İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, 91 milletvekiliyle kurulan YENİ Parti’yi canlı yayınında değerlendirdi. Çakır, partinin önündeki en büyük engelin CHP ile hesaplaşmadan kurtulmak olduğunu söyledi.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, YENİ Parti’nin CHP ile hesaplaşmadan kurtulmasının en büyük engel olduğunu belirtti.
- Çakır, YENİ Parti’nin 91 milletvekiliyle Meclis’te ikinci büyük grup konumuna yükseldiğini açıkladı.
- Atatürk mirasının geri planda kaldığı eleştirilerini kısmen haklı bulan Çakır, gençler arasında Atatürk’ün önemini vurguladı.
- Çakır, iktidara yakın medyanın YENİ Parti’ye yönelik eleştirilerini panik olarak değerlendirdi.
- Özgür Özel’in cuma namazı kılması, iktidar ile ilgili önemli bir sembolik anlam taşıdığı ifade edildi.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, CHP içinden 91 milletvekiliyle kurulan YENİ Parti’ye ilişkin ilk değerlendirmelerini paylaştı ve partinin logosuna yönelik eleştirilerin büyük bir sorun oluşturmadığını belirterek sözlerine başladı. Çakır, “Bence hiçbir mahsuru yok, daha iyi de olabilirdi, daha kötü de olabilirdi” dedi.
“CHP’nin artık bir fonksiyonu kalmadı”
Çakır, YENİ Parti’nin öncelikli işinin “atanmış CHP” ile hesaplaşma yükünden kurtulmak olduğunu savunarak, Kılıçdaroğlu ve ekibinin iktidarı tehdit etme potansiyeli taşıyan hareketin önünü kesme fonksiyonu taşıdığını öne sürdü. Bu grubun yeni bir kurumsal kimlikle yola devam kararı almasıyla birlikte işlevini yitirdiğini ileri sürdü.
Çakır ayrıca, Özgür Özel’in cuma namazı kılarak sahaya çıkmasının ciddi bir sembolik anlam taşıdığını değerlendirdi, “Cuma namazı sadece iktidar partisi yöneticilerine hasredilmiş bir şey değil” dedi.
- Özgür Özel YENİ Parti’yi kurdu, namaz kılıp Birinci Meclis’e yürüdü
- Özgür Özel ve ekibinin toplandığı Anadolu Kulübü’nün hikâyesi
- Özgür Özel ve 90 milletvekili CHP’den istifa etti: YENİ Parti için kuruluş başvurusu yapıldı

Atatürk mirası tartışmasına yanıt
Birinci Meclis’e yürüme kararının ardından hareketin CHP mirasını, özellikle Atatürk’ü geri planda tuttuğu yönünde eleştiriler yükseldiğini aktaran Çakır, bu eleştirileri kısmen haklı bulduğunu ama Türkiye’deki en büyük gerçekliğin hâlâ Mustafa Kemal Atatürk olduğunu, özellikle gençler arasında bu gerçekliğin geçerliliğini koruduğunu vurguladı. Atatürk’ü geride bırakan bir muhalefet partisinin şansı olmayacağını savundu.

91 milletvekiliyle ikinci büyük grup
Çakır, YENİ Parti’nin 91 milletvekiliyle Meclis’te grubu bulunan ikinci büyük parti konumuna yükseldiğini ve ana muhalefet partisi haline geldiğini aktardı, bu gelişmeyle CHP’nin parlamenter sayısı bakımından Mecliste beşinci sıraya düştüğünü belirtti. Önümüzdeki günlerde partiye yeni isimlerin katılacağını öngördüğünü söyledi.
İktidar yanlısı çevrelerin tepkisine yanıt
Çakır, iktidara yakın bazı gazeteci ve danışmanların YENİ Parti’ye yönelik eleştirilerini panik olarak nitelendirdi ve Yılmaz Özdil ile Cüneyt Özdemir gibi isimlerin “kim tanıyor” eleştirisine hedef olduğunu aktardı. Buna karşılık Çakır, AKP’de Recep Tayyip Erdoğan ve Numan Kurtulmuş dışında, MHP’de ise Devlet Bahçeli ve Fethi Yıldız dışında tanınan isim bulunmadığını savundu.
Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Evet, tatilimi kesmek zorunda kaldım. Aslında tatilde de çalışıyordum biliyorsunuz, fakat malum Ahbap soruşturması kapsamında tanık olarak ifademi istediler ve dün Çağlayan’da adliyede ifade verdim. Tanık olarak verdim ifadeyi ama sanki şüpheliymişim gibi birtakım sorular vardı. Neyse, çok önemli değil ama orada, dün Kemal’e de söyledim yayında, Savcıya dedim ki, “Ya ben Kandil’e gittim, orada Duran Kalkan’la röportaj yaptım. Onunla ilgili çağırmanızı bekliyordum. Çalışmadığım yerden sordunuz.” dedim, geçti. O Ahbap meselesi ve Haluk Levent üzerine konuşacak, söyleyecek çok şey var ama şunu söyleyeyim özetle, şimdilik en azından, çok büyük bir kötülük yaptı hepimize, tüm Türkiye’ye Haluk Levent ve bundan sonra Türkiye yaşayacağı yeni facialarda – ki inşallah olmaz ama pekâlâ da olabilir malum deprem özellikle – artık sivil inisiyatiflere kolay kolay kimse güvenmeyecek. Bunun vebali çok ağır. Umarım bu vebalin gereği olan cezalandırmayı yaşar. Açık söyleyeyim, çok ayıp etti, yani kötülük yaptı hepimize diyelim, o ve onunla birlikte hareket edenler. Neyse…
Yeni Parti nihayet kuruldu. Bekliyorduk, zaten çok konuştuk, daha da konuşacağız ve bugün hatta özel bir yayınımızolacak, canlı yayınımız saat 16.00’dan itibaren. Orada çok sayıda uzman konuk ve siyasetçiyle de Yeni Parti’yi konuşacağız. Ama ben size biraz ilk günden gördüklerim, ettiklerim, düşündüklerim hakkında birtakım notlar aktarmak istiyorum. Logo hakkında çok şey söylendi, bence hiçbir mahsuru yok. Daha iyi de olabilirdi, daha kötü de olabilirdi. Sonuçta yeni bir parti ve aceleye gelmiş bir parti. Yani o üzerinde çok konuşulacak bir şey değil. Adının zaten yeni parti olacağı belli bir tarihte belliydi. Değişebilirdi. Bu hâliyle bence bunda da çok büyük bir sorun yok. Bir de Yeni Parti lâfı aslında bir anlamda CHP’den kopuşu doğrudan çağrıştırıyor ve bence bu yeni partinin öncelikle artık şu CHP ile hesaplaşma, CHP derken atanmış CHP’yi söylüyorum, ayak bağından kurtulması gerekiyordu, bunu yaptılar. Nitekim CHP, Kılıçdaroğlu ve adamları diyelim, pek kadın gözükmüyor malum, onların ilk günden verdiği tepkilere baktığımız zaman çok rahatsız olmuşlar. Çünkü onların artık bir fonksiyonu kalmadı. Neydi onların fonksiyonu? İktidarı tehdit etme potansiyeli olan bir hareketin önünü kesmekti. CHP içerisinde kesmekti. O kişiler CHP kurumsal kimliği dışında yeni bir kurumsal kimlikle yola devam etme kararı alınca diğerleri büyük ölçüde açığa düştü.
Sosyal medyada görüyorum, nasıl söyleyeyim, böyle çok komik, kimi zaman trajikomik birtakım açıklamalar, suçlamalar, şunlar bunlar var. Ama artık o bir kenara gitti bence. Bir diğer husus Özgür Özel’in Hacı Bayram’da namaz kılıp, Cuma namazı kılıp sahaya çıkması. Bu da tahmin ettiğimden az konuşuldu ama bence çok ciddi bir sembolik anlamı var. Bana göre yanlış bir şey yok. Pekâlâ Cuma namazı kılabilir. Cuma namazı sadece iktidar partisi yöneticilerine hasredilmiş bir şey değil ve böyle bir şeyde Cuma namazının ardından Birinci Meclis’e yürümenin çok sayıda sembolik anlamı var. Tabii burada Birinci Meclis meselesi gündeme gelince, bu Lozan’ın yıl dönümü vesaire, bu sefer de ”Yeni lâfı nerede duruyor?” diye birtakım eleştiriler gördüm. Bunların bir yere kadar anlamı var ama bir yerden sonra bu hareketin Cumhuriyet Halk Partisi’nin mirasını, özellikle Atatürk’ü geri planda tutma gibi bir durumu olamaz.
Şunu kabul etmek lâzım, kendisine nasıl bakarsanız bakın şu anda Türkiye’deki en büyük realite hâlâ Mustafa Kemal Atatürk, özellikle gençlerde. Mustafa Kemal Atatürk’ü geride bırakan bir muhalefet partisinin bir şansı olacağını açıkçası sanmıyorum. Hele onu karşısına alanın hiçbir şansı olmaz. Bu anlamda bu tür referansların bir anlamı var ama ”yeni” konusunda, tekrar ona gelelim; 91 milletvekili var, Özgür Özel dâhil. Onlar kurdu, yeni yüz yok. Buna lâf edenler oldu ama şunu görüyoruz yaptıkları açıklamada; önümüzdeki günlerde yeni yüzler göreceğiz, öyle anlaşılıyor. Şu anda daha garantili, sağlama alarak milletvekilleriyle bunu yaptılar ve 91 milletvekiliyle şu anda Meclis’te grubu bulunan ikinci büyük parti oldular ve ana muhalefet partisi olmaya ulaştılar. Bu önemliydi.
Cumhuriyet Halk Partisi de bu hâliyle Meclis’teki parlamenter sayısı anlamında 5. sıraya düşmüş oluyor. Yine de şunu bekliyor insanlar; bakalım kimler gelecek, kimleri göreceğiz, neler söyleyecekler… Bu konuda şimdi ilk günden bunların işareti pek yok. Onu özellikle vurgulamak lâzım. İktidar kanadından resmen bir açıklama şu ana kadar görmedim ama iktidar yanlısı birtakım gazeteciler, şunlar bunlar, danışmanlar vesaire çok bir panik hâlinde, yok işte ”Yeni Rakı”ya benzetenler, şu bu, buna lâf yetiştirmeye, partiye lâf yetiştirmeye çalışıyorlar. Bunun çok anlamlı olmadığı muhakkak ama şöyle bir anlamı var; hoşlarına gitmedi. İstiyorlardı ki CHP’de kalsınlar. İstiyorlardı ki CHP’de kalmasalar bile daha az milletvekiliyle kendilerine daha az güvenerek çıksınlar. Bu arada birtakım şöyle çıkışlar var; isimleri biliyorsunuz, işte Yılmaz Özdil, Cüneyt Özdemir, ”Bunları kim tanıyor?” diye bir çıkış yapıyorlar, ”Özgür Özel’den başka kimi tanıyor?” Allah için şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi’nde Recep Tayyip Erdoğan ve Numan Kurtulmuş dışında kimi tanıyorsunuz? Belki Ömer Çelik. Bakanlardan kaçının adını sayabiliyorsunuz? Yani şimdi bir tarafta çok popüler isimlerle bir şey var, mesela MHP’de Devlet Bahçeli, belki Feti Yıldız, başka kim? Yok, artık Türkiye’de siyaset büyük ölçüde böyle gidiyor. Bunu söylediğiniz zaman, tabii ki ben de birçok yayında bunu söyledim, birtakım başka yüzlerin de ortaya çıkması lâzım ama bunu baştan ”bu parti aslında yeni değil” diye damgalamak aşırı zorlama ve açıkçası bu partinin çıkışından hoşlanmamak anlamına geliyor. Neden hoşlanmıyorlar? Bir CHP’nin ya da bir AKP’nin hoşlanmama nedenlerine benzer olabilir. Buna benzer birtakım kişileri daha fazla göreceğiz.
Bu arada tabii merak edilen, önümüzdeki günlerde özellikle belediye başkanlarından kimler gidecek, kimler kalacak gibi hususlar var. Benim ilk günden gördüğüm, ki bunu Yeni Parti adına açıklama yapanlar da bir şekilde söylediler, bu partinin önünde çok ciddi engeller olacak. Daha önce de vardı, yerel seçim sonrası Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik 19 Mart ve 21 Mayıs iki ayrı büyük darbe; bu partinin de işi kolay olmayacak. Yine hukukî anlamda bir yığın sorun bu partiyi bekliyor olacak. Özellikle tercihini bu partiden yana yapan, Yeni Parti’den yana yapan belediye başkanlarının işi çok zor. Milletvekillerinin hadi dokunulmazlıkları var. Belki dokunulmazlıklar, hep o konuşulan, o olayda da birtakım gelişmeler olabilecek. Ama ben ilk günden şunu gördüm; iddialı bir çıkış ve bu iddialı çıkışı baştan engelleme yolunda birtakım hazırlıklara tanık olabiliriz. Yargı üzerinden, özellikle yargı üzerinden birtakım engellemelere tanık olabiliriz. Çünkü bu partiyi, Yeni Parti’yi Kılıçdaroğlu’nun CHP’si bertaraf edemez, ona meydan okuyamaz. Diğer iktidarda olmayan partiler, dün bunu biraz ele aldım, ne İYİ Parti, ne Zafer Partisi, ne Anahtar Parti, bunların da Yeni Parti’nin yarattığı havaya rakip olabilmeleri, ondan biraz bir şeyler çalabilmeleri çok mümkün gözükmüyor. Tam tersine Yeni Parti’nin onların en azından tabanından bayağı bir şeyi alabilme potansiyeli var
Ve tabii ki siyasi iktidar Yeni Parti’ye karşı siyasi olarak ne söyleyebilir? Şu olabilir en fazla; en büyük sıkıntı olan ekonomi konusunda insanların yüzünü güldüren birtakım düzenlemeler, adımlar… Bu yapılabilir mi? Uzmanlık alanım değil ama pek sanmıyorum. Dolayısıyla şu hâliyle ilk günden Yeni Parti Türkiye’de siyasetin gündemini belirlemeye, en önemli, en önde gelen aday olarak çıktı. Ama çok zor; çok hata yapabilirler ve tabii ki yeni saldırılara maruz kalabilirler. Fakat şunu unutmamak lâzım: Gerek 19 Mart gerek 21 Mayıs sonrasında karşılaştıkları saldırılara karşı gösterdikleri direnç ve mücadele ile durumu pekâlâ kendi lehlerine çevirebildiler. Her zaman olmasa bile büyük ölçüde bunu yapabildiler. Dolayısıyla, hani ne denir, “öldürmeyen güçlendirir” sözünü burada da geçerli görebiliriz. Pekâlâ siyasi iktidarın yeni saldırılarını da bertaraf edebilirlerse önleri iyice açık olabilir. İlk günden ben bunu gördüm. Beklenen bir şeydi. Çok şaşırtıcı bir şey yoktu sanki ama ilk günden falso da yoktu ve insanlar bekledikleri şeyin gerçekleştiğini gördüler. Özellikle Yeni Parti’ye gönül veren, ona destek olacak olan kesimler, bu ”logo kötü olmuş, şuymuş buymuş” gibi teferruatlara çok fazla aldanmadan, onlara takılmadan bayağı mutlu bir şekilde kervana dâhil olacağa benziyorlar. Önümüzdeki günlerde CHP’nin üye sayısı ve yeni partinin üye sayısı rakamlarının bolca konuşulduğunu göreceğiz ve orada da zaten olay kendisini gösterecek.
Bugünün ithafı… Daha önceden duyurmuştum; Sidney Poitier’den bahsederken Amerikan sinemasındaki African-Amerikan yani siyah oyuncularda başka isimler de var deyip Denzel Washington’ı söylemiştim. Evet sıra nihayet geldi. Çok etkileyici bir oyuncu. Şu anda 72 yaşında. Her rolün altından kalkan bir oyuncu. 1.85’miş boyu, bayağı bir uzun. Ve çok az, burada güldüğüne bakmayın, çok az komedide gördüm ben onu ama esas olarak polisiyelerde, dramlarda gördük. Mesela bir ”Pelikan Dosyası” var Julia Roberts’la. Evet görüyorsunuz. Bu çok çarpıcı bir film. Ve Türkiye’de de malum Ahmet Davutoğlu da böyle bir Pelikan dosyasıyla başbakanlığı kaybetmişti. Onun dışında Tom Hanks’le oynadığı bir ”Philadelphia” var. O da çok çarpıcı bir filmdi. Ethan Hawke ile oynadığı bir ”Training Day” var. Neydi? Bir polis, kötü polis. Nasıl deniyor ona? Yozlaşmış polis öyküsü. Bu da çok etkileyici bir filmdi. Ama ”American Gangster” var mesela. Orada da Russell Crowe’la oynadılar. O kadar çok filmi var ki ve ben onun oynadığı ve hoşlanmadığım film açıkçası pek hatırlamıyorum. Hâlâ oynuyor. Yönetmenlik, daha çok yapımcılık da yapıyor ama esas olarak oyuncu, çekirdekten oyuncu. Televizyon dizileriyle başlamış ve Amerika Birleşik Devletleri’nde hep horlanmış, ezilmiş, küçük görülmüş siyahların, Afrikalı Amerikalıların en gözde isimlerinden birisi olarak saygıyı ve takdiri hak ediyor. Kendisine ben de buradan saygılarımı ve takdirlerimi iletiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








