Bakan Ziya Selçuk “Salgın bitse de uzaktan eğitim devam edecek” dedi – Uzmanlar, veliler, öğrenciler ne diyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, uzaktan eğitimin kalıcı olacağını duyurdu. Bakan Selçuk, “Salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak. EBA altyapımızı güçlendirdik” dedi. 

Salgınla birlikte başlayan uzaktan eğitim süreci 23 Mart 2021 tarihi itibarıyla bir yılını doldurdu. Eğitim ve öğretim bir yıldır ağırlıklı olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden devam ediyor.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, uzaktan eğitim süreci hakkında bir gazeteye konuştu. Selçuk, uzaktan eğitim sürecini, “Eğitim yılı birinci dönemi itibarıyla canlı ders düzenleyen öğretmen sayısı toplamı 884 bin 804 oldu. Öğrencilerin bu derslere katılım yüzdesi, ilkokul seviyesinde yüzde 66, ortaokul seviyesinde yüzde 73, lise seviyesinde yüzde 77 olarak gerçekleşti” diyerek özetledi.

Bakan Selçuk konuşmasında, salgın bitse de uzaktan eğitimin kalıcı olacağını duyurdu.

“İlkokul, ortaokul ve anaokulu kademesinde uygulanamaz”

Eğitimcilerden Selçuk’un açıklamalarına tepki geldi. Uzaktan eğitimin anaokulu, ilkokul ve ortaokul kademesinde uygulanamayacağını belirten eğitimci Hatice Yılmaz görüşlerini şöyle açıkladı:

“Öğretmenle öğrenci sürekli etkileşim halinde olmadan ilkokul çocuğunu eğitime motive etmemiz, eğitime bağlayabilme şansımız mümkün olmuyor maalesef. Ortaokulda beş ve altıncı sınıflarda çok uygun görmüyorum ama yedi ve sekizinci sınıflarda sadece teorik derslerin bir bölümünde kullanılabilir. Aynı şekilde lisede de teorik derslerin bir bölümünde kullanılabilir. Örneğin matematik öğretiminde kullanamazsınız, okuma-yazma öğretiminde kullanamazsınız. Yedi, sekiz ya da lise sınıflarında sosyal bilgilerin belirli konuları çevrimiçi belirli bir bölümü yüz yüze yapılabilir. Çocuk sınıf içinde arkadaşlarıyla etkileşimle öğreniyor. 16 kişi, 17 kişi, 20 kişi, 25 kişi sınıfta olduğunda bir öğretmenin anlattığı konu ile ilgili sorular sorup kendi aralarında gerektiğinde grup oluşturarak çalışıyorlar. Ama bütün bunlar olmayınca öğrenme tamamlanamaz, eksik kalır.”

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Üyesi Soner Yıldırım ise uzaktan eğitimin geleceğin eğitim şekli olduğunu fakat bunun salgın öncesinde yapılması gerektiğini söyledi.

Yıldırım, “Bu ileride öğrenmenin şekli. Lisede, üniversitede çocuklara bu kültürü kazandırmamız gerekiyordu ama yokmuş gibi davrandık. Salgın ile birlikte mecburi çevrimiçi eğitime geçtik. ‘Bu çok iyi, son bir yılda salgın yüzünden çok iyi uzaktan eğitim yaptık, çok da etkili oldu, çocuklar daha iyi öğrendi, biz o yüzden devam edeceğiz’ diyemezsiniz çünkü elinizde bir veri yok. ‘Uzaktan öğretime devam edeceğim’ dediğiniz kısım da daha çok tanımlar, ben öyle anlıyorum. Çocuk bunları evde kendi de dinleyebilir ama ‘Çocuk okula geldiğinde anlamlı bir eğitim yapacak’ denmesi lazım” diye konuştu.

Veliler ve öğrenciler yüz yüze eğitim istiyor

Uzaktan eğitimin kalıcı olma ihtimaline aileler ve öğrenciler de tepki gösterdi.

Medyascope’a konuşan bir veli konuyla ilgili, “Ben veli olarak birebir eğitimden yanayım. Benim çocuğumun not ortalaması 90’dan aşağıya düşmezdi, sorumluluğunu bilen, çalışan bir çocuk ama maalesef uzaktan eğitimde notları biraz düştü. Motivasyonu düştü. Oğlum 80 aldığı zaman bile üzülen bir çocuk. Hayatın her anlamı not değil ama ben birebir eğitimden yanayım. Bu durumdan kötü bir şekilde etkilendik” dedi.

Başka bir veli de uzaktan eğitim hakkındaki düşüncelerini, “Çocukların her şeyden önce sosyalleşmesi gerekiyor, göz teması ve tensel temas kurmaları gerekiyor. Öğretmenlerinden ziyade önce arkadaşlarıyla o sosyalliğe girmeleri gerekiyor. Uzaktan eğitim sadece eğitim veriyor, öğretim veremiyor. Ders süreleri çok sınırlı, çocuklar sormak istediklerini soramıyor, internet sıkıntısı oluyor. Uzaktan eğitimin yararlı olduğunu düşünmüyorum. Uzaktan eğitim bir senedir çocuklara hiçbir şey katmadı” diyerek açıkladı.

“Arkadaşlarımızı özlüyoruz”

Uzaktan eğitim hakkında düşüncelerini ifade eden bir ilkokul öğrencisi ise “Arkadaşlarımızı özlüyoruz, onlarla gerçekten sosyalleşmemiz lazım. Ders sınırımız olduğunda bazen Zoom’un süresi bitiyor ve öğretmen tekrar başlatmak için uğraşıyor” dedi.

İnternette yaşanan sorunlara dikkat çeken başka bir öğrenci de “Okulda olmak daha iyi çünkü hem ders açısından hem de arkadaş, sosyal ortam için daha iyi. Uzaktan eğitim çok zor oluyor. İnternet sıkıntısı, dersin süresi vesaire çok sıkıntı oluyor” diye konuştu.

“Teknoloji, içerik, insan sırasıyla gittiğinizde bir şey elde edemezsiniz”

ODTÜ Öğretim Üyesi Soner Yıldırım, eğitimin içeriğinin önemine de dikkat çekti. Yıldırım, eğitim hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getirdi:

“Uzaktan öğretimde herkesin tecrübesi aynı değil. Geliri yüksek ailenin çocuğunun tecrübesi ile orta ve dar gelirli ailelerin çocukları aynı tecrübeyi yaşamadı. Şimdi siz bu kötü tecrübe yaşamış insanlara, ‘Bakın daha bu ne ki ileride hep böyle olacak, sizin bu tecrübeniz devam edecek’ hissi veriyorsunuz anlamsızca. Gereksiz yere uzaktan öğretime karşı bir algı oluşturuyorsunuz, negatif bir algı. Kalkıp da ‘Ben şu dersleri uzaktan yapacağım’ dediğinizde size ‘Niye bu dersler?’ diyecekler. Eğitimde kaliteyi artırmayı düşünüyorsanız onun sırası insan, içerik, teknolojidir. Kaygılarınız bu sırayla gider. Teknoloji, içerik, insan sırasıyla gittiğinizde bir şey elde edemezsiniz. Çocuklara niye kesirleri öğretemiyorsunuz, bizim çocuklarımız fen dersi almayı niye sevmiyorlar, 12 yıl İngilizce dersi veriyorsunuz, bizim çocuklarımız niye İngilizce öğrenemiyor? Sizin sorunlarınız bunlar. Şimdi siz bu yapamadıklarınıza ‘Nasıl yaparım?’ diye cevap ararken teknolojiyi burada nerede kullanabileceğinize o zaman kafa yoracaksınız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus