gezi Parkı’nın, Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na devredildiğini açıkladı. Geçtiğimiz hafta alınan karar, Vakıflar Kanunu’ndaki 30. maddeye dayandırıldı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“2008’de yapılan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. Maddesi gereğince İnönü Meydanı 751 ada 1, 2 ve 3 parsel, Cumhuriyet mevkii 751 ada 4 parselin mülkiyeti, ‘Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na geçti. 2008’de yapılan kanuni düzenleme ‘Vakıf yoluyla meydana gelip, her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idareler, köy ve tüzel kişiliğin mülkiyetine geçmiş Vakıf Kültür Varlıkları Mazbut Vakfına Devrolunur’ ibaresi yasa ile kanunlaştırılmıştır. Bu kapsamda, 2008’den 2019’a kadar 647 eser, 2019’dan bu yana ise yine 367 eser Vakfına dönüştürülmüştür. Mülkiyeti vakıf olup da Vakfına rücu edilmeyenlerin ise çalışmaları devam etmektedir.”

Devir işlemi, Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesine dayandırılırken karar, Beyoğlu Tapu Müdürlüğü tarafından 15 Mart’ta İBB’ye gönderildi.

Gönderilen yazıda, kararın eski takvime göre 1330 tarihli zabıt kaydına göre gerçekleştirildiği açıklandı ve “Eski yazı kayıtlarda bu taşınmazların ‘müştemilatı malumeye havi bir topçu kışlasının’ nevi hanesinde ‘Cennet mekân Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’ndan geldiği bildirilmiştir” denildi.

1806 yılında yapımı tamamlanan ve 1940’a kadar bu bölgede yer alan Topçu Kışlası’nın bir kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle park Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bu konuya değinerek, “Vakıflar Genel Müdürlüğü, bir anlamda Gezi Parkı’ndaki Topçu Kışlası’nın, kışla yapılmadan 310 yıl önce ölen II. Bayezid’in vakıf eseri olduğunu iddia ederek parkı İBB’den aldı” demişti.

İzmir’de düzenlenen “Kentlerde Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi”ne katılan İmamoğlu, zirve sonrasında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, Taksim Gezi Parkı’nın mülkiyetinin Sultan Bayezid Vakfı’na devriyle ilgili soruya ise şu yanıtı verdi:

“Trajikomik bir karar”

“Çok trajikomik bir karar. 2008’da, yanılmıyorsam vakıflarla ilgili kanunun 30. maddesine dayanılarak yapılmış bir hamle. Ama o kanun da aslında o kadar net yazılmış ki: ‘Vakıf eliyle yapılan’ diye tarifleniyor. Geçmişte vakıf eliyle yapılan, eğer bugün İl Özel İdaresi’nde, belediyede ya da kamunun herhangi bir kurumunda mülkiyet olarak duruyorsa, bunun Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri, diye tanımlanmış kanun. Ama bunun Gezi Parkı ile uyan hiçbir tarafı yok. Bir kere Sultan Bayezid Vakfı diye bir vakıftan bahsediliyor. Bu vakfın da ne yazık ki temelinde çok sıkıntılı, sorunlu haller var. Ama daha da önemlisi burası Gezi Parkı, kültür varlığı değil. Yani Gezi Parkı, kültür varlığı değil. Kanun, kültür varlıkları ile ilgili. Gezi Parkı’nda 100 sene önce bir Topçu Kışlası yapılmış. Ama o Topçu Kışlası, Selim zamanında yapılmış. Bayezid Han Hazretleri Vakfı ile alakalı değil. Yani, okudukça insanın gülesi geliyor. Böyle uydurma, mesnetsiz kararla İstanbul halkına ait güzel bir parkın, akşamdan sabaha bir kararla, bir yazıyla, bekler gibi hazır halde, tapuyu da Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesi, İstanbulluya karşı hiçbir kural dinlemeksizin, kendi bildiğini yapmaya çalışan bir aklın sonucu. Elbette biz, mücadelemizi hukuken veriyoruz, vereceğiz. Buna bir mülkiyet davası açıyoruz. İstanbul halkına ait, 100 senedir İBB’ye ait bir alanın, ki Bayezid Han zamanında orada park yoktu, bina yoktu, yapı yoktu… Bugün Genel Sekreter Yardımcımız güzel bir örnek verdi. Örneğin; Bayezid Camii yapılırken, vakıf onun için kurulur. Ki İstanbul’da birçok cami, birçok han, hamam böyledir. O vakfın himayesinde o cami yapılır. O cami kesinlikle, o vakfa aittir. Ama burada böyle bir durum yok. Bildiğiniz bomboş arsa. 400 sene önce. O zaman İstanbul’da ya da bulunduğumuz İzmir’de belki de Ankara’da, el koyamayacakları yer yok, böyle bakarsak olaya. Hızlıca yasanın ışık tuttuğu şekilde, tekrar İstanbul halkı lehine bir karar çıkacağını umut ediyorum, davamızı başlatıyorum”.

Galata Kulesi, Selimiye Kışlası, Pera Palas Otel, Adile Sultan Sarayı…

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yeni açıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen yerler şu şekilde sıralandı:

Kanun hükmü gereğince İstanbul özelinde ve Belediye mülkleri ile sınırlı kalmaksızın Kule-i Zemin Vakfı’na ait Galata Kulesi, 3. Selim döneminde inşaa edilen Selimiye Kışlası, Sultan 1. Mahmud Vakfı adına Adile Sultan Sarayı, Beyazıt Hanı Veli Vakfından Pera Palas Otel, Vefa Lisesi, Şişli Etfal Hastanesi, Sait Halim Paşa Yalısı gibi İstanbul’da ve Türkiye genelinde 1014 taşınmaz vakıfları adına tescil edilmiştir.” 

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklama şöyle sonlandı:

“Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün görevlerinden biri kendisine emanet edilen vakıf mallarına sahip çıkmak, vakıf kurucularının bizlere emanet ettiği, her biri bir şaheser olan eserleri koruyup ihya etmek ve bu köklü mirası gelecek nesillere aktarmaktır.”

İBB, dava açmaya hazırlanıyor

Örneğin Beyoğlu Öğretmen Evi de 2020 yılında aynı vakfa devredilmişti. 1852’de inşa edilen, Kadıköy’ün en eski köşklerinden Kızıltoprak Fatma Şadiye Toptani Öğretmenevi binası da Sultan Selim Han-ı Kadim Vakfı’na verilmişti.

Genel Müdürlük, 2008’den 2019’a kadar 647, 2019’dan bu yana ise 367 eserin ve yerin vakıflara devredildiğini duyurmuştu. 

İBB ise Topçu Kışlası’nın II. Bayezid Vakfı tarafından yapılmadığını, arsanın 300 yıl sonra askeri yapı inşa etmek için kiralandığını söyleyerek mülkiyet davası açmaya hazırlanıyor. 

“Bunun arkası gelebilir”

Konuya ilişkin belirsizlikler olduğunu dile getiren TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Yönetim Kurulu üyesi Pelin Pınar Giritlioğlu, şunları ifade etti:

“Vakıflar Genel Müdürlüğü bu işleri kapalı şekilde yapıyor ve belgeleri de sunmuyor. Biz arşivlere ulaşamıyoruz. ‘Burası benim diyor’ ve bitiyor. Açıklamaya bakıyorum, belediye burayı 1941 yılında almış, kışlaya da 50 bin TL para ödemiş. 30. madde vakıf eliyle yapılanları söylüyor ama vakıf eliyle yapılan bir şey yok. Buradaki yerler, devlet tarafından yapılmış, belediye parayı vermiş, almış.” 

Bu durumun devamının gelmesinden endişe duyan Giritlioğlu, “Kültür varlığı olması gerekiyor, Topçu Kışlası da yok ortada. Hukuken tartışmaya açık süreç. Oldu bittiyle hukuki süreçler beklenmeden harekete geçilmesi. Bunun arkası gelebilir. Bugün Gezi Parkı için yapılan şey, başka yerler için de yapılabilir” şeklinde konuştu.

Gezi Parkı’nın devredildiği vakıf aslında yok

Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı, şu anda faaliyette olan bir vakıf değil ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün belirttiği üzere mazbut vakıflar arasında yer alıyor.

Mazbut vakıflar, kanuna göre 1926’da TBMM’de kabul edilen, Medeni Kanunu’ndan önce kurulan ve şu anda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen ve temsil edilen, en az 10 senedir temsiliyeti boş olan, geçmişte tüzel kişiliğe sahip olan ancak şu anda fiili olarak var olmayan vakıflardır.

Osmanlı’dan kalma 40 bine yakın din ve ırk temelinde kurulan mazbut vakıf var.

Mülhak vakıflar da yine mazbut vakıflar gibi Osmanlı döneminde kurulan, kurucuların soyundan gelenler tarafından yönetilen, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenen vakıflardır.

Kanunun 7. maddesine göre 10 yıl süreyle yönetici atanmayan ve yönetim organı oluşturulmayan mülhak vakıflar da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilir.

Cumhuriyetin kurulmasının ardından 1924 yılında hilafetle birlikte Şer’riye ve Evkaf Vekaleti de (Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığı) kaldırılmıştı. Bunun ardından vakıflarla ilgili görevler, Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi.

97 yıl boyunca vakıflar için bir dizi yasal düzenleme yapıldı. 1926’da Medeni Kanun ile vakıflar eski ve yeni olmak üzere ikiye ayrılırken 1936 yılında 2762 sayılı Kanun yürürlüğe kondu. Müslüman ve gayrimüslim tüm vakıflara beyanname doldurma zorunluluğu getirildi. Bu beyannamede taşınmazları mal varlığı olarak tescillemek zorunlu kılındı ve hazırlamak için altı ay süre verildi. Amaç Türkiye’de bulunan tüm vakıfların mal varlıklarının tapuya tescil ettirilmesiydi. 

Gezi Parkı’nın devrinin dayandırıldığı 30. madde ise 2008’deki değişiklikle getirildi. 20 Şubat 2008’de TBMM’de kabul edilen, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak yürürlüğe giren yasayla azınlık cemaat vakıflarına, eskiden sahip oldukları mal ve mülkleri geri isteme hakkı tanındı. Diğer taraftan da eski vakıflara ait taşınmazların, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından istenmesinin yolu açıldı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus