CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir avuç insan tarafından soyuluyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin bugün (30 Mart) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında konuştu. Gündeme dair önemli açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, uyuşturucu madde kullanırken görüntülenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) büro personeli Kürşat Ayvatoğlu’yla ilgili, “AKP’nin yarattığı gençler var. Her türlü yolsuzluğu, vurgunu görüyorlar. ‘Benim neyim eksik?’ diyor, ‘Hırsızı büyükelçi yapıyorlarsa beni de yükseltirler’ diyor. Ortaya çıkan tablo tepeden tırnağa bir vurgun tablosudur” dedi. İktidarın koronavirüs ile mücadele stratejisini de eleştiren Kılıçdaroğlu, “Devleti yöneten insanlar söylem ve eylemleriyle topluma örnek olmalıdır. ‘Salgın var, sosyal mesafeyi koruyalım’ dedi. Sonra lebaleb dolu salonlarla övündü. Şimdi tüm şehirler yeniden kırmızıya döndü” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Devlet ilim ve irfanla yönetilir, kinle nefretle yönetilmez”

Devleti yönetenlerin halkın eleştirilerine tahammül etmek zorunda olduğunu belirten CHP lideri Kılıçdaroğlu, iktidarı eleştirdiği için bir kişiyi hapse mahkûm etmenin “çağdaş devlet” anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Devleti yönetenler eleştirilere tahammül etmek zorundadır. Eleştirilen bir iktidar eksiğinin ne olduğunu öğrenir. Eleştirdi diye bir insanı hapse atmak çağdaş devletlerde söz konusu değildir. Yönetim organizasyonun başında iktidar vardır. Kurallar çerçevesinde devleti yönetir. Ancak devlet bilgiyle, gelenekle, ilimle, irfanla yönetilir. Devlet ahlak ve adaletle yönetilir. Devlet kinle ve öfkeyle yönetilmez” dedi.

“Bu salonları lebaleb kim doldurdu, Türkiye neden kırmızı oldu?”

AKP ve MHP kongrelerinde koronavirüs önlemlerine dikkat edilmediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Devleti yöneten insanlar söylem ve eylemleriyle topluma örnek olmalıdır. ‘Salgın var, sosyal mesafeyi koruyalım’ dedi. Sonra lebaleb dolu salonlarla övündü. Şimdi tüm şehirler yeniden kırmızıya döndü. ‘Kar yağdı mikroplar öldü’ diyordu, ülkeyi kıpkırmızı hale getirdi. Akla bakın Allah aşkına! Şimdi kapanma başlıyor. Esnaf kardeşim, bu tabloyu senin vicdanına havale ediyorum. Sen bu ülkenin orta direğisin!” diye konuştu.

“Türkiye’de 10 milyonu aşkın işsiz var”

Koronavirüs salgınıyla artan işsizliğe de değinen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “AK Parti’ye geçmişte oy veren kardeşlerime sormak isterim. 19 yıl devleti yönetecek, 10 milyonun üzerinde işsiz yaratacak. Sarayda oturanlar bu tablonun acaba farkında mı? Benim içim yanıyor ama onların içi yanmıyor. Temel sorunumuz da bu. Devleti yönetenler Türkiye’nin ekonomik ve siyasal bağımsızlığına özen göstermek zorundadırlar. Devleti yöneten kadro, bağımsızlığı korumak ve devleti, yurttaşları bir avuç kişiye mecbur etmemek zorundadırlar. 83 milyon kişiyi Londra’daki bir avuç kişiye hizmet eder hale getirdiniz.

“İktidar olduğumuzda ilk yapacağımız işlerden biri Borçlar Genel Müdürlüğü’nü kapatmak olacak”

Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Yüz milyarlarca lira faiz ödeyeceğinize, iyi bir politika ile Türkiye’de o parayı yatırıma dönüştürseydiniz ne olurdu? Borç alan emir alıyor. Türkiye, emir aldıkları için bu hale geliyor. Sözüm sözdür, iktidar olduğumuz zaman ilk yapacağımız işlerden biri Borçlar Genel Müdürlüğü’nü kapatmaktır. Yeter artık!”

“Devleti yönetenler kendi çıkarları için Türkiye Cumhuriyeti’ni feda edemezler”

Türkiye’nin dış politikasına dair açıklamalar yapan Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

Devleti yönetenler kendi çıkarları için Türkiye Cumhuriyeti’ni feda edemezler. Kalkıyorsunuz Mısır’la kavga ediyorsunuz, Suriye ile kavga ettiniz ne oldu? 40 milyon doları Suriyeliler için harcadınız ne oldu? Türkiye ne kazandı? İdlib’de şehitlerimiz oldu, hesabını sormaktan bile korktular. Rusya’ya gidip Putin’in kapısının önünde dakikalarca beklediler. Bu mu hesap sormak? AK Partili kardeşlerime özellikle sesleniyorum, Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı, 33 şehidimiz var, vuran Rusya ve sen gidiyorsun Putin’in kapısında dakikalarca bekliyorsun. ‘Ben itibar kazandırdım’ diyorsun, ne itibarı? Ağırıma gidiyor. Sizde hiç vicdan, karakter yok mu? Hesap sorulacak yerde hesap vermeye gidiyorsun.

İhvancı dış politika senin neyine? İslam dünyasının terörist kabul ettiği insanları getirip İstanbul’da ağırlıyorsun. Kaybeden kim? Türkiye. Saraydakiler oturuyor. Emin olun yüzleri bile kızarmaz bunların. Türkiye Cumhuriyeti Devleti soyuluyor. Bir avuç insan tarafından soyuluyor. İşi ehline vermek, aynı zamanda bir işin en sağlıklı şekilde yapılması ve bitirilmesi demektir.”

“O zorba gidecek, İstanbul Sözleşmesi geri gelecek”

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini sert sözlerle eleştiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Bir gece yarısı, bir kararla TBMM iradesine ipotek kondu mu? Kondu. İstanbul Sözleşmesi ne oldu? Meclis Başkanı’ndan bir haber var mı? Cesaret edemiyor, koltuğunu ona borçlu da ondan. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne değil bir kişiye hizmet ediyor. AKP’li ve MHP’li vekiller bir kişiye hizmet ediyor. Saraya hizmet edenler milletin vekili olamazlar. Biz milletin vekiliyiz. Yine ifade edeyim: O zorba gidecek İstanbul Sözleşmesi geri gelecek” dedi.

“Ergene Nehri’nin suyunu saraya bağla”

Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Su Şurası’nı açtılar. ‘Suyu korumak, vatanı korumaktır’ diyor Sayın Erdoğan. Ergene Nehri ile ilgili TBMM’ye bir soru önergesi verilmişti. 3 Kasım 2020’de Erdoğan bir açıklama yapıyor, ‘Artık Ergene Nehri’nde tamamen arıtılmış içme suyu kalitesinde su var. Bu durarak yapılmadı, bu Bay Kemal’in mantığı ile olmaz. Bu emek ister, çalışma ister. İşte netice ortada’ diyor. O zaman bir çağrım var. Ergene Nehri’nin suyunu saraya bağla, o suyu iç.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus