Meral Akşener partisinin grup toplantısında konuştu: “Ya kadınları korumayı seçeceksiniz ya da kadın katillerine cesaret vereceksiniz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin bugünkü (23 Mart) grup toplantısında konuştu. Ağırlıklı olarak İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmesi ve Merkez Bankası’na yeni başkan atanması hakkında konuşan Akşener, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi. 

“Bu yetki aşımı milletimiz için hak gaspıdır”

Konuşmasına Nevruz bayramını kutlayarak başlayan Meral Akşener, Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararı ile çekilmesinin hukuksuz olduğunu söyledi: “Anayasada, kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Oysa bir bakıyoruz, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kendisine ek yetkiler verilmiş ve Sayın Erdoğan, millet iradesini hiçe sayan o kanunsuz yetkiyle, gece yarısı aklına esmiş ve İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmiş. Bu yetki aşımı milletimiz için hak gaspıdır.”

“Ya kadınları korumayı seçeceksiniz ya da kadın katillerine cesaret vereceksiniz”

İstanbul Sözleşmesi’nin “AKP iktidarı döneminde ülke için yapılan ender iyi icraatlardan biri olduğunu” söyleyen Akşener, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının “yalnızca iktidarda kalmak hesabıyla” alındığını ifade etti: “Oylar eriyor, o nedenle Sayın Erdoğan da ‘Kimden nasıl siyaset devşiririm? Kimin gözüne nasıl girerim?’ diye çırpınıyor. Sırf çarpık zihniyetli bir azınlığa şirinlik yapacağım diye Türkiye’de şiddet gören, istismar edilen, tacize, tecavüze uğrayan kadınlarımızın, çocuklarımızın güvenliğini kutsal aile yapımıza kurban ediyor. ‘Şu madde şu anlama gelir’, ‘Bu madde şöyle sakıncalıdır’ gibi, hamasi ve samimiyetsiz tartışmalara gerek yok. Bu sözleşmenin hedefi belli: Kadınları, çocukları ve aileyi koruyup kollamak. Bu kadar net. Ya kadınları korumayı seçeceksiniz ya da kadın katillerine cesaret vereceksiniz.”

“Birkaç oy uğruna, kadına el kaldıranın karşısına dikilmeyi değil, ‘O saatte ne işi varmış?’ vicdansızlığını seçtiler”

Akşener sözlerine şöyle devam etti: “Birkaç oy uğruna kadınlarımızı, çocuklarımızı ve aileyi feda etmeyi, çocuklarımızı korumayı değil, yedi yaşındaki kızlarımızı evlendirmeyi seçtiler. Kadına el kaldıranın karşısına dikilmeyi değil, ‘O saatte ne işi varmış?’ vicdansızlığını seçtiler. Kadının iş hayatında önünü açmayı değil ‘Çalışan kadın fuhuşa hazırlanıyor’ ahlaksızlığını seçtiler, çünkü ne kadınları, ne çocuklarımızı, ne de aile yapımızı koruma gibi bir dertleri yok. Tek öncelikleri koltuklarını korumak.”

“Türkiye’yi yönetenler artık ne içeride ne de dışarıda yatırımcıya güven veriyor”

Meral Akşener, cumartesi sabahı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığı görevini yalnızca dört ay 14 gün sürdürebilen Naci Ağbal’ın görevden alınmasını da değerlendirdi. Akşener konuyla ilgili şunları söyledi: “Paranız olsa nereye yatırırsınız? Güvenli bir yere mi, yoksa güvenin sarsıldığı bir yere mi? Türkiye’yi yönetenler artık ne içeride ne de dışarıda yatırımcıya güven vermiyor. Mesele budur. Damat bakanı göndermek pahasına göreve getirdikleri Merkez Bankası Başkanı da cuma gecesi itibariyle gitti. Memleketi nasıl bir cendereye soktunuz ki giden her biriniz, ‘Allah sonumuzu hayır etsin’ diyorsunuz? Böyle ekonomi yönetimi olur mu? Böyle devlet insanlığı olur mu?”

“Türkiye’nin dış borcunun milli gelire oranı, 2001 krizindeki seviyenin de üstünde”

Türkiye’nin kısa vadede yüksek bir dış borçla uğraşması gerektiğini ve Merkez Bankası’nın da bununla mücadele etme araçlarının eskisi kadar güçlü olmadığını söyleyen Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şöyle seslendi: “Türkiye bu fakirliği hak etmiyor. Bu keyfiyetten, bu şımarıklıktan bir an önce vazgeçmen gerekiyor. Keyfi tutum ve davranışların, Türkiye’yi, bir ödemeler dengesi krizine doğru sürüklüyor. Mevcut durumda, Türkiye’nin dış borcunun milli gelire oranı, 2001 krizindeki seviyenin de üstünde. Türkiye’nin, kısa vadede çevirmesi gereken, çok yüksek bir dış borcu ve cari açığı var. Üstelik geçmiş dönemlerde olduğunun aksine, Merkez Bankası’nın, duruma müdahale edebilecek rezervleri de artık yok.”

“Türkiye’nin makroekonomik sorunu yoktur, Türkiye’nin ‘MakroErdoğanik’ sorunları vardır”

“Türkiye’nin kaynak açısından bir sorunu olmadığının” altını çizen İYİ Parti Genel Başkanı, “sorunun yönetim zihniyetinde olduğunu” vurgulayarak, “183 milyonu besleyecek kadar büyük tarım alanlarına sahibiz. Her ürünün yetişebileceği farklı iklimlere sahibiz. İşgücü açısından da Avrupa’nın birinci ülkesiyiz. Genç bir nüfusumuz var. Çalışacak, üretecek, teknoloji girişimleri kuracak, 15 milyon gence sahibiz. Bu kadar zenginliğe sahip bir ülkenin, makroekonomik sorunu olamaz. Bu kadar basit. Türkiye’nin makroekonomik sorunu yoktur, Türkiye’nin, ‘MakroErdoğanik’ sorunları vardır. ‘MakroErdoğanik’ sorunlarımız yüzünden onca zenginliğe karşın, 8 bin 500 dolarlık milli gelirle Avrupa’nın sonuncusuyuz” diye konuştu.

“Ak Parti’ye oy verenin makbul, vermeyenin ‘terörist’ ilan edilmesinden artık sıkıldık”

Akşener konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının bizleri bölmesinden, artık bıkmadık mı? Önümüze ardımıza bir sıfat koyup, bunu zorla kabul ettirmeye çalışmalarından, usanmadık mı? Ocu, bucu, şucu diye tasnif edilmekten, sonra da adına siyaset diyerek, üzerimize hesap kitap yapılmasından artık sıkıldık. Ayrıştırılmaktan, kutuplaştırılmaktan, birbirimize yabancılaştırılmaktan artık sıkıldık. AK Parti’ye oy verenin makbul, vermeyenin ‘terörist’ ilan edilmesinden artık sıkıldık. Ama ne olursa olsun, umudunuzu kaybetmeyin. Türkiye’nin çözülemeyecek sorunu yok. Biz varız. Türk milleti, bu beceriksizliğe mahkûm değildir. Türk devleti, kabile standartlarına mecbur değildir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus